show episodes
 
(Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbı dört kısımdan meydâna gelmişdir. I. kısım; Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (İ’tikâdnâme) kitâbının tercemesidir. (Hadîs-i Cibrîl) adı verilen; islâmın beş şartını ve îmânın altı şartını anlatan bir hadîs-i şerîfin açıklamasıdır. Ayrıca Şerefüddîn Yahyâ Münîrinin iki mektûbu, Allahü teâlâ vardır, birdir, konuları vardır. II. kısım; (Müslimânlık ve Hıristiyanlık) kitâbıdır. Burada Peygamberler, kitâblar, dinler, (Yehûdîlik, hıristiyanlık ve islâmiyyet) ha ...
  continue reading
 
Bu kitâb, derin âlim ve büyük velî Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin, “ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE Lİ-TAKVİYET-İ EHLİL-FÜTÜVVE” adlı kitâbının tercümesidir. Kitâbda, bir mukaddime, yedi bölüm, bir hâtime vardır: 1) Mukaddime: Nebî ve mürsel kelimelerinin ma’nâlarını ve bunlara bağlı şeyleri açıklamakdadır. 2) Birinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan evvel, Peygamberliğine delîl olan alâmetler hakkındadır. 3) İkinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve ...
  continue reading
 
Loading …
show series
 
Efendimiz (s.a.v.) buyururlar ki: “Sizden hiçbirinizyaptığı iş karşılığında cennete giremez.” “Sen de miey Allâh’ın Resûlü!” dediler. “Evet, ben de” cevabınıverdi. Ve: “Ancak Rabbim beni rahmet ve fazlı ile kuşatırsa girerim” (Müslim) buyurdu.Bizzat Peygamber (s.a.v.) “ben dahi yaptığım işkarşılığında cennete giremem” buyuruyorsa diğer insanların d…
  continue reading
 
Evliliğe flört ederek adım atmayı savunanlar hayli fazladır. Ancak flört ederken evliliği gözetenler, birbirini gereğinden fazla kandırırlar. En azından ilk zamanlarda kim olduklarını, ne düşündüklerini, neye inandıklarını birbirindengizlemeye çalışırlar.Flört sırasında “Tam istediğim gibi. Her konuda uyumsağlıyoruz.” denir. Fakat sorunlar, genelli…
  continue reading
 
İnsanların bayrâm namâzı kılınan yere toplanmalarından ibret almalı, kabirlerinden kalkıp herbiri bir hâlde akınakın mahşer yerine gidip toplanmayı göz önüne getirmelidir.Mu’az bin Cebel (r.a.) diyor ki: Resûlullâh (s.a.v.)’denNebe’ Sûresi, on sekizinci Âyet-i Kerîme’sini: “Sûrun üfürüldüğü gün akın akın gelirsiniz” suâl ettim: “Yâ Mu’az!Büyük bir …
  continue reading
 
Nâfi’nin İbn-i Ömer (r.a.)’den rivâyet ettiğine göre derki: Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allâhü TeâlâArefe günü kullarına nazar eder. Kalbinde zerre kadarîmânı olan kimseyi bırakmayıp mağfiret eder.” İbn-iÖmer’e (r.a.): Bu mağfiret insanların hepsi için mi, yoksa Arafat’ta bulunanlar için midir? dediğinde, İbn-i Ömer(r.a.): “Belki bütün …
  continue reading
 
Kurbân bayramının arefe gününün sabahnamâzından itibâren bayramın dördüncü günününikindi namâzına kadar yirmi üç vakit farz namâzlardansonra bir def‘a:“Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâ ilâhe illâ’llâhüva’llâhü ekber, Allâhü ekber ve li’llâhi’l hâmd”diye tekbîr alınır ki, buna teşrîk tekbîri denir. Teşrîktekbîrleri, âlimlerin birçoğuna göre vacîbdir.(…
  continue reading
 
Kurbân bayramının arefe gününün sabah namâzındani‘tibâren bayramın dördüncü gününün ikindi namâzına kadaryirmi üç vakit farz namâzlardan sonra def‘a:“Allâhüekber,Allâhüekber, Lâ ilâhe illâ’llâ huva’llâhu ekber, Allâhü ekber veli’llâhi’l hamd”diye tekbîr alınır ki, buna (teşrîk tekbîri) denir.Teşrîk tekbîrleri, âlimlerin birçoğuna göre vacîbdir.Aref…
  continue reading
 
Emîr-ül Mü’minîn Ali (k.v.) ve Ebû Saîd ve İmrân binHasîn (r.a.e.), Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den şöylebildirirler: “Gözlerinin ışığı hanımların efendisi, kerîmesiFâtıma (r.anhâ)’ya: “Ey Fâtıma! Kalk! Kurbanının yanınagit! Muhakkak ki, kurbanından yere damlayan ilk kandamlası ile ömründe işlemiş olduğun her günâh mağfiret olunur. Muhakkak yarın …
  continue reading
 
Nebi (s.a.v.) Efendimiz mü’minlere karşı öyle büyük birsevgisi vardır ki, bu hususta Cenâb-ı Hâkk, Kitâb-ı Kerim’inde; “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çokağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı daçok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe s. 128) buyurmaktadır. Başka bir âyet-i keri…
  continue reading
 
Hz. Peygamber (s.a.v.), söz, fiil ve takrirleri ile açıklamakla görevli olduğu konuları beyân etmekteydi. Âyet-ikerimede şöyle buyrulur: “Sana da insanlara gönderileni açıklayasın diye Kur’ân’ı indirdik.” (Nahl s. 44)Hz. Peygamber (s.a.v.) bazen sözlü beyânda bulunurdu. Meselâ talâkla ilgili hadislerinde: “Allâh’ın, dikkate alınarak kadınları boşan…
  continue reading
 
Rivayet olunur ki Hz. Peygamber (s.a.v.) bir keresindeashâbı (r.a.e.) ile birlikte oturuyordu. Resûlullâh (s.a.v.)konuşmasını keserek gökyüzünün derinliklerine doğrubir süre baktı. Sanki kendisine vahiy geliyor veya kulağına söylenen bir fısıltıyı dinliyordu. Bir süre sonra ashâbı(r.a.e.)’e dönerek: “Şimdi bulunduğunuz yere cennethalkından birisi g…
  continue reading
 
Hacca gitmeye gücü yeten insanlara, Beytullâh’ı ziyâret etmek Allâh (c.c.)’un bir emridir. Kim Allâh (c.c.)’un emrini inkârederse, şunu bilsin ki, Allâh (c.c.)’un hiç kimseye ve hiçbir şeyeihtiyacı yoktur. Hâkk Teâlâ: “Onda apaçık deliller, Makâm-ıİbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allâh’ın…
  continue reading
 
Allâh (c.c.) katında günlerin en fazîletlisi, Zilhicce ayının ilk on günüdür. Sâlih amellerin, hiçbir vakitte, bu günlerkadar makbul olmaz. Bu on günün büyüklüğündendir ki,Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîmi’nde: “Velfecri ve leyâlin aşrin...” diye yeminle buyuruyor.Enes bin Mâlik (r.a.)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Bugünlerin herbiri, fazîlette bin g…
  continue reading
 
Hz. Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) vâlidemiz, rivâyet ettikleri hadîste,Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in şöyle müjde verdiklerini haberveriyorlar: “Zilhicce’nin ilk on gününün gecelerinden biriniihyâ etmesi, o kimsenin bir seneyi hacc ve umre ibâdetiyleihyâ etmesi gibidir. Bu (dokuz) günlerden bir gün oruç tutması, senenin öbür vakitlerinde ibâdetle meşgûl…
  continue reading
 
Başkasından aldığında, kerih göreceği bir malı sadaka vermemelidir. Allâhü Teâlâ: “Onlar Allâhü Teâlâ’yakendilerinin bile hoşlanmadıkları şeyi isnad ederler”(Nahl s. 62) buyurmaktadır. Resûlullâh (s.a.v.) de: “ElbetteAllâhü Teâlâ tayyibdir. Ancak tayyib olanı kabul eder”buyurmuştur. Bunun için kendisinin beğendiği malı sadaka vermelidir. Alî bin Eb…
  continue reading
 
Allâh (c.c.), Resûlullâh (s.a.v.)’in hanımlarıyla başkalarının ilişkilerinde kesin hükmünü hicab âyeti ile inzâl buyurmuştur.“Bir de O’nun zevcelerinden, lazım olan bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyiniz. Bu şekilde istemeniz, hem sizin hem de onların kalpleri için entemiz bir harekettir.” (Ahzâb s. 53)Yani herhangi bir mü’min dîn …
  continue reading
 
Mürşid-i kâmil olmadığı hâlde mürşidlik ve şeyhlik iddia edenler, hakikatte yol kesen eşkıyâlardır. Bir yerden biryere giden kişi veya kervânların yolunu kesip onların değerli eşyâ ve paralarını alan haramzâdelere “kutta-i tarik”(yol kesen) eşkıya denilir.Bu sahte şeyhler, yol kesen eşkiyâlardan daha tehlikelive daha zararlıdırlar. Çünkü eşkiyâ yol…
  continue reading
 
Sahâbelerin küçük ve genç yaştaki çocuklarının din coşkuları aslında büyüklerin terbiyesinin meyvesiydi.Ana, baba ve akrabalar şefkat adına çocukları mahvedip,zayi edecekleri yerde, en baştan onların dini durumlarını gözetip, onları uyarmış olsalar, o zaman dinin emirleri çocukların kalplerine yerleşir ve büyüyünce de o şeyler alışkanlıkhaline geli…
  continue reading
 
Resûlullâh (s.a.v.)’in “Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu”dediği rivâyet olunmuştur: “Her kim benim dostuma düşmanlık ederse, ben de ona harb ilân ederim.” Resûlullâh(s.a.v.) buyurdu: “Ey müstakbel (benden sonraki) müslümanlar! Ashâbıma sövmeyin, sizden birinin Uhud dağıkadar altın sadaka verdiği farzedilse, bunlardan birisininiki avuç sadakasının fazîlet…
  continue reading
 
Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor. “Allâh’ın, bir kısmınızıbir kısmınıza onunla faziletli kıldığı şeyi temenni etmeyin...” (Nisa s. 32) Allâhü Teâlâ, herkesin Allâh (c.c.)’un kısmetine, taksimine râzı olmasını emrediyor; aksi hâlde kişi,hasede düşmüş olur.Bu âyetin iniş sebebi olarak zikredilenlerden biri şudur:Allâh (c.c.), mîrasta kadının hissesini er…
  continue reading
 
Müslüman bir kimsenin sahip olabileceği ana-babalar çeşit çeşittir. Bir kısmı İslâmi kural ve kâidelereuygun yaşar ve evlâdına herhangi bir sorun çıkarmaz. Bir kısmı İslâmi kural ve kâidelere kısmen uygunyaşar ve evlâdına çeşitli sorunlar ortaya çıkarır. Birkısmı İslâmi kural ve kâidelere uymaz ama evlâdınasorun da çıkarmaz. Bir kısmı ise hem İslâm…
  continue reading
 
29 Mayıs’da Sultan Menmed Han, sabah namazındansonra güneş yükselince iki rek’at namaz kılarak kılıcınıkuşanıp ata bindi ve askerlerine; “Şimdi parlak bir cihâdiçin birbirinizi teşvik ediniz, zafer için üç şart esastır. Niyetinizi hâlis edip, emirlere itaat ediniz. Yâni tam bir sükûnetve intizâm ile verilen emirleri eksiksiz icra edip, yaptırınız, …
  continue reading
 
Türk-İslâm târihinde çok önemli bir yer tutan İstanbul’un fethi, İslâmiyet’le birlikte ortaya çıkan mukaddes bir ideâl, yücebir gâyedir. Bu ulvî gâye uğruna önce Arablar, sonra da Türklerİstanbul surları önünde seve seve can verdiler.İstanbul, 1453 senesine kadar çeşitli millet, devlet ve topluluklar tarafından birçok defa muhasara edildi. Peygambe…
  continue reading
 
Hz. Osman (r.a.)’in hayatını inceleyen kimse görecektirki, onun yönetimdeki siyaseti yumuşaklık ve öğüt vermekistikâmetindeydi. Hz. Ömer ve Hz. Ebû Bekir (r.a.e.) döneminde olduğu gibi keskinlik, kesin tavır ve korkutma siyaseti gütmüyordu.Onun bu siyasetinin belirtilerini halife seçildikten sonra yaptığı şu konuşmada görmek mümkündür: “Sizler yoko…
  continue reading
 
Güvenilir râvilerin birbirinden nakledegeldikleri Resûl-iEkrem (s.a.v.)’in sohbetleri, konuşmaları, hitâbeleri,duâları, kendisine sorulan sorulara verdiği cevapları,yaptığı antlaşmalarda kullandığı ifâdeleri bir başkasıylakıyaslanamayacak kadar mükemmeldir. Allâh’ın Elçisi(s.a.v.) düzgün konuşup, etkili ve yerinde söz söylemehususunda erişilemez bi…
  continue reading
 
Modern yaşam bizden ne aldı ne götürdü dersek bunacevabın en somut haliyle hayatımızın kendisi olduğunu söyleyebiliriz. Modernizm müslüman yaşamında ikili bir dünyaoluşturdu. Dînî hayat bireysel kabullere indirgendi, cemiyethayatı ise zinhar dini her türlü argümandan soyutlanarakseküler bir dile itildi. Bu kabulün müslüman algısı ile uzaktan ya da …
  continue reading
 
İslâm biliminin altın çağının en büyük beyinlerindenbiri matematikçi, astronom, hekim, fizikçi ve “OptiğinBabası” İbnü’l-Heysem’dir. Tam adı Ebû Ali el-Hasanİbnü’l Hasan’dir. Orta çağ Avrupa’sında al-Hazen ya daal-Hacen olarak bilinir. 965’te Basra’da doğmuştur. 1039ya da 1040 tarihinde Kahire’de ölmüştür.Arap bilim adamı İbnü’l-Heysem’in çalışmala…
  continue reading
 
Ey hakikati arayan kişi! Bilmelisin ki İslâm dininin ikiyönü vardır: 1.Yasaklardan, kalb, beden ve şehvetle ilgiligünâhlardan kaçınmak. 2.İyilikleri, sevap, iyi, güzel işleriyapmak...Günâhlardan kaçınmak iyilikleri yapmaktan daha zordur. Zor olduğu için de haramlardan kaçınmanın sevâbıiyilikleri yapmaktan daha çoktur. İyilikleri herkes yapabilir.Am…
  continue reading
 
Yavuz Sultan Selim Hân’ın zamanında Anadolu ve Rumeli kazâskeri olan Sarı Gürz Nûreddîn Hamza Efendi’ninşiîler hakkında verdiği fetvâ şöyledir: “Hüvelmu’înBismillâhirrahmânirrahîm. Sevdiği kullarına yardım eden,düşmanlarını da kahreden Allâhü Teâlâ’ya hamdolsun.Peygamberlerinin en üstünü olan Muhammed (s.a.v.) veO (s.a.v.)’in âl’ine ve Ashâbı (r.a.…
  continue reading
 
11. Hayızlı veya lohusa bir kadın farz, vacip, sünnet,nafile hiçbir namaz kılamaz, tilâvet veya şükür secdesiyapamaz. Bunların edâlarını yapması gerekmediği gibi,daha sonra kazâlarını da yapması gerekmez. Buna rağmen vakit girdiği zaman abdest alıp namazını edâ edebileceği kadar oturup tesbih ve duâ ile meşgul olmasımüstehâptır.12. Farz veya nafile…
  continue reading
 
1. Kur’an okuma niyetiyle bir âyetten daha az olsa datilâvet yapamaz. Fakat Kur’an okumayı kastetmediği durumlarda, duâ niyetiyle kısa âyetleri veya şükretmek içi“elhâmdülillâh” bir işe bereketle başlamak için “bismillâh”diyebilir. Bu şekilde bir âyetten daha az miktarda Kur’an lafızlarını söylemek mekruh değildir. Uzun âyet okumak ise caizdeğildir…
  continue reading
 
İmam Şafii (r.âleyh) şöyle demiştir: “Resûlullâh(s.a.v.)’in, hadislerini dinlemeye, ezberlemeye ve başkalarına anlatmaya teşvik etmesi, sünnetin dinde deliloluşturmasını vurgulamaktan başka bir şey değildir. Zirahadisler; tutulması gereken helâlleri, kaçınılması gerekenharamları, tatbik edilecek hadlerin (cezaların) kimlereuygulanacağını, alınacak …
  continue reading
 
Talha b. Ubeydullah, Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in kabilesiolan Temimoğulları kabilesindendir. Talha kelimesininsözlük anlamı kerem sahibi olmaktır. Talha b. Ubeydullah (r.a.) o kadar ikrâm etmekle meşhur olmuştu ki ikrâmetmek mânâsına olan “Talha” kendisine ad ve lakap olmuştur. Kubeysa b. Câbir (r.a.) onun keremi hakkındaşöyle diyor: “Talha b. Ubeydull…
  continue reading
 
Vehb b. Münebbih (r.a.) şöyle anlattı. “Benî İsrail’debir âbit vardı. Şeytân onu ne kadar kandırmak istediysede gücü yetmedi. Bir gün, bir iş için dışarı çıktı. Şeytân daonunla beraberdi. Onun bir fırsatını yakalamak istiyordu.Şehvet tarafından girdi, öfke tarafından geçti, yine güçyetiremedi. Hiçbir şey yapamadı. Bu defa da onu korkutmak istedi. D…
  continue reading
 
Bu zamanda dinden çıkanlar ve dîni yanlış anlayanhafif akıllı kimseler, kadınların tesettürü aleyhindedirler.Bunlardan kimileri bile bile, kimileri de akıllarının hafifliğinden dolayı, kadınların bilinen tesettürünün dîne muhalif olduğunu söylerler ve derler ki:“Şeriat kadınların yüz ve ellerini yabancılara açmalarını mubâh kılmıştır. Yabancı erkek…
  continue reading
 
Rivayet olunur ki, ilk yılda namaz vakitleri oluncaAshâb-ı Kirâm (r.a.e.) kendiliklerinden gelip toplanırlardı. Namaz için davet yoktu. Sonradan Resûlullâh(s.a.v.) Efendimiz, ulu sahabelerle meşveret edip:“Halkı namaza ne şekilde dâvet edelim?” dediler. Bazıları, “Biz de Hıristıyanlar gibi çan kullanalım.Namaz vakitlerinde çanlar çalınsın” dediler.…
  continue reading
 
Kulun abdest veya teyemmüm alarak yatmasımüstehâptır.Selef ulemâsı, yatmadan önce misvâk kullanmayı müstehâp görüyordu. Çünkü Resûlullâh (s.a.v) bunuyapıyordu. Onun için selef, misvâklarını ve abdest sularınıyanlarında bulundurarak yatarlardı. Gece uyandıklarındahemen misvâk kullanır ve abdest alırlardı. Ayrıca onlar,tilâvet ve tesbihle Allâh (c.c.…
  continue reading
 
Batı kültür ve medeniyeti kodları göz önüne alınarak tanımlanmış pek çok kavram, İstanbul Sözleşmesi ve 6284sayılı yasa, 4721 sayılı yasa ve 5237 sayılı yasa üzerindenhukuk sistemimize ithal edilmiştir. Dolayısıyla sadece İstanbulSözleşmesi’nin feshedilmesi yetmez, onu referans alan tümyasalar feshedilmeli; kendi kültür ve medeniyet kodlarımızagöre…
  continue reading
 
Fukahanın bir kısmına göre, seferde meşakkât olduğundan dört rek’atli farzlar iki rek’at olarak kılınır, sünnetnamazlar da terkedilir. Ancak bu hususta muhtar olan kavilşudur: Yolculukta korku, endişe ve fazla sıkıntı varsa, sünnetler terkedilir; bu durumlar olmadığında kılınması evlâdır,daha iyi olur. Yani sefer hâlinde müsait durum varsa, sünnetl…
  continue reading
 
İbn-i Abbâs (r.a.) rivâyetiyle Resûlullâh (s.a.v.): “İstiğfarı kendisine lâzım bilen kimseyi, Allâhü Teâlâ, darlıktankurtarır, üzüntüsünü giderir, ummadığı yerden onu rızıklandınr” buyurmuştur. İstiğfar eden kimsenin malı hattâevlâdı da artar. Keşşaf Tefsiri’nde şöyle açıklanmıştır: “Dedim ki Râbbinize istiğfar edin. Çünki o çok mağfiret edicidir. …
  continue reading
 
Allah (c.c.), şeytânın, Âdem (a.s.)’a, onun neslindenkadın ve erkek herkese apaçık düşman olduğunu Kur’an-ıKerim’in pek çok âyetlerinde bildirmiştir. Özellikle Adem(a.s.) ve Havva validemize şeytânın yaptıklarını ArafSûresi’nin onuncu âyetinden başlayarak bizlere ibret verecek bir öğüt olmak üzere hikâye buyuruyor. Şeytânınkimlere (kâfirlere) dost …
  continue reading
 
İnsanın ilmi sınırlı olduğu için gücü de sınırlıdır. İnsangeleceği bilemez. Bundan dolayı ortaya çıkan problemlerin çözümü için yasalar çıkarır. Göremediği ve kendisine gizli olan problemlere dikkat etmez. Daha sonrazaman geçer ve göremediği, kendisine gizli olan buproblemlerle karşı karşıya kalır. İşte bu yüzden beşerikanunlar daima yeniden düzenl…
  continue reading
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in babası olup babası Abdülmuttalib (Şeybe)’dir. Annesi Fatıma binti Amr’dır. BabasıAbdülmuttalib o devirde Mekke hakimiydi. Zemzem kuyusunu yeniden ortaya çıkarıp, tamiri esnasında, on erkek çocuğa sahib olduğunda birini kurban etmeyi adamıştı. Arzusugerçekleştikten sonra, gördüğü bir rüya üzerine adağını hatırladı. Ku…
  continue reading
 
Tâbiînden Ebû Amr eş-Şeybânî (r.a.), Ashâb-ı Kirâm(r.a.e.)’den Abdullah ibni Mes’ûd (r.a.)’ın evini eliyle gösterdi, ardından da onun şöyle dediğini söyledi:Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.)’e: “Allâhü Teâlâ’nın en sevdiğiamel nedir?” diye sordum. “Vaktinde kılınan namaz.”buyurdu. “Sonra hangisidir?” diye sordum. “Ana babayaiyilik ve itaat etmek.” buyurdu. “…
  continue reading
 
Hâkk Teâla hazretleri; “Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline! Onlar insanlardan bir şey ölçüpaldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat kendileri onlarabir şey ölçüp yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.” (Mutaffifîn s. 1-3) buyurmaktadır. Dolayısıylaölçü ve tartının tam olmasına özen gösterilmelidir. Hattaherhangi bir hak gaspına …
  continue reading
 
Yahya Kemal diyor ki; Türkler yalnız mekânı değil, zamanı da fethetmesini bilen bir millettir. Nitekim Rumeli’yialıyorlar, biz burada yedi asır oturacağız diyorlar veoturuyorlar. Mısır’da dört yüz sene kalacağız diyorlarve kalıyorlar. Halbuki zamanı fethedemeyenler, gittikleriyerde pâyidâr olamıyorlar. İskender’in cihangirliği ancakyaşadığı sürece …
  continue reading
 
Âlimlerden biri (r.âleyh) şöyle demiştir: Sekiz şeyiyapmaktan âciz olan, diğer sekiz şeyi yaparak yapamadıklarının sevâbına kavuşsun.1. Gece namazı sevâbına kavuşmak isteyip de uyanamayan, gündüz Allâhü Teâlâ’ya isyân etmesin.2. Nafile oruç sevâbına kavuşmak isteyip de tutamayan, dilini boş sözden muhâfaza etsin.3. Âlimlerin fazîletine erişmek iste…
  continue reading
 
Mâlik (r.âleyh) anlatıyor: “Fakirler, Resûlullah (s.a.v.)’a birelçi gönderdiler. Elçi geldi, şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Benfakirlerin sana yolladığı elçiyim.” Dedi ki: “Sana ve yanlarından geldiğin kimselere merhaba. Sen, Allâh (c.c.)’unsevdiği kimselerin yanından geliyorsun.” O zât dedi ki: YâResûlallah, fakirler şöyle diyorlar: “Zenginler bütün …
  continue reading
 
Fâtiha’da sanki şöyle deniliyor: “Ya Rabbî! SadeceSana ibadet ediyoruz. Çünkü sen Allâhsın. Sadece Senden yardım taleb ediyoruz. Çünkü Sen Rabb’sın. Bizidosdoğru yola hidayet et, çünkü Sen Rahmân’sın. Bizeistikâmeti rızık olarak ver, çünkü Sen Rahimsin. Bize nimet ve kerem yağmurlarını indir, çünkü Sen din günününmâlikisin.”Hz. Peygamber (s.a.v.): …
  continue reading
 
Helâl kazanç ve meşru yollarla ulaşılan rızık, Müslüman’ınşiarıdır. Allah rızası gözetilmeyen, helâl-haram ayrımıyapılmayan, aldatma ve haksızlık içeren her türlü iş ve ticaretinİslâm’da yeri yoktur.İslam’da her alanda olduğu gibi çalışma hayatında da bir ahlakvardır. İslam’a göre işçi ve işverenin uyması gereken ahlakisorumluluklar şunlardır:İşçin…
  continue reading
 
Osmanlıların Haremeyn-i Şerifeyn ve ahalisine verdiği hizmet saymakla bitmez.Osmanlı’nın Haremeyn ahalisine verdiği önemin enaçık örneklerinden biri “Surre Alayları” yoluyla yapılanyardımlardır. Bu ayni ve nakdi yardımı düzenli ve devamlı olarak sadece Osmanlı sultanları gerçekleştirmiştir.II. Selim Hân, Harem-i Şerif duvarına bitişik bir ev satın …
  continue reading
 
Loading …

Hızlı referans rehberi