Download the App!

show episodes
 
(Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbı dört kısımdan meydâna gelmişdir. I. kısım; Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (İ’tikâdnâme) kitâbının tercemesidir. (Hadîs-i Cibrîl) adı verilen; islâmın beş şartını ve îmânın altı şartını anlatan bir hadîs-i şerîfin açıklamasıdır. Ayrıca Şerefüddîn Yahyâ Münîrinin iki mektûbu, Allahü teâlâ vardır, birdir, konuları vardır. II. kısım; (Müslimânlık ve Hıristiyanlık) kitâbıdır. Burada Peygamberler, kitâblar, dinler, (Yehûdîlik, hıristiyanlık ve islâmiyyet) ha ...
 
Bu kitâb, derin âlim ve büyük velî Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin, “ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE Lİ-TAKVİYET-İ EHLİL-FÜTÜVVE” adlı kitâbının tercümesidir. Kitâbda, bir mukaddime, yedi bölüm, bir hâtime vardır: 1) Mukaddime: Nebî ve mürsel kelimelerinin ma’nâlarını ve bunlara bağlı şeyleri açıklamakdadır. 2) Birinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan evvel, Peygamberliğine delîl olan alâmetler hakkındadır. 3) İkinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve ...
 
Loading …
show series
 
Abbasi Halifesi Me’mun (813-833) dönemi, İslâm kültür tarihinin en parlak dönemlerindendir. Bu dönemin bir eseri olarak kurulan Beytü’l Hikme (Hikmet Evi) de İslâm dünyasının ilk ilimler akademisi olma unvanına sahiptir. Beytü’l-Hikme’de, dini ilimler yanında, fen ve felsefe ilimleri ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. İslâm âleminde, belirli bir di…
 
Hz. Ebû Bekir (r.a.), Peygamber (s.a.v.)’den yaklaşık iki yıl sonra dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan beri kendisinde zekâ belirtileri görülen, güzel ahlâklı ve başkalarıyla iyi geçinen bir kimse idi. Cahiliye döneminde ismi “Abdul-Ka’be” idi. Putlara tapmaya tenezzül etmez, putlara tapanlarla alay eder ve şöyle söyleyerek onların akılsız oldukların…
 
Allâhü Teâlâ cehennemlilerden haber vermek üzere, “Sizi bu yakıcı azaba sürükleyen nedir?” diye sorulur. Onlar derler ki: “Namaz kılanlardan değildik. Düşkün kimseyi doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla biz de dalardık” (Müddessir s. 43-45) buyurmuştur. Bir hadîs-i şerîflerinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.): “Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk vardır…
 
Ebû Hüreyre (r.a.)’den nakledilen haberde Resûlullâh (s.a.v.): “Bir kimse Arefe günü öğle ile ikindi arasında dört rek’at namaz kılsa, her rek’atinde bir kere Fâtihâ ve elli kere İhlâs sûrelerini okusa, Allâhü Teâlâ ona bin kere bin sevâb yazar. Kur’ân-ı Kerîm’den okuduğu her harf için cennette ona bir yüksek derece verilir. Her derece arası beş yü…
 
Aile, Türk toplumunun temelidir. Yeni Medeni Kanun ve 2005 yılında yürürlüğü giren Ceza Kanunu, ailede disiplinini sağlanamaz hale getirmiştir. Mahrem alan olması gereken ailenin içerisine kamu gücünün bu denli müdahalesini mümkün kılmıştır. Kralların bile giremediği kale olan aile, günümüzde polis/jandarma, savcı ve avukatların kol gezdiği alana d…
 
Ramazân-ı Şerîf’in karşılayıcısı durumunda olan mübârek aylardan Receb ayının ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi denir. Bu geceye Regâib gecesi denmesinin asıl sebebi şudur: Bu gecede Peygamberimiz (s.a.v.)’e hâs bazı manevî ihsânlar gerçekleşmiştir ki olmasıdır ki bunun şükür ifâdesi olarak Peygamberimiz (s.a.v.) on iki rek‘at namâz kılmışlardır. Re…
 
Bu gece pek mübârek bir gecedir. Allâhü Teâlâ’nın ilâhi ihsân ve manevî hediyelerinin diğer zamanlardan daha çok tecelli etmesi, samimi kalble Allah (c.c.)’a yönelenlerin affedilmelerinin çokça ümit edilmesi ve mü’mînlerin samimiyet ve arzuyla Allâhü Teâlâ’ya yönelmeleri sebebiyle bu geceye Regâib denilmiştir.” Bu gece Resûlullâh (s.a.v.) için sala…
 
Takvâ, gayba imân, namaz ve infâk, Hulefâ-i Râşidin’in yani Efendimiz (s.a.v.)’in sohbetiyle irşâd olmuş ve halkı irşâd eden dört büyük halifenin sıfatıdır. Takvâ, Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in sıfatır. Onun için Cenâb-ı Allâh şöyle buyurdu: “Ve her kim malını hayır için verir ve takvâ sahibi olursa, korunursa ve en güzel olanı, şehâdet kelimesini tasdik…
 
Receb-i Şerîf’te Okunacak Duâ: Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şa’bân ve belliğnâ Ramazân vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- Kur’ân. (Bu duânın, sayı sınırlaması olmamakla berâber, Receb-i Şerîf boyunca günde 100 def‘a okunması fazîletlidir.) Receb-i Şerîf Duâları: İlk on (10) gün: “Sübhâna’llâhi’l- hayyil…
 
Başkalarını eleştirmek, karşı tarafın hatalarını bulup söylemek genelde kolaylıkla yaptığımız şeylerdir. Ancak aynı şeyleri kendimize yapmak ve kendimizle yüzleşmek çok daha zordur. Biz de bu bölümde biraz kendinizle yüzleştik ve gerçekten ne kadar zor olduğunu gördük. Keyifli dinlemeler... organikbeyinlerpodcast@gmail.com https://www.instagram.com…
 
“(Bir kimse Receb ayında) On dört gün oruç tutsa Allâhü Te’âlâ ona göz görmemiş ve kulak işitmemiş ve asla insanların gönlünden geçmemiş olan ni’metler verir. On beş gün oruç tutsa, Allâhü Te’âlâ kıyamet günü onu, eminler ve selâmette olanlar mevkiinde durdurur. Onun yanından geçen mukarreb melek ve peygamber: “Sana müjdeler olsun ki, sen emîn olan…
 
Nebî (s.a.v.) buyurdular ki: “Receb şehrullahdır (yanî Allâhü Te’âlâ’nın ayıdır). Şaban benim ayımdır. Ramazan benim ümmetimin ayıdır.” Demek ki, bir kimse îman ederek ve sevâbını Allâhü Te’âlâ’dan bekleyerek Receb-i Şerîf’te bir gün oruç tutsa, Allâhü Te’âlâ’nın pek büyük rızâsına lâyık ve müstahâk olur. Allâhü Te’âlâ o kimseye, Firdevs-i A’lâda m…
 
Abdesti bozan şeyler şunlardır: 1. Ön ve arkadan çıkan her şey. 2. Kendiliğinden akmayıp akıtılmış da olsa, yaradan çıkan (kan, irin gibi) necis maddenin, çıktığı yerden taşıp temiz yere bulaşması. 3. Ağız dolusu, yani ağzın zorlukla tutacağı kadar çok safra, kan veya yenilen-içilen şeyleri kusmak. 4. Tükürükten fazla veya tükürükle aynı miktarda o…
 
Batılı objektif yazarların ve tarihçilerimizin ifadelerine rağmen ne yazık ki toplumda hâlâ film, dizi ve romanlarla oluşturulan algıyı değiştirmek ve Harem’i doğru bir şekilde anlatabilmek mümkün olmamıştır. Çağatay Uluçay, Harem adlı eserinde şöyle der: “Harem dünya ile irtibatını kesmiş yasak bir şehirdi. Bu sebeple rivayet kabilinden duyulan ha…
 
Fıkıh gerçek anlamıyla; insanların dünya hayatlarını, yaratanın rızasına uygun biçimde düzenleyerek ahirette kurtuluşa ermelerini sağlayan bir ilim, bir nizamnâmedir. Fıkıh ilmi müslümanların günlük hayatları için gerekli olan bilgileri içerir. Her yükümlünün, itikât ve ahlâkla ilgili meselelerin tamamını, topluca da olsa, bilip tasdik etmesi, ibâd…
 
Mezhebe uymayı kabul etmeyen bir şahısla aramızda şöyle bir diyalog geçmiştir: Ben: “Allâh (c.c.)’un hükümlerini anlamadaki metodun nedir?” O: “Müctehid imamların konuyla ilgili sözlerine bakar ve aralarından Kitap ve Sünnete yakın olanını tercih ederim.” Ben: “Diyelim ki elinde beş bin lira var, bu paralar kasanda altı ay kaldı, bu malların zekâtı…
 
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Sizlere gençlere karşı hayırlı olmanızı tavsiye ederim. Çünkü onların gönülleri pek yufkadır. Dikkat edin! Allâhü Teâlâ beni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi. Gençler benim yanımda oturdu, bana destek verdi, yaşlılar tavır koydular.” Bu konu bir beyitte mefhum olarak şöyle dile getirilir: “Fidan, yaş iken…
 
Selmân-i Fârisî (r.a.) Müslümân olmadan önce birçok râhibin hizmetinde bulunmuştu. Her biri ömrünün sonunda başka bir râhibin yanına gitmesini vasiyyet etmisti. Yanında bulundugu son râhibin de, vefâtı yaklaşınca, sizden sonra kimin yanına gideyim, diye sordu. O râhib dedi ki: “Şu ânda yeryüzünde sohbetinde bulunacağın ve sana hayır gelecek bir kim…
 
Füzeciliğin atası sayılan büyük âlim, roketle dikey uçuşu başarıyla gerçekleştirmiş ilk insandır. 1633 yılında IV. Murad’ın kızı doğduğu gece yapılan şenlikler sırasında füzeyle uçma hünerini göstermiştir. Hasan Çelebi 50 okkalık barut macunuyla dolu 7 kollu, kendi buluşu olan bir fişeğe binerek yardımcılarının ateşlemesiyle uçmayı başarmıştır. Lag…
 
Kulların ilk önce hesaba çekilecekleri şey Allâh (c.c.)’a imân edip etmedikleridir. Eğer imân etmişlerse bundan sonraki aşamada imânın gereklerini yerine getirip getirmedikleri hususunda hesaba çekileceklerdir. İmândan sonraki aşamada imânın bir gereği olarak kullardan istenen ilk şey namazdır ki bu ibâdet kulların üzerinden kesinlikle düşmeyen ve …
 
Hz. Havva, Hz. Şit (a.s.)’a hâmile olunca, alnında parıldamağa başlayan nûr, Hz. Şit (a.s.)’ı doğurduğu zaman, onun alnına geçmişti. Âdem (a.s.) bundan, Hz. Şit (a.s.)’ın kendisinden sonra yerini tutacağını anlamıştı. Şit (a.s.)’ın alnında parlayan Peygamberlik nûru zevcesine, oğlu Enuş doğduğu zaman Enuş’un alnına, ondan da, oğlu Kaynan’ın alnına …
 
Akıllı kişinin yapması gereken Resûlullah (s.a.v.)’in “Allâh (c.c.)’u çokça zikreden kişiler hesapsız, kitapsız cennete girecek.” müjdesine nâil olmaya gayret etmektir. Bunu elde etmenin yolu bir tarikâta girmek ve bir Mürşid-i Kâmil’in terbiyesi altında bulunup nefsi tezkiye etmektir. Yalnız burada ifrât ve tefrîde kaçmamaya dikkat etmek gerekir. …
 
Ahlâk; deruni (içsel) bir sıfattır ve kişi o sıfatın etkisiyle iyi veya kötü olan şeye meyleder. Güzel ahlâk, kişiyi iyi, doğru ve hak olan şeye meylettirir. Ancak güzel ahlâk da zahirî güzellik gibi bir bütündür. Nasıl ki zahirî güzellik yalnız bir uzvun, mesela gözlerin güzel olmasıyla değil, onunla birlikte ağzın, burnun ve yanakların da güzel o…
 
Amr ibn-i Sabit (r.a.)’in Câhiliye devrinde halk üzerinde alacağı ribâ (faiz) paraları vardı. Onları almadıkça müslüman olmak istemedi. Uhud savaşına çıkıldığı gün, gelip amcalarının oğullarını göremeyince: “Amcamın oğulları neredeler?” diye sordu. “Uhud’dadır!” dediler. “Filan kişi nerededir?” diye sordu. “Uhud’dadır!” dediler. “Filan kişi nereded…
 
İslâm dünyasında beşinci halife diye anılan Ömer b. Abdülaziz zamanında hilâfet müessesesi kuvvet bulmuş ve Dört Halife devrindeki canlılığına kavuşmuştur. Bu canlılığı sağlayabilmek için Ömer b. Abdülaziz, önceki kötü idarecileri görevden uzaklaştırmış ve ümmet içinde takvasıyla ve vazifeye “ehil” oluşuyla tanınan kimseleri iş başına getirmişti. Ö…
 
Kur’ân-ı Kerîm’den bir âyet-i kerîme öğrenip de sonra unutmak günâhların en büyüğüdür. Enes (r.a.) rivâyetiyle gelen hadîs-i şerîfte: “Ümmetimin günâhları bana arz olundu. Bunların içinde bir âyet veya sûreyi öğrendikten sonra unutmak kadar büyük günâh görmedim” buyuruldu. Gunye’de bildirildiğine göre, buradaki unutmak, Mushaf’tan okuyamayacak dere…
 
“Muhammed Sıbgatullah” Allâh adamlarından, Bir gün ona sordular, “kötü huylu” olmaktan. Buyurdu: “Kötü insan kötü bilir herkesi, bulunmaz kendisinde, merhâmetin zerresi. Nankördür, eşe dosta hiç değildir vefâkâr, bir iyilik yapsa da sonradan başa kakar. Tanımaz helâl haram, sakınmaz günâhlardan, kimseyle geçinemez, incinir herkes ondan. Hatta o, ço…
 
Dalâlete düşmemek için Kur’an ve sünnete sarılmak; sünnete sarılmak için de sünneti mutlak müctehîd imâmlardan öğrenmek elzemdir. Bunun te’hiri câiz değildir. Sünnete sarılmak, bizzât Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in kesin emr-i nebevîleridir. İrbâz bin Sâriye (r.a.)’den rivâyetle şöyle denilir: Resûlullâh (s.a.v.) bir gün sabah namazını kıldırdıkt…
 
Yüce Allâh tarafından İbrahim (a.s.)’a indirilmiş olan 10 Sahife, Ramazan’ın ilk gecesinde indirilmişti. Bunların içindekiler emsâl (kıssalar, ibretli sözler) ile “Sübhânallâh” diyerek Yüce Allâh’ı tesbih ve tenzih, “Lâ ilâhe illallâh” diyerek tevhid, “Elhâmdülillâh” diyerek O (c.c.)’a şükür etmekten ibaretti. Ashâb-ı Kiram’dan Ebû Zerr Gıfârî (r.a…
 
Lokman Hekim oğluna nasihâtında: “Oğlum, helâl kazânç ile yoksulluktan korun. Yoksul düşen kimse üç musibetle karşılaşır: 1. Din zayıflığı; çünkü fakirlik insanı kötülüğe sürükler. 2. Akıl zayıflığı; çünkü ihtiyaç düşüncesi insanı şaşırtır. 3. Mürüvvet ve insanlığı kaybolur. Bunlardan daha büyüğü de, insanların maskarası olur.” Hz. Ömer (r.a.): “Sa…
 
İmân; Allâh (c.c.)’den geldiği bilinen her şeye kalp ile inanıp, dil ile ikrâr etmek yani söylemektir. Bir kimsenin imânını ikrar etmesiyle yani inandığını dil ile söylemesiyle, o kimsenin imânlı olduğuna karar verilir. İkrar, bir kimsenin, “Allâh (c.c.)’dan başka ilâh olmadığına, Muhammed (s.a.v)’in onun kulu ve Resûlu olduğuna ve Allâh (c.c.) tar…
 
Übeyy b. Ka’b (r.a.) şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.v.) gecenin üçte ikisi geçtiğinde kalkar: “Ey insanlar! Allâh (c.c.)’u zikrediniz! Allâh (c.c.)’u zikrediniz! Sûr’a birinci kez üfürüldü (râcife); bunun arkasından da ikincisi (râdife) gelecektir. Ölüm tüm acılarıyla gelip çatmıştır!” derlerdi. Bir gün; “Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)! Ben sana …
 
Efendimiz (s.a.v.), bizlere işlerimize başlarken Allâh (c.c.)’a hamd ederek başlamamızı vasiyet etmişlerdir. Zira hamd etmek ihtiyacımızı arz etmeden önce sunduğumuz bir hediye hükmündedir. İnsanın şükrü dil ile Allâh (c.c.)’a hamd etmektir. Bir de, üzerinde bulunan nimetleri Allâh (c.c.)’dan bilip bunu itiraf etmektir. Muhammed b. Kâ’b el-Kurezî ş…
 
Cenâb-ı Hakk her hayırlı işe besmele ile başlanmasını emir buyurmuştur. Bu husus müteaddid âyet-i celîlelerde beyân olunmuştur. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de: “Her hangi bir hayırlı işe eğer besmele ile başlanmazsa o iş ebter olur” yani sonu hayır ile tamamlanmaz ve bereketli olmaz buyurmuşlardır. Rûhu’l-Beyân tefsîrinde naklolunur ki: “Fir’avun…
 
Fahr-i Âlem (s.a.v.)’e, son günlerinde hastalandığı zaman Cebrâil (a.s.) üç gün hâlini sormaya gelmiş hâl ve hatîr-ı âlîlerini sormuştur. Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in irtihâl buyurduğu gün, Azrâil (a.s.) ve yanında yetmiş bin melekle beraber İsmâil nâmında henüz yeryüzüne hiç inmemiş bir melek arza (yeryüzüne) indiler, önde Cebrâil (a.s.) gelerek: “Yâ…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “(Müşrikler) kendilerine istedikleri gibi bir âyet (bir mu’cize) gelirse mutlak îmân edeceklerine, Allâhü Teâlâ’ya yeminlerinin en kuvvetlisi ile yemin ettiler. De ki: “Âyetler ancak Allâhü Teâlâ’nın nezdindedir.” (Onlara Kâdir olan ancak O’dur, dilediğini izhâr eder, dilediğini etmez, hiçbiri benim kudret ve irâdemd…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de şudur: Gerek beş vakit namazı gerekse cemaatle kılınmasına müsaade edilmiş nafileleri cemaatle kılacağız, cemaatten geri kalmayacağız. Yani namazımızın tamamını veya hiç değilse bir kısmını cemaatle kılmaya çalışacağız. Resûlullâh (s.a.v.): “Kişinin cemaatle kıldığı namazı, evinde v…
 
Allâhü Teâlâ buyurdu: “Senin için hakkında bir bilgi hâsıl olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalb, bunların herbiri bundan mesûldür.” (İsrâ s. 36) Katade (r.a.) hazretleri bu âyetin tefsirinde der ki: “Duymadığın halde duydum, görmediğin hâlde gördüm, bilmediğin halde bildim deme. Bu âyette helâl olmayana bakmaktan, harama kulak vermekt…
 
Kula ölüm geldiği zaman İblis, yetmiş bin şeytân ve yavrusuna, onun yanına gidip, hîle ile onun îmânını almalarını söyler. Eğer o kul, Ehl-i Sünnet ve’l Cemâat mezhebi üzere ise, Allâhü Teâlâ her şeytâna karşılık on melek gönderir. Onun îmânını korurlar. Böylece, ruhu, Allâhü Teâlâ’nın rızâsına uygun olarak çıkar. Mes’ûd olur! Eğer bid’at sahibi ve…
 
Sözlükte onda bir anlamına gelen öşür, dinî bir kavram olarak, tarım ürünlerinden verilen zekât demektir. Tarım ürünlerinin zekâta tâbi oluşu Kur’ân-ı Kerîm ile sabittir. Allâh (c.c.), “Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin.” (Bakara s. 267); “... Her biri meyve verdiği zaman meyves…
 
Bir projemiz veya planımız olduğunda ne zaman çevremizdekilerle paylaşmalıyız veya paylaşmalı mıyız? Hem olumlu hem de olumsuz yönlerini konuştuğumuz bu bölümü sakın kaçırmayın. Keyifli dinlemeler... organikbeyinlerpodcast@gmail.com https://www.instagram.com/organikbeyinlerpodcast/Organikbeyinler tarafından oluşturuldu
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki Allâhü Teâlâ, suretlerinize ve mallarınıza değil, ancak kalplerinize ve âmellerinize bakar.” (Müslim) “Allâhü Teâlâ kalplere, niyetin yeri olmasından dolayı bakar. Kul güzel âmeller işlediğinde melekler onları mühürlü sayfalar içerisinde yükseltip götürürler ve Allâh (c.c.)’un huzuruna koyarlar…
 
Ebû Musê (r.a.)’dan, Resûlullâh (s.a.v.) buyuruyor ki: “Bir adamda kucak dolusu dirhem (para) olsa da onları dağıtsa, başka biri de Allâh (c.c.)’u zikretmekle meşgul olsa, Allâh (c.c.)’u zikretmekle meşgul olan daha üstündür.” (Taberarî) Allâh (c.c.) yolunda mal harcamak çok büyük bir şey olmasına rağmen, Allâh (c.c)’u zikretmek daha üstündür. O ha…
 
Hatemü’l-Enbiyâ (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri, Mekke’den sekiz sene evvel hicret buyurarak nasıl çıktığını ve bugün Mekke’ye girerken büyük bir fütuhâtla ve nasıl bir ihtişamla girdiğini düşünerek, Cenâb-ı Hâkk’ın bu lütuf, kerem ve inâyetine karşı son derece ubûdiyetkârâne bir vaziyet alarak, başını devesi üzerine eğmişti. O derecede ki, mübârek r…
 
El-Begavî (r.âleyh), İsmail b. Ka’b b. Malik (r.âleyh)’ten şöyle rivâyet etmiştir: “Ka’b b. Malik (r.a.)’in künyesi cahiliye döneminde Ebû Beşir idi. Peygamber (s.a.v.) onu: “Ebû Abdullah” diye künyeledi. Hicretten önce Medine’de İslâmiyet’i kabul etti. 622 yılı hac mevsiminde Resûlullâh (s.a.v.)’i Medine’ye davet etmek üzere Mekke’ye giden Ensar (…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login