Download the App!

show episodes
 
(Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbı dört kısımdan meydâna gelmişdir.I. kısım; Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (İ’tikâdnâme) kitâbının tercemesidir. (Hadîs-i Cibrîl) adı verilen; islâmın beş şartını ve îmânın altı şartını anlatan bir hadîs-i şerîfin açıklamasıdır. Ayrıca Şerefüddîn Yahyâ Münîrinin iki mektûbu, Allahü teâlâ vardır, birdir, konuları vardır.II. kısım; (Müslimânlık ve Hıristiyanlık) kitâbıdır. Burada Peygamberler, kitâblar, dinler, (Yehûdîlik, hıristiyanlık ve islâmiyyet) hakk ...
 
Bu kitâb, derin âlim ve büyük velî Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin, “ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE Lİ-TAKVİYET-İ EHLİL-FÜTÜVVE” adlı kitâbının tercümesidir. Kitâbda, bir mukaddime, yedi bölüm, bir hâtime vardır:1) Mukaddime: Nebî ve mürsel kelimelerinin ma’nâlarını ve bunlara bağlı şeyleri açıklamakdadır.2) Birinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan evvel, Peygamberliğine delîl olan alâmetler hakkındadır.3) İkinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve se ...
 
Loading …
show series
 
Mü’minlere sû-i zan etmekten, yani bir kimseyi mutlak kötü olan bir fiiline veya durumuna şâhid olmaksızın, küçük bir kötü fiili, durumu veya sözünden ötürü şüphe ve yetersiz bilgiyle hareket edip kötüye nispet etmekten sakınarak mümkün olduğu müddetçe iyiye yormalıdır. Fakat açıktan bir günâh ve kötülük işlerse bu durumda zann-ı galip oluşur. Böyl…
 
İbrâhim (a.s.)’ın babası Âzer: “Artık oğlumuzu şehire götürmekte bir tehlike yok, alınan bütün tedbirler kaldırıldı. Nemrûd’un da endişesi zail oldu. Hattâ O’nu Nemrûd’un mâiyetine bile verebiliriz.” dedi. Bir gün, Güneş battıktan sonra, üç kişi yola çıktılar. Yolda İbrâhim (a.s.) deve, at ve koyunları gördü. Ve sordu: “Bunlar nedir? Bunların elbet…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Şüphesiz ki ben, her dinden geçip, müslim ve muvahhid olarak, yüzümü, o gökleri ve yeri yaratan Allâhü Teâlâ’ya döndüm. Ben, müşriklerden değilim.” (En’âm s. 79) Müfessirler, bu âyet-i kerîme ile ilgili olmak üzere şu kıssayı naklederler: İbrahim (a.s.), Bâbil’de hükümdarlık eden Nemrûd bin Kenan zamanında doğmuştu.…
 
Müezzin ezân okurken ona cevap ver. Şöyle ki: Müezzin “Allâhü ekber Allâhü ekber” deyince sen de aynısını söyle. Ezânın devamında müezzinin diğer söylediklerini tekrarla. Fakat müezzin “Hayye ales salâh” ve “Hayye alel felâh” derken, sen “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym” de. Müezzin “Essalatü hayrun minen nevm” yani “namaz uykudan…
 
1971 yılında İstanbul’da, MTTB Genel Başkanı Ömer Öztürk tarafindan kurulan vakfımız; milletimizin tereddütsüz güveni, yarım asırlık tecrübesiyle; eğitim, yurt, burs ve yayıncılık alanlarında hizmet vermektedir. Muhterem Ömer Öztürk’ün, bütün masraflarını karşılamaya devam ettiği Fatih Gençlik Vakfı’nda, üniversite öğrencilerine 1971 senesinden iti…
 
Namazın içinden olan altı farz şunlardır: İftitah Tekbiri; niyetin hemen arkasından elleri kaldırırken “Allâhü Ekber” diyerek yapılır. İmâm, “Allâhü Ekber” sözünü bitirmeden önce, uyan kişi “Allâhü Ekber” sözünü bitirse, namaza başlamış olmaz. Kıyâm; kıyâmın farz olması, farz olan namaza mahsûstur. Nafile olan namazda kıyâm farz değildir. Ayakta du…
 
Resûlullâh (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: “Vallâhi îmân etmiş olmaz, vallahi îmân etmiş olmaz!” Meclisde hazır bulunanlar tarafından: “Yâ Resûlullâh (s.a.v.)! Bu îmân etmiş olmayan kimdir” diye soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.): “Kim olacak, komşusu zûlmünden emin olmayan kişi” buyurdu. Başka bir rivâyette: “Komşusu, şerrinden emin ol…
 
İmâm Beyhakî (r.âleyh), kendi senedi ile Şebib bin Ebî Feddaleti’l Mekkî’den nakletti ki, İmran bin Hüseyin (r.a.), şefaati anlattı. Toplulukdan biri dedi ki: “Ey Ebâ Nüceyd! Muhakkak siz bize hadisler naklediyorsunuz, ama biz onların aslını Kur’ân’da bulamıyoruz.” İmran (r.a.) sinirlenerek o kişiye dedi ki: “Sen Kur’ân’ı okudun mu?” O kişi “Evet o…
 
Dünyanın en büyük aldatıcılığı, insana kendisini devamlı kalacak şekilde göstermesidir. Halbuki o, devamlı hareket eder ve insandan kaçar. Fakat safha safha ve gayet yavaş hareket eder. Kendisine bakıldığı zaman hareketsiz görünen fakat daima uzayan gölge gibidir. İnsan bilir ki, ömrü devamlı gidiyor ve yavaş yavaş kendisinden her an biraz daha uza…
 
Yüce Allâh’ın sâlih kullarını, takvâ sahibi ilim adamlarını tanımak, onlarla dostluk kurmak, hayatta olanlarının kendilerini, ölmüş olanların da kabirlerini ziyâret etmek de, Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’i sevmenin özelliklerindendir. Buna dair kitap ve sünnette pek çok delil vardır. Ehl-i Sünnet’in önce ve sonra gelen alimleri bunda ittifâk etm…
 
“Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur.” (MalcomX) Medya organları, oyun kurucuların bir parçası olarak her gün cinsiyet savaşını körükleyen mesajlar yayınlıyor. İnsanların çoğu medyadan gelen bilgileri sorgulamıyor ve doğru olarak algılıyor. Oysa medyada pek çok yalan ve manüpülatif haber çıkı…
 
Allâh (c.c.), şeytânın, Âdem (a.s.)’a, onun neslinden kadın ve erkek herkese apaçık düşman olduğunu Kur’ân-ı Kerîm’in pek çok âyetlerinde bildirmiştir. Özellikle Adem ve Havva (a.s.)’a şeytânın yaptıklarını A’râf sûresinin onuncu âyetinden başlayarak bizlere ibret verecek bir öğüt olmak üzere hikâye buyuruyor. Şeytânın kimlere (kâfirlere) dost ve k…
 
Nemmam, bozgunculuk gâyesiyle insanlar arasında söz taşıyan kimsedir. Kovuculuk (nemime) müslümanların icmâı ile haramdır. Kovuculuğun haram oluşunu, Kur’ân âyetleri ve hadîsler açık ibârelerle beyân etmektedir. Cenâb-ı Hâkk buyurdu: “Alabildiğine yemin eden, izzet-i nefsi bulunmayan, daima ayıplayan, lâf getirip götürmeye koşan her kişiyi tanıma, …
 
Kureyş kabilesinin Benî Cumah koluna mensuptur. Hz. Ebû Bekir (r.a.) vasıtasıyla on üçüncü kişi olarak İslâmiyet’i kabul etti. Yine ilk müslümanlardan olan oğlu Sâib ve kardeşleri Kudâme, Abdullah ve Sâib (r.a.e.) ile beraber Birinci Habeşistan Hicreti’ne katıldı. Mekkeliler’in İslâm’ı kabul ettiğini duyunca yakınlarıyla birlikte Mekke’ye döndü. Ha…
 
Birçok kimseler bazen tebliğ cezbesine kapılarak bir müslümanın küçük düşürülmesine aldırmıyorlar. Halbuki müslümanın namusu ve iffeti çok azâmetli ve saygı değer bir şeydir. Bu bakımdan tebliğ yaparken az bir dikkatsizlikten dolayı bazen faydanın yanına zarar da karışır. Ebû Hüreyre (r.a.)’dan, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim bir mü…
 
nsanın kalbi bir şeye meyledip, gönlü ona yönelince o şey, bazı âfet ve belâların kaynağı haline gelir. Bu durumda, kalp hâdiseler âleminden (maddi âlemden), kutsî âlem tarafına döner. Çünkü Hz. Adem (a.s.)’in kalbi cennete bağlanınca, Allâhü Teâlâ cenneti ona bir imtihan vesilesi kılmıştır. Cennet nimeti zâil olunca, Hz. Adem (a.s.), Allâh (c.c.)’…
 
Müşrikler Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’i Uhud harbinde yaraladılar. Ve mübârek dişini kırdılar ve mübârek yüzünü al kana boyadılar. Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’e bu hal pek ağır geldi. Hz. Ömer (r.a.) dedi ki: “Yâ Resûlallâh (s.a.v.)! Anam babam sana feda olsun. Nuh Peygamber kavmine bedduâ ile buyurdu. Eğer sen dahi bize bedduâ etseydin cümlemiz he…
 
“Batı medeniyeti, İslâm medeniyetinin çocuğudur.” “Müslümanlar, kendilerinden evvelki bilimleri geliştirdiler bu birincisi. İkincisi, yeni bilimler kurdular, bugün Avrupa’da gelişmiş olan yeni bilimlerin kısmen temellerini attılar.” “Miladi 850 yılından itibaren,16. yüzyılın sonuna kadar Müslümanlar ilimde mütemadiyen yeni şeyler keşfettiler. Yeni …
 
İslâm dîninde ilmin kıymeti pek büyüktür. İlim bir nurdur, bir hayattır, bir cemiyetin yaşamasına ve yükselmesine sebebdir. Cahillik ise, bir karanlıktır, bir ölüm, bir felakettir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, Lokman Hekîm’in oğluna şöyle bir öğüt vermiş olduğunu buyurmuştur: “Yavrum! Âlimlerin meclisine devam et, hakîmlerin sözlerini dinle. Ç…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, kendimizi Müslüman kardeşlerimizden üstün ve büyük görmememiz, zahirî ve bâtınî durumumuzla kendimizi övüp beğendirmeye çalışmamamız hakkındadır. Bu ahidle âmel etmek isteyenler, uyarıcı, öğüt verici güçlü bir şeyhin yardımına muhtaçtır. Ancak bu yolda yürüdüğü takdirde üzerine açılan âfet yoll…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Çocuklarınızın hayatta çalışkan ve başarılı olabilmeleri için onları üç şeyle yetiştiriniz.” BİRİNCİSİ: “Peygamber (s.a.v.) sevgisi.” Çocuklarımıza Peygamber (s.a.v.) sevgisi aşılayınız. Çünkü insanlığın bir peygambere muhakkak ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı anlamayanlar kendilerini bilmezler. Çocuklar…
 
“Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir fazlalık olmak üzere namâz kıl. Böylece Rabbinin, seni, övgüye değer bir makâma (Makâm-ı Mahmud’a) göndereceğini umabilirsin.” (İsrâ s. 79) Hz. Peygamber (s.a.v.), “Makâm-ı Mahmud, ümmetime şefaat edeceğim bir makâmdır.” buyurmuştur. (İmâm Taberî) İmâm Tirmizî’den gelen bir rivâyette de Hz. Peygamber …
 
Zekât nisabı kişiyi zengin kılar ve ona bazı mükellefiyetler yükler. Nisap miktarından daha az malı olanlar zengin sayılmazlar ve onların bu malları nisâbı bulana kadar asli ihtiyaç olmakta devam eder. Altının nisâbı hakkında Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den rivayet edilmiş pek çok Hadîs-i Şerîf vardır. Bunlardan biri şudur: Hz. Ali (r.a.)’den riva…
 
Sahâbe-i Kirâm (r.a.e.)’in büyüklerinden, yirmiden ziyâde raviden rivayet edilen hadislere göre bir kimsenin Şer’i bir özür olmadan, bir namazı terk etmesi hâlinde, yanî kılmayıp vaktini çıkarması durumunda, kâfir olacağı buyrulmaktadır. Rivâyet eden Sahabeden bazıları; Ömer bin Hattab, Ali bin Ebû Talib, Abdullah b Ömer, Abdullah b Abbas, Ebû Hüre…
 
Seküler dünyanın tahrip ettiği şeyler içerisinde belki en fazlasıyla hasar gören, Müslümanın vakti kullanma düsturları oldu. “İnsanın eğlenmeye de ihtiyacı var” diyerek ambalajladığımız fuzulî taleplerimiz, ‘tatil’ ve ‘kafa dinleme’ olarak geçti ıstılâhımıza. Fütursuzca zaman harcamayı “İnsanın da dinlenmeye ihtiyacı var” diyerek meşrulaştırdık. Yu…
 
Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: “Her kim dünyada ipek elbise giyerse ahirette giyemez.” (Buharî) Bu umumîdir, bütün erkeklere şâmildir. Çünkü Resûlullâh (s.a.v.): “İpek elbise giymek ve altın, ümmetimin erkeklerine haram kılındı” buyurmuştur. Huzeyfe b. Yeman (r.a.)’ın şöyle dediği rivâyet olunmuştur: “Resûlullâh (s.a.…
 
Zekâtın kime hangi şartlarda, hangi mallarda ve kimlere nasıl verileceği fakihler tarafından geniş bir şekilde anlatılmış konulardır. Bunların tafsilatına girmeden evvel bazı noktaları açığa kavuşturmak hem zekâtın hem de bu şartların daha iyi anlaşılır olmasına yardımcı olacaktır. Zekâtın vacip olmasını gerekli kılan sebep kişinin şer’i ölçülere g…
 
Şüphesiz İstanbul fethinin en büyük manevî mimarı, “İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak kumandan ne güzel kumandan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir” (Ahmed bin Hanbel) müjdesini veren Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’dir. Gerçekten Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bu hadisinde vuku bulacağı müjdelenen, hükümdar ve askeri övülen fethi mü…
 
Fâtih Sultân Mehmed Hân, târihin kaydettiği büyük insanların en başında gelenlerindendir. Gerçek, o hakîkî bir kahramândır. En cesûr insanların hayrân olacağı kadar büyük bir cesâret sâhibi olan bu korkusuz Türk Pâdişâhı, gâyesi uğruna birçok defa hayatını tehlikeye atmış, ölümle karşı karşıya geldiği zamanlarda büsbütün coşmuş, büsbütün efsâneleşm…
 
İnsanların en bahtiyarı son nefesinde îmânını muhafaza edendir. Çoğu vaktini ibâdet ve taatle geçirdiği halde, sonunda îmânsız giden az değildir. Hadîs-i şerîfte buyruluyor: “Kul, cehennem ehlinin amelini işlemişken, tövbe-i sahihaya muvaffâk ve işlediği salih amellerle cennet ehlinden olur. Veya cennet amelini işlemişken, gazâbı İlâhi’yi davet ede…
 
Hz. Ali (k.v.): “Yemeğe tuz İle başlayan kimseyi, Allâhû Teâlâ yetmiş dertten kurtarır. Her gün yedi adet acve hurması yiyen kimsenin midesinde hastalık kalmaz. Her gün yirmi adet kuru üzüm yiyen kimsenin bedeninde ârıza kalmaz. Et, eti bitirir. Tirit Arab yemeğidir. Bıskancat (tavuk ve et suyu) mideyi genişletir, baldırları büyütür. İnek sütü ve y…
 
Ahmed Yesevi (k.s.) hazretleri Türkistan’da yetişen büyük velîlerdendir. İsmi, Ahmed Pîr-i Türkistan, Hazret-i Türkistan, diye tanınır. Ahmet Yesevi (k.s.), sahte şeyhlerin ilk ve temel özelliklerini onların şeriat bilgisinden mahrum olmalarını gösterir. Aynı tespiti bütün tasavvuf ehli onaylamaktadır. Yol gösterici rehber olabilmek için şeyhin örn…
 
Akrabaları ziyaret etmeli, onlarla ilişkileri sürdürmelidir. Sıla-ı rahim vâcibtir. Sıla’nın mânâsı unutmamaktır. Onlara unutulmadıklarını ziyaretle, hediyeyle, işlerine yardımcı olmakla, tatlı sözle göstermelidir. En düşük seviyesi selâm vermek, selâmı kesmemektir. Akrabalarla iletişim halinde olmak için belli, özel bir vakit yoktur. Bu noktada ör…
 
Birisi Peygamber (s.a.v.)’e; “İnsanların en hayırlısı kimdir?” diye sordu. Buyurdu ki; “Ümmetimin en hayırlısı benim çağımda yaşayanlar (sahabe), sonra onları takip edenler (tabiin), sonra onları takip edenler (tebe-i tabiin) dir.” (Müslim) Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki; “İnsanlar üzerine bir zaman gelir, bir grup insan savaşır ve onlara; “Aranızd…
 
Abdulah b. Abbas (r.a.): “Yakında Râbbin sana verecek de memnun olacaksın.” (Duhâ s. 5) meâlindeki âyette geçen Allâh Resûlü (s.a.v.)’in memnuniyetinden maksadın, “Ehl-i beytten kimsenin cehenneme girmemesi” şeklinde olduğunu belirtmektedir. Allâh Resûlü (s.a.v.)’in doğumunu kendisine müjdeleyen Süveybe adlı câriyeyi azad eden Ebû Leheb’in, bu hare…
 
Hz. Peygamber (s.a.v.)‘in tıbba dair hadislerinin bir kısmı genel tıp konularına, bir kısmı koruyucu hekimliğe ve diğer bir kısmı da tedâvi etmeye dair ilaç tariflerinden ibârettir. “Kim, bilgisi olmadığı halde hekimlik yapmaya kalkışırsa, sebep olacağı zararı öder” gibi hadislerinde tıbbın temel ilkelerini ortaya koymuştur. Karantina uygulamasını …
 
Âyet-i kerîmede: “Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?” (İnşirâh s. 4) buyrulmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.)’in şânının yüce oluşunun bir delîli de O (s.a.v.)’in adının, Allâh (c.c.)’un adını takip etmesidir. Kelime-i Tevhid’de bu açıkça görülmektedir. “Lâ ilâhe illallâh” denildikten sonra “Muhammedun Resûlullâh” denir ki bu şeref, her türlü şerefi…
 
Çok misafirperver bir adam düşünün. Misafirler için odalar süsler, onları gurup gurup çağırarak, önlerine kuru yemişlerle dolu altın ve gümüş tabaklar çıkarır, ateş dolu mangallar koyar, gelen misafirler önlerindeki tatlıları ve meyveleri yer, fakat kendilerinden sonra gelenler için tabak ve mangalları bırakırlar. Onun adetini bilen ve akıllı olan …
 
Kötü alim(!)ler eşkiyadan, yol kesicilerden daha kötüdür. Çünkü yol kesici, insanın dünyasına kasd eder, ama bu bozuk hocalar, insanın îmânına kasd ederler. Onlar namaz ve oruçta bile gevşeklik gösterirler. Haram ve günâhları âdet edinirler. “Hakkın sırları bize zahir oldu, bizim sözlerimiz bizden değildir. Yaptığımız işleri biz yapmıyoruz” derler.…
 
Bir gün Resûlullâh (s.a.v.) namaz kılarlarken, bir kimse sabah namazında iftitâh (başlangıç) tekbîrine yetişemedi, gitti bir köle azâd etti, gelip Resûlullâh (s.a.v.)’e sordu. “Yâ Resûlullâh! Ben bugün sabah namazında cemaate yetiştim ancak imâmla beraber alınan iftitâh tekbîrine yetişemedim, bir köle azâd ettim. Acaba iftitâh tekbîrinin sevâbına n…
 
Kadim tıp uygulamalarımızdan olan hacamata rağbet son yıllarda dünyada gözle görülür bir şekilde artmıştır. Bunun sebebi ise hacamat ile tedavinin ÇOK BASİT, GÜVENİLİR ve İLAÇSIZ bir tedavi şekli olmasıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir hacamatçıya (haccam) hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp o kişiye ücretini öde…
 
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz: “Şunu biliniz ki sizden evvelkiler yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet de yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Hepsi ateşte, biri necattadır (kurtulur)” buyurmuştur. Necatta olanların kimler olduğu sorulunca: “Benim ve Ashâbımın yolu üzere olanlar” buyurmuşdur. Evliyadan ve erbâb-ı kulûbdan (kalb ehli) zannedilen ve so…
 
İmâm Ebû Yusuf’un asıl adı Ya‘kub b. İbrahim olup Ebû Hanîfe (r.a.)’in önde gelen talebesidir. Hâdî, Mehdî ve Harûn er-Reşîd dönemlerinde kâdı’l-kudâtlık yapmış bir âlimdir. Doğu ve batının kadılığını üstlenen biri Ebû Dâvud, diğeri ise İmâm Ebû Yusuf olmak üzere sadece iki kişi olduğu ifade edilmiştir. Uzun süre Ebû Hanîfe (r.a.)’e talebelik yapan…
 
Ubeyde Müleyk (r.a.)’dan, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ey Kur’ân ehli, Kur’ân’ı yastık edinmeyiniz ve onu gece gündüz hakkıyla okuyunuz. O’nu yayınız ve onu güzel sesle okuyunuz. Manâlarını düşününüz. Tâ ki felâha eresiniz. Kur’ân-ı Kerîm’in mükafatını dünyada istemeyiniz. Ahirette onun büyük mükâfatı vardır.” (Beyhâki) “Onu hakkıyla oku…
 
“Benim oğullarıma ve dostlarıma birinci vasiyetim; dâima gazâ ve cihâd sünnetini ikâme ve Nebî (s.a.v.)’in dînini kuvvetlendirerek devâm ettirmektir. Tam bir kuvvet ve kudretle Nebî (s.a.v.) Efendimiz’in sancağını Livâ-yı Şerîfi’ni yükseltiniz. İslâm’a hizmet âdetini kullanılmaz hâle getirmeyiniz. Çünkü Cenâb-ı Hâkk, bu zaîf kulunu, beldeleri fetih…
 
Âyet-i kerîmede, “Ey îmân edenler sabır ve namaz ile yardım isteyin. Şüphesiz ki Allâh sabredenlerle beraberdir.” (Bakara s. 153) buyrulduğu üzere Allâh (c.c.)’dan namazla yardım taleb etmek şundan dolayıdır: Çünkü namazın tam huşû, Ma’bud’a tam bir inkıyad ve ihlâs ile yapılması, kişinin bütün düşünce ve kalbini namaz ile namazda okuduğu âyetlere …
 
Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.) kimlerdir? İmâm Kastalâni, El Mevâhib adlı eserinde Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’i şöyle tarif eder: “Müslüman olup, Resûlullâh (s.a.v.) ile arkadaşlık eden veya kısa da olsa, onu gören veya Resûlullâh (s.a.v.) onu görüp imân üzere ölen kimsedir.” Devamla, Ashâb-ı Kirâm (r.a.e)’i şu üç kısma ayrılır: Muhacirler ile Ensar ve Mekke’n…
 
Allâh dostu velilere karşı çıkmak öldürücü bir zehirdir. Nitekim İbn Sakâ isimli bir zâtın hikayesi ibretliktir. îbn Sakâ; ilim, zekâ, şöhret ve Halife’ye yakınlık bakımından zamanında emsâlsiz biriydi. Ne var ki, velî oluşunu inkârı sebebiyle, bir veli hakkında: “Ona cevap veremeyeceği bir mesele soracağım” dediği için cezaya müstahâk olmuştur. Şö…
 
Fahr-i Kâinât (s.a.v.) Efendimiz, hiçbir peygambere nasip olmayan bir takım hasletlerle donatılmış, yine başka hiçbir ümmete verilmeyen kolaylıklar O (s.a.v.)’in ümmetine bahşedilmiştir. Allâh (c.c.), O (s.a.v.)’in ayak bastığı toprağı temiz kılmış, O (s.a.v.)’e ve ümmetine yeryüzünün pis olmayan her yerini ibâdethâne ve temizleyici olarak kullanma…
 
Kadına ve aileye dönük yaşanan sıkıntılara çözüm reçetesi olarak sunulan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” politikaları, acaba bu politikaları en iyi uygulayan ülkelerde nasıl bir sonuç veriyor? Bilimsel araştırmalara göre toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını uygulamada en ideal ülkeler olarak sunulan İzlanda, Finlandiya, Norveç ve İsveç’te uygul…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login