show episodes
 
Bu kitâb iki kısmdan meydâna gelmişdir:Kitâbın birinci kısmında; ingilizlerin dünyâ hâkimiyeti zemânında kurdukları (Müstemlekeler Nezâreti)nin bir elemânı olarak önce İstanbula gelen ve orada çeşidli islâmi ilimleri ve lîsanları öğrenen Hempherin, bağlı olduğu (Nezâret)in tâlimatı ile islâm âlemini dolaşması, Mehmed bin Abdülvehhab ile dostluk kurması, ona vehhâbîlik temel inançlaını telkin etmesi açıklanmakdadır. İslâm dünyâsını ve müslimânları nasıl parçalayabileceğinin âdetâ tatbikâtını ...
 
İmâm-ı Rabbânî Müceddîd-i Elf-i sânî Ahmed Fârûkî Serhendi hazretlerinin üç cild (MEKTÛBÂT) kitâbından ve oğulları Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî hazretlerinin de üç cild (MEKTÛBÂT) kitâbından, uzun bir çalışma sonunda çıkarılan kıymetli cümleler, Elif-ba sırasına göre tanzîm edilmiş, Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerine okunmuşdur. Dikkat ile dinledikden sonra, bunun adı (Kıymetsiz Yazılar) olsun demişdir. Okuyanın hayreti üzere, anlamadın mı, (Bunun kıymetine karşılık olabilecek birşey bulunabi ...
 
Tam İlmihal Se’âdet-i Ebediyye kitâbı üç kısımdan meydâna gelmişdir:2. kısımda; Îmân, Akl, Kaza-Kader, Tefsîr ve Hadîs kitâbları, Hadîs âlimleri, Allahü teâlânın ismleri, Mezheb, Fıkh, İmâm-ı A’zam hazretleri, Vehhâbîlere Ehl-i Sünnetin cevâbı, Evliyâ rûhlarından faydalanma, Bozuk dinler, hurûfîlik, Sosyalizm ve Sosyâl adâlet, İslâmiyyetde nikâh, Talâk, Süt kardeşlik, Nafaka, Komşu hakkı, Halâl ve Harâmlar, İsrâf ve Fâiz, Fen Bilgileri, Tevekkül, Müzik ve Tegannî, Cin hakkında bilgi, Bir Müs ...
 
Tam İlmihal Se’âdet-i Ebediyye kitâbı üç kısımdan meydâna gelmişdir:3. kısımda, İslâmiyyetde kesb ve ticâret, Bey’ ve Şirâ’, Alış-verişde muhayyerlik, Bâtıl, Fâsid ve Mekrûh Satışlar, Ticârette adâlet ve ihtikâr, dinini kayırmak, ihsân, Banka ve Fâiz, Şirketler, Cezâlar, Ölüm ve Ölüme Hâzırlık, Meyyite Hizmetler, Ferâiz, Meyyit için İskât ... gibi konular yer almakdadır.yrıca konular arasında, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin ve oğlu Muhammed Ma’sûm hazretlerinin (MEKTÛBÂT) kitâblarından çeşitli ...
 
Cevâb Veremedi) kitâbı Harputlu İshâk Efendinin (Diyâ-ül kulûb) kitâbının tercemesidir. Îsâ aleyhisselâma gönderilen ve hak kitâb olan İncîl kitâbının tahrîf edilmesi ile ortaya çıkan dört kitâb [Matta İncîli, Markos İncîli, Luka İncîli, Yuhannâ İncîli] hakkında bilgi vermekde, bunlar arasındaki ihtilâfları açıklamakdadır. Kur’ân-ı kerîm ile İncîl karşılaştırılmakda, İncîlin tahrîf edildiği, hükümlerinin yürürlükden kalkdığı, Kur’ân-ı kerîmin bütün semâvî kitâbların hükümlerini yürürlükden k ...
 
Bu kitâb, derin âlim ve büyük velî Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin, “ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE Lİ-TAKVİYET-İ EHLİL-FÜTÜVVE” adlı kitâbının tercümesidir. Kitâbda, bir mukaddime, yedi bölüm, bir hâtime vardır:1) Mukaddime: Nebî ve mürsel kelimelerinin ma’nâlarını ve bunlara bağlı şeyleri açıklamakdadır.2) Birinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan evvel, Peygamberliğine delîl olan alâmetler hakkındadır.3) İkinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve se ...
 
(Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbı dört kısımdan meydâna gelmişdir.I. kısım; Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (İ’tikâdnâme) kitâbının tercemesidir. (Hadîs-i Cibrîl) adı verilen; islâmın beş şartını ve îmânın altı şartını anlatan bir hadîs-i şerîfin açıklamasıdır. Ayrıca Şerefüddîn Yahyâ Münîrinin iki mektûbu, Allahü teâlâ vardır, birdir, konuları vardır.II. kısım; (Müslimânlık ve Hıristiyanlık) kitâbıdır. Burada Peygamberler, kitâblar, dinler, (Yehûdîlik, hıristiyanlık ve islâmiyyet) hakk ...
 
(Kıyâmet ve Âhıret) kitâbı iki kısımdan meydâna gelmişdir.I. kısım; büyük islâm âlimi, İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin (Dürret-ül fâhire) kitâbının (Kıyâmet ve Âhıret) hâlleri olarak tercemesidir. İnsanın ölümü, rûhun bedenden ayrılması, kabr hayâtı, kabr süâlleri, kıyâmet günü insanların hesâba çekilmesi, Cennet ve Cehenneme nasıl gidileceği, geniş olarak açıklanmakdadır. Ayrıca, İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin (Kimyâ-i Se’âdet) kitâbından alınan (Nefs muhâsebesi) kısmında, akıllı bir müslimânın ne ...
 
Dört halîfenin ve Eshâbın bütününün büyüklüklerini, kıymetlerini çok uzun ve çok güzel anlatan bu kitâb, türkçe olup, ilk defa 1325 senesinde basılmıştır. Kitabevimiz yeniden 1998'de bastırmıştır. Bu kitâbı Seyyid Eyyûb hazretleri yazmıştır. 1. bâb’ta, birinci halîfe emîr-ül mü’minîn Ebû Bekr-i Sıddîkın “radıyallahü teâlâ anh” 66 menkıbesi vardır.2. bâb’ta, ikinci halîfe emîr-ül mü’minîn Ömer-ül Fârûkun “radıyallahü teâlâ anh” 81 menkıbesi vardır.3. bâb’ta, Ebû Bekr-i Sıddîk ve Ömer-ül Fârûk ...
 
971 [m.1563] yılında doğmuş ve 1034 [m.1624] yılında vefât etmiş olan, ikinci bin yılının müceddîdi, İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendi hazretleri, islâm dîninin Kur’ân-ı kerîm ve Hadîs-i Şerîflerden sonra, üç numaralı kitâbı olan (MEKTÛBÂT) kitâbını yazmışdır. Üç cild ve aslı fârisî olan mektûbât kitâbında (536) mektûb vardır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri bu eserinde, insanoğlunun rûhî hastalıklarının tedâvî yollarını göstermiş, islâm dînine nasıl inanılacağı, ibâdetlerin ehemmiyyeti, Evliyâ ...
 
(İslâm Ahlâkı) kitâbı üç kısımdan meydâna gelmişdir. I. kısım; (İslâm ahlâkı) kısmıdır. Alî bin Emrullah ve Muhammed Hâdimi hazretlerinin kitâblarından hâzırlanmışdır. Kötü ahlâk ve bundan kurtulma çâreleri, (40) tane kötü ahlâk ve tedâvî yolları, ahlâk ilminin fâideleri, neye yaradığı, rûh nedir, rûhun kuvvetleri, hikmet, şeca’at, iffet ve adâletden doğan huylar geniş olarak anlatılmakdadır. II. kısım; (Cennet Yolu İlmihâli)dir. Muhammed bin Kutbüddîn İznîkinin (Mızraklı İlmihâl) kitâbı esâ ...
 
Eshâb-ı kirâm) kitâbının başında, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın Eshâbının üstünlüğünü, Eshâb-ı kirâma dil uzatanların haksız ve câhil oldukları anlatılmakda, ayrıca; (İctihâd)ın ne olduğu açıklanmakdadır.Tenbîh kısmında, bir islâm düşmanının yazdığı (Hüsniyye) kitâbına cevâb verilmekdedir.Bir kısmında, büyük islâm âlimi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin ve Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin hâl tercemeleri anlatılmakdadır.Müslimânların İki Göz Bebeği kısmında, Hazreti Ebû Bekr ve Ha ...
 
(Hak Sözün Vesîkaları) kitâbında on kısım vardır.I. kısım; Abdüllah-ı Süveydi hazretlerinin yazdığı (Hücec-i kat’ıyye) kitâbıdır. Ehl-i Sünnet ile şî’îlerin arasındaki ayrılığın giderilmesini ve bu husûsdaki Nâdir Şâhın Fermânını bildirmekdedir.II. kısım; İmâm-ı Rabbânî Müceddîd-i elf-i sânî Ahmed Fârûkî Serhendinin (Redd-i Revâfıd) kitâbıdır.III. kısım; Mevlevî Osmân efendinin (Tezkiye-i ehl-i beyt) kitâbıdır. Bir islâm düşmanının yazdığı Hüsniyye kitâbına cevâb verilmekdedir.IV. kısım; (Bi ...
 
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye / Hakikat Kitabevi Se’âdet-i Ebediyye kitâbı üç kısımdan meydâna gelmişdir: 1. kısımda; İslâm dînine nasıl inanılacağı, ehl-i sünnet i’tikâdı, İslâm dinine iftirâ edenlere cevâblar, Kur'ân-ı kerîm ve tefsîrler, kur'ân-ı kerîmdeki ilmlerin sınıflandırılması, Nemâzın ehemmiyyeti, farzları, abdest, gusl, nemâz ile ilgili bütün husûslar, kaza nemâzları, Cum’a ve bayram nemâzları, Zekât, Ramezân Orucu, Sadaka-i Fıtr, Yemîn ve Yemîn Keffâreti, Adak, Kurban Kesmek, Hac ...
 
(Fâideli Bilgiler) kitâbı üç kısımdan meydâna gelmişdir.I.kısımda; Ma’lûmât-ı Nâfia (Fâideli Bilgiler), İslâm dîni hakkında kısa ve öz bilgiler; Ehl-i Sünnet i’tikâdı, islâmî ilimlerin ve fıkh âlimlerinin sınıflandırılması, İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin hayâtı, Ehl-i Sünnet dışı bu inanç sistemi olan vehhâbîlik hakkında bilgi vardır.II. kısımda; (Din Adamı Bölücü Olmaz) kitâbı vardır. Burada Mısırlı bir din adamı Reşid Rızânın bölücü yazılarına cevâb verilmekdedir. Ayrıca dört mezheb ...
 
Loading …
show series
 
Her şeyin muhakkak bir zahiri (dışı, görünen tarafı), bir de bâtını (içi, görünmeyen tarafı) vardır. Dinin de zahiri şeriat, bâtını ise hakikâttir. Hakikâtsiz şeriat, faydasız; şeriatsız hakikât ise bâtıldır. Biri olmadan diğerinin hayrı ve faydası olmaz. Şeriat billur bir vazo, hakikat içindeki öz, tarikat onu yemenin yoludur. Sâvî (r.âleyh) diyor…
 
Organ nakli aynı anda iki kişiyi bağladığı için, organ aldırmaktan daha trajik bir durumdur. Peygamberimiz (s.a.v.) “Ölünün kemiğinin kırılması, yaşarken kırılması gibidir ve her ikisi de günâhtır” diye bildirmiştir. Bazı alimlerin bu hadise dayanarak “ne canlının ne ölünün karnının yarılması, boğazının kesilmesi, akciğer, karaciğer, kalp, böbrek v…
 
Selef sıfatı, bir hadîs-i şeriîten yola çıkarak; Sahabe, Tabiun ve Tebeuttabiin (r.a.e.)’e yani hayırlı nesil olarak Resûlullâh (s.a.v.)’in övdüğü bu ilk üç nesle verilir. Bunların itikadda amelde ve din anlayışındaki tutumlarına da “selef yolu” veya selef-i salihin (geçmişteki iyilerin) mezhebi demek adettir. Ve yine Ehl-i Sünnet anlayışında, bu y…
 
Rivâyet olundu ki, Hâkk Teâlâ Musa (a.s.)’a vahyederek: “Ya Musa! Beni andığın zaman vücûdun titresin, beni anarken huşû ve itminan içinde bulun, beni andığın vakit dilin kalbinin ardında olsun yâni düşünerek zikreyle münâcat için huzûruma geldiğin vakit, âciz bir kulun efendisinin huzûrunda durduğu gibi dur, çarpan bir kalp ve doğru konuşan bir li…
 
Selh bin Sâlih Hemedânî (r.âleyh) der ki: “Ebû Ca’fer Muhammed bin Ali (r.âleyh)’den sorup: “Resûlullâh (s.a.v.) bütün nebilerden sonra gönderilmiştir. Ne şekilde diğer peygamberlerden önce gelmiş olur?” dedim. O da: “Allahü Teâlâ ezel âleminde bütün ruhlara “Ben sizin Rabbiniz miyim?” hitabını buyurduğunda Resûlullâh (s.a.v.) hepsinden önce: “Belî…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz miraca varıp geriye dönmek istediğinde: “Ey izzet sahibi Rabbim! Yolcu, vatanına dönmek istediğinde, eşine, ahbabına ve dostuna hediye olarak götüreceği bazı şeylere ihtiyaç hisseder” buyurdu. Bunun üzerine, Peygamber (s.a.v.)’e: “Senin ümmetine verilecek hediye namazdır” denildi. Dolayısıyla namaz, cismanî miraç ile ru…
 
Abdullah ibn-i Ömer (r.a.)’dan, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak bu kalpler kendisine su değen demirin paslandığı gibi paslanır.” “Onun cilası nedir Ya Resûlallâh?” denilince, Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ölümü çok hatırlamak ve Kur’ân okumaktır” buyurdu. (Beyhâki) Su değince demirin paslandığı gibi, günahların çokluğu ve Allâhü Te‘âl…
 
İran’ın gündemi işgal ettiği ortamda millî şuurumuzun izlerini yeniden hatırlamak bakımından kayda değer bir hadisedir: Osmanlı tarihte İran ile yaptığı siyasi antlaşmalara İran topraklarında sahabeye küfür edilmeyeceği şartını koymuştur. 21 Mart 1590’da imzalanan anlaşmanın maddeleri arasında, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in sahabileri, ictihâd sa…
 
Hz. Osman (r.a.)’dan şöyle anlatılır: “Resûlullâh (s.a.v.) bir kabrin başında durdu; ağlamaya başladı, sordular: “Ya Resûlullâh cenneti veya cehennemi mi andınız?” Onlara cevâben Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kabir âhiret konaklarının ilkidir. Oradan kurtulana ötesi çok kolaydır. Ondan kolay kurtulamayana da ötesi çok zordur.” Abdülhamid b. M…
 
1520’de Yavuz Selim, yeni bir sefere hazırlanmak için Edirne’ye gidiyordu. Babasının da Dimetoka’ya giderken vefat ettiği Uğraş köyüne gelmişti. Geceyi geçirmek için çadırlı ordugâha geçilmişti. Oturup konuşurlarken padişah iki de bir sağ omuzuna elini atıp tutuyordu. Bir ara düğmelerini çözüp: “Bre Hasan Can, birkaç saattir omuzumda bir ağrı hisse…
 
“Allâhü Te‘âlâ’nın kazâ ve kaderini değiştirecek hiçbir kuvvet olmadığına göre duânın ne faydası var?” diye sorulursa; bilmiş ol ki, duâ ile belânın reddi de ilâhî kazâ kapsamındadır. Duâlar, belâların reddine ve ilâhi rahmetin celbine sebeb olabilir. Kalkan, okun geri tepmesine; yağmur, bitkilerin bitmesine sebeb olduğu gibi, duâlar da ilâhî rahme…
 
E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm. Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh. Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr. Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn. Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen. Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü v…
 
Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi, gece yarısından sonra yeryüzüne inecek belâlardan Allâh (c.c.)’un izniyle korunmak için imsâkten önce dört rek‘at nâfile namâzı kılıp Fâtiha’dan sonra zamm-ı sûre olarak, birinci rek‘atte 17 “Kevser”; ikinci rek‘atte 5 “İhlâs”; üçüncü rek‘atte 1 “Felâk”; dördüncü rek‘atte 1 “Nâs” sûrelerini okuyup selâmdan s…
 
Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm E‘ûzü billâhi min şerri hâzâ’z-zamâni ve este‘îzu bihî min şürûri sâiri’z-zamâni ve e‘ûzu bi-celâli vechike ve cemâli kudsike en tücîrenî mine’l-belâi fî hâzihi’s-seneti ve kınâ min şerri mâ-kadayte fîhâ ve ekrimnâ fî’s-saferi yâ ekreme’l-ekremîn. Ezhir vahtim hâzihi’ş-şuhûre ‘aleyye bi’s-selâmeti ve’s-sa‘âdeti ve li-…
 
İsminin Abdullah olduğu da söylenmiştir. Fakat Amr daha çok kullanılır. İbn Hibban’a göre ismi Husayn olup Peygamber (s.a.v.) tarafından “Abdullah” ismiyle değiştirilmiştir. Annesi Ümmü Mektum’dur. İbn Ümmü Mektum (r.a.) âmâ bir kişi olup Mekke’de ilk Müslüman olanlardan ve ilk muhacirlerdendir. Peygamber (s.a.v.) hicret etmeden önce Medine’ye gelm…
 
Semânın ve yıldızların ilk aslının duman olduğu bilim ve teknik vasıtalarının ilerlemesine kadar bilinmiyordu. Ancak bu, kabul edilen bir gerçektir. Bu gerçeği ise hiç kimsenin bilmediği bir zamanda Cenâb-ı Hâkk Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle bildiriyordu: “Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi ve yeryüzüne isteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin de…
 
Türk ordusunun, çok defa kendinden kalabalık bağlaşık Avrupa ordularını yendiğini yazanlar tarihler, bu zaferleri, Türk askerinin kahramanlığının ötesinde bir açıklamaya bağlamak lüzumunu duymamışladır. Hâlbuki Osmanlı Cihan İmparatorluğu’nun kurulmasını sağlayan bu zaferlerin sırları, sanıldığından daha girifttir. Osmanlı Türkleri’nin yükseliş çağ…
 
Tasavvuf büyüklerinin güzel ahlâklarından biri hayırlar konusunda sözleriyle özlerinin bir olması, amellerinde münafıklığa, iki yüzlülüğe sapmamaları; yarın âhirette rezil olmalarına sebebiyet verecek davranışlar sergilememeleridir. Bu vesile ile Ebû’l-Abbâs künyesiyle anılan Hızır (a.s.)’ın bir tavsiyesini aktaralım. Rivâyete göre Hızır (a.s.), Me…
 
Bir gün Gavs-ı A’zâm Seyyid Abdülkâdir Geylânî (k.s.)’a; “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esâs aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular. Buyurdular ki: “Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Aslâ yalan söylemedim. Yalanı kâğıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim. İçim ile…
 
Hz. Peygamber (s.a.v.)’e eziyet edenlerin âkıbeti: Yüce Allâh, Resûlulah (s.a.v.)’e eziyet edenleri de uyararak onların âkıbetinin çok kötü olacağını haber vermektedir: “Allâh’a ve Resûlü’ne eziyet edenler (yok mu!) Allâh onlara hem dünyâda ve hem de âhirette la‘net etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azâb hazırlamıştır.” (Ahzab s. 57) Görüldüğü gibi…
 
Hz. Peygamber (s.a.v.)’e muhabbet, elbette ona derin bir ta’zîmi de gerektirir. Kur’ân bu konuda da detaya kadar inen ilginç atıflarda bulunmuştur. Bizzât Yüce Allâh, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ayrı bir önem ve değer verdiğini çeşitli vesîlelerle ortaya koymuştur. Bu cümleden olarak O’nun şanını yücelttiğini “Senin şânını da yükseltmedik mi!” (İnşirâ…
 
1018 yılında Selçukoğulları’nın idaresindeki Oğuz Türkleri, Hazar Denizi’nin doğusundaki yurtlarından kalkıp bütün İran’ı baştanbaşa geçerek Anadolu’ya daldılar. Bu akınlar birkaç defa tekrarlandı. 1049’da Selçukoğulları’dan iki prens, Kutalmış ve İbrahim Yınal ilk büyük seferini yaptılar. Sultan Alp Arslan, Anadolu ile çok ilgileniyordu. Doğu Anad…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ve Sahâbeler devrinden sonra İslâm dünyasında birtakım “mutlak müctehidler” yetişmiş, bu büyük zâtlar Kur’ân Âyetleri’ni ve Peygamber (s.a.v.)’in Hadîslerini mükemmel bir şekilde inceleyerek, dînimizin bütün amel meselelerini büyük bir vukûfla açıklamışlar, hükümleştirmişlerdir. Bu mutlak müctehidlerden dört kişinin mez…
 
Bütün farzlardan önce Allâhü Te‘âlâ’yı anlamak, (Ehl-i Sünnet İtikâdı’na göre ona inanmak), Allâhü Te‘âlâ’nın “Vâcibü’l-Vücûd” olduğunu bilmek akıllı ve buluğa ermiş herkes üzerine borçtur. Allâh (c.c.)’a îmân Cenâb-ı Allâh’ın varlığına, birliğine, eksik sıfatlardan münezzeh ve kemâl sıfatları ile vasıflanmış olduğuna inanmaktır. Allâh mevcûddur, y…
 
Lût kavminin yaşadığı şehrin adı Sodom’un halkı, Allâh (c.c.)’un Kur’ân’ında beyân ettiği gibi erkeklere giderlerdi, oturak alemlerinde daha bir çok kötü hareketlerde bulunur, en bayağı çirkefliklerle meşgul olurlardı. Allâhü Te‘âlâ yüce Kur’ân’ının bir çok yerinde Lût kavminin kıssasını bize anlatmış ve şöyle buyurmuştur: “Vaktâ ki azâb emrimiz ge…
 
İyi bilinmelidir ki: Allâh (c.c.)’un kitabında, Peygamber (s.a.v.)’in şanını yücelten, mehasin (güzelliklerini) ve iyi ahlâkını açık açık beyân eden, şeref, kadr ve kıymetini dile getiren birçok âyetler vardır. Nitekim Cenâb-ı Hâkk: “And olsun, size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze…
 
Namâz kılan kimse, namâza başlarken bir yabancı gibidir. Bu sebeple de, Cenâb-ı Allâh kendisini, “Din gününün sahibi” (Fâtiha s. 4) ayetine kadar gâib (üçüncü şahıs) lâfızlarla övmüştür. Sonra, sanki Cenâb-ı Allâh kuluna şöyle der; “Bana hamdettin ve benim Rab, Rahmân, Rahîm ve din gününün sahibi olan bir ilâh olduğumu kabul ettin, ikrar ettin. Sen…
 
SABRIN ÇEŞİTLERİ VE ÖNEMİ Sabır zamanın getirdiği musibetlerden can sıkıcı bir musibete karşı olursa bu, kalb genişliği diye isimlendirilir. Ki gönül darlığı, pişmanlık ve sıkıntı bunun karşıtıdır. Eğer sabır bir sözü gizleme hususunda olursa, bu kitmânu nefs diye adlandırılır; bu kimseye de ketûm denilir. Eğer sabır, malın azlığına karşılık oluyor…
 
“Rabbin, kendisine kulluk etmenizi ana babanıza da iyi davranmanızı kesin olarak emretti...” (İsrâ s. 23) meâline gelen âyetin tefsiri, İbn Abbas (r.a.)’dan naklen şöyle anlatıldı: “Allâh (c.c.)’a itaat ediniz. Sonra ana babanıza iyilik ediniz. Onlara şefkat gösteriniz; yumuşak davranınız.” Âyetin devamında: “Onlardan biri ya da ikisi yanında ihtiy…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden birinde de, şer’î bir zaruret olmadan yollarda, cami ve mescidlerin önünde, evlerin dışarıyı gören açık yerinde, mescidlerin pencerelerinde ve benzeri yerlerde çökülüp oturulmaması buyurulmaktadır. Günümüzde birçok insanlar, bu ahde hıyanet etmektedir. Elinde sanatı olmayan, iş yapmayan, çalışmayan, bir…
 
Cemaate yetişmek için sabah namazının sünneti terk edilebilir mi? Sünnetler içerisinde en kuvvetlisi, sabah namazının farzından önce kılınan iki rekâtlık namazdır. Çünkü bu namazla ilgili olarak, Hz. Peygamber’den (s.a.v.) bu namazın çok daha faziletli olduğuna dair, diğer nafile namazlar hususunda söylenmeyen sözler varid olmuştur. Hz. Peygamber (…
 
Kadın hareketi ile kadın kimliği erozyona uğradı. Bereketli bir toprağın yerinden kayıp kendine ait olmayan bir yere yığılıp kalması gibi kadınlar da erkeklere ait topraklara yığılıp kaldılar. Kadınlar ne erkek ne de kadın olabiliyorlar. İç çatışmalarının, huzursuzluklarının sebebini yine erkeklere bağlıyorlar ve erkek düşmanlığından besleniyorlar.…
 
Aşûra gününün fazîletlerindendir ki, Hz. Hüseyin (r.a.) o gün şehîd olmuştur. Hz. Hüseyin (r.a.)‘in şehîd edilmesi, Allâhü Te‘âlâ’nın, Nebî (s.a.v.)’in torununun derecesini yükseltmek, kerametini kat kat arttırmak, şehidlik sebebiyle, şehidlerin önderi durumunda olanların derecesine ulaştırmak için, Allâh (c.c.) katında günlerin şerefli ve büyüğü o…
 
AŞÛRE GÜNÜ YAPILACAK OLANLAR 1. O gün, oruç tutulacak; fakat Muharrem’in sâdece onuncu günü oruç tutulmaz. (9.-10.), (10.-11.). Hz. Sâmî (k.s.) (9.-10.-11.) günleri tutmanın en fazîletlisi olduğunu beyân buyurmuşlardır. 2. Muharrem’in birinci ilâ onuncu günü de dâhil her gün okunan duâ, sabahleyin üç def‘a okunur. 3. Mekrûh olmayan bir vakitte 2 re…
 
Kızıl Çin’in Doğu Türkistan’ı fiilen işgal ettiği 1949 senesinden 1953 senesine kadar geçen dört sene zarfında kitleler hâlinde tutuklayıp çeşitli şekillerde öldürdüğü Doğu Türkistanlıların sayısı 1.000.000 (bir milyon)’a yakındır. Bu dönemde köylerde yemekhâneler tesis edilmiş olup, hususî evlerde kazan kaynatıp, yemek yapmak men edilmiştir. Bütün…
 
İmâm-ı Gazâlî (k.s.) Hazretleri buyurdu: “Havada uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulâde haller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi araştır. O şeyh, eğer Allâh (c.c.)’un farzlarından ve Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetlerinden birini terkediyorsa yalancıdır, düzenbazdır. O evliyâ değildir. O şeyhin işle…
 
Bu devirde sünnete uymanın nasıl gerçekleşeceğini anlamak isteyenler için, Ömer Muhammed Öztürk’ün hayatının her safhası dersler ve ibretlerle doludur. “Sünnet anlayışımız, İbn Ömer (r.a.)’ın sünnet anlayışıdır” buyuran Ömer Muhammed Öztürk hayatlarını, sünneti yaşamaya adamış ve bunu fiilen ispat etmişlerdir. Gece ibâdeti hayatlarında özel bir yer…
 
Ebedî mutluluğun sırrı; bizi karanlıkları ilim ve irfanlarıyla aydınlatan ve tehlikeli dönemeçlerde bizleri işâret taşları ile uyaran mâneviyat ehline uymaktadır. Nitekim Cenâb-ı Hâkk: “Ey mü’minler, Allâh’tan korkun, (kötülüklerden sakının) îmânında ve sözünde doğru olanlarla (sâlih ve sadıklarla)beraber olun” (Tevbe s. 19) buyurmuştur. Sâdık ve s…
 
PEYGAMBERİMİZE EZEL ALEMİNDE NÜBÜVVET VERİLMESİ Selim akıl ve müstakîm tabiat sâhibi olanlara şöyle mâlûm olsun ki, bütün eşyayı yaratıcı, yeri ve göğü halk edici Hâkk celle ve alâ, mümkinâtı vücuda getirip miktarını takdir etmeğe ezelde irade ettiği vakit, hakikât-i Muhammediye’yi Samediyyet (hiçbir şey’e ve hiç kimseye muhtaç olmayış) nurlarından…
 
“Yâ Ali Mü’minin üç alâmeti vardır: Namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermektir. Münâfıkta da üç alâmet olur: 1. Herkesin yanında namâz kılarken rükû, secde ve diğer rükûnları tam olarak yapar, yalnız kılarken bunların hiç birine dikkat etmez. 2. Kendisini methettikleri zamân işlerini seve seve, zevkle yapar. 3. Allâhü Te‘âlâ Hazretlerini başkaları…
 
Ona; İslâm’ın oğlu Selman ve Selman el-Hayr (hayırlı Selman) denilirdi. Aslen Ramehürmüz’lüdür. Önceden Peygamber (s.a.v.)’in gönderileceğini işitmişti. Bunu talep etmek için çıktı, esir edildi ve Medine’de köle olarak satıldı. Kölelik Selman-ı Fârisî (r.a.)’i ilk katıldığı savaş olan Hendek Savaşına kadar alıkoydu. Diğer savaşlara da katıldı. Irak…
 
Süheyb b. Sinan (r.a.) şöyle anlatıyor. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Sizin hicret edeceğiniz yer bana gösterildi. Orası iki taşlık arasında çorak bir arâzidir. Bu durumda ya Hacer’dir ya da Yesrîb (Medîne)’dir” buyurdular. (Buhârî) Sonra da berâberinde Hz. Ebûbekir (r.a.) olduğu hâlde Medîne’ye hicret ettiler. Ben de onlarla birlikte gitmek istemiştim.…
 
1. Aşağıdaki duâ, üç defa okunmalıdır: Bismi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm Ve sallâllâhu ‘alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihi ve sahbihî ve sellem. Allâhümme ente’l-ebediyyü’l-kadîmü’l-evvelü ve ‘alâ fazlike’l-‘azîmi ve cûdike’l-‘amîmi’l-mu‘avveli ve hâzâ ‘âmun cedîdün kad akbele nes’elüke’l-‘ısmete fîhi mine’ş-şeytâni ve evliyâihi ve cünûdihi ve’l-‘avne ‘…
 
Süheyb b. Sinan (r.a.) şöyle anlatıyor. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Sizin hicret edeceğiniz yer bana gösterildi. Orası iki taşlık arasında çorak bir arâzidir. Bu durumda ya Hacer’dir ya da Yesrîb (Medîne)’dir” buyurdular. (Buhârî) Sonra da berâberinde Hz. Ebûbekir (r.a.) olduğu hâlde Medîne’ye hicret ettiler. Ben de onlarla birlikte gitmek istemiştim.…
 
İbn-i Abbâs (r.a.)’ın bildirdiği Hadîs-i Şerîf’te: “Zilhiccenin sonuncu günü ile Muharrem’in birinci günü oruç tutan, geçmiş yılı oruçla bitirip, yeni yıla oruçla başlamış olur. Allâhü Te‘âlâ o orucu onun elli yıllık günâhına keffâret eder” buyurulmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.): “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allâh (c.c.)’un ayı olan M…
 
MUTLAKA CENNETE GİRECEK KİMSELER Hz. Muâz bin Cebel (r.a.)’dan, Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Herhangi bir kul inanarak, kalpten Allâh (c.c.)’dan başka ilâh olmadığına ve benim Allâh’ın Resûlü olduğuma şehâdet ederek ölürse, mutlaka Cennet’e girecektir.” Başka bir hadiste “Allâhü Te‘âlâ onu mutlaka bağışlayacaktır” buyurmuştur. (Ahmed) Bir sa…
 
Ehl-i Beyt’ten meşhur Muhammed ve kardeşi İbrahim (r.a.e.), haklarını gasbeden Sultan Mansur’a karşı çıkmışlardı. Ebû Hanife (r.a.) de bu kardeşleri destekliyor, çok şiddetli ve açık olarak devletin bu zalim siyasetini tenkid ediyordu. Sultan Mansur, Ebû Hanife (r.a.)’ı susturmak için onu “kadiu’l kudat (temyiz mahkemesi başkanı)” olarak tayin etme…
 
MÜ’MİNİN GAMİNETLERİ Cafer b. Birkan, Meymûn b. Mihran (r.a.e.)’den naklen anlatıyor. Resûlullâh (s.a.v.) birine öğüt veriyordu; şöyle buyurdular: “Beş şeyden önce beş şeyi ganimet bil: 1. İhtiyarlığından önce gençliğini, 2. Hastalığından önce sağlığını, 3. Meşguliyetinden önce boş zamanını, 4. Fakirliğinden önce zenginliğini, 5. Ölümünden önce hay…
 
III. Mehmed, 26 Mayıs 1566 yılında Manisa’da Safiye Sultan’dan dünyaya gelmişti. Babası III. Murad Han idi. Bir rivayete göre Şehzade Murad, Zigetvar seferine çıkmış bulunan babası Kanunî Sultan Süleyman’dan yeni doğan torununa isim vermesini rica etmişti. Bu kutlu haberi alan Kanunî de, II. Murad Han’ın oğlu Fatih Sultan Mehmed’i düşünerek Mehmed …
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login