GÜNDÜZ ZİKİR (VİRD) YAPILACAK SON ÜÇ VAKİT - 8 TEMMUZ 2021 MEVLANA TAKVİMİ

2:17
 
Paylaş
 

Manage episode 296969151 series 2542707
Mevlana Takvimi tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Gündüz sabah namazı vaktinin girmesinden, akşam gün batımına kadar olan zaman diliminde 7 adet zikir (vird) vakti vardır. Bu yazıda beşinci, altıncı ve yedinci vakitten bahsedilmiştir.

Beşinci Vird, Asr-ı evvel ile asr-ı sanî diye bilinen ikindi namazının ilk vakti ile ikinci vakti arasındaki virddir. Bu, vakti en uzun virddir. Beşinci virdin vakti her şeyin Yüce Allâh’a secde yaptığı zikredilen akşam vakitlerinden biridir. Beşinci vird vaktinde önceden abdestini alıp camide bekleyen bir kimse, ikindinin farzından önce dört rekât sünneti kılar.

İkindi vakti girdiğinde kul altıncı virde başlar. Yüce Allâh, “Asra yemin olsun ki…” (Asr s. 1) diyerek bu vakte yemin ederek sureye başlıyor. Bu virdin vakti, Yüce Allâh’ın ayette zikrettiği “âsr” kelimesinin ifade ettiği vakittir. Bu virdde, namaz yoktur. İkindi namazını da kıldıktan sonra, kalp amellerinden istediği zikir ve tefekküre yönelir.

Aynı şekilde azalarla yapılacak farz ve mendup bir amel varsa onu da yerine getirebilir. Bu arada yapılacak amellerin en faziletlisi manalarını düşünerek, her ayetin hakkını vererek ağır ağır Kur’ân okumaktır. Güneş sararıp, harareti kaybolduğunda bu vird sona erer.

Yedinci vird, gündüz zikir (vird) yapılacak vakitlerin sonuncusudur. Bu vird tesbih, zikir, tilâvet ve istiğfardan meydana gelir ve güneş batıncaya kadar devam eder. Günün evvelindeki vakitte olduğu gibi bu zamanda okunacak en fazîletli tesbih şudur: “Estağfirullahe li zünûbî ve Sübhanallahi bi Hamdi Rabbî (Allâh (c.c.)’dan günâhlarımın affını isterim. Râbbime hamd ederek Allâh (c.c.)’u yüceltir tesbih ederim).”

(Ebû Tâlib El-Mekkî, Kûtu’l Kulûb, c.1, s.127-131)

972 bölüm