Mevlana Takvimi halka açık
[search 0]
Daha fazla

Download the App!

show episodes
 
Loading …
show series
 
Tarihçiler ve sanat tarihi uzmanları yakın tarihimizde ülke genelinde on bin kadar ecdat (atalar) eserinin yok edildiğini açıklamaktadırlar. Bunlar Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı eserleridir. Bazıları yanmış, yıkılmış, tamir edilmemiş; bazıları kasıtlı olarak satılmış, kiraya verilmiş, depo yapılmış; bazıları çeşitli bahanelerle temellerine kadar y…
 
Ebû Hüreyre (r.a.)’den gelen bir rivâyet şöyledir: “Bir gece yatsı namazını Resûlullah (s.a.v.) ile kıldım, sonra dışarı çıktım.. Bir de baktım ki, örtülü bir kadın, bana şöyle dedi: “Yâ Ebâ Hüreyre! (r.a) Ben büyük bir günah işledim. Benim için bir tevbe yolu var mı?” Sordum: “Nedir günâhın?” “Ben zina ettim. Zinadan doğan çocuğumu da öldürdüm” de…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyet ve emirlerinden biri de, mescidlerde beş vakit namazı cemaatle kılmamızdır. Efendimiz (s.a.v.) kişinin mescide istekle gidişini, o kişinin imânının kemâl derecesine ulaştığının bir işâreti saymıştır. Yine kişinin mescide ağır ve isteksiz yürüyüşünün imânının zayıflığına ve eksikliğine, nifâk sahibi olduğuna del…
 
Hatîb el-Bağdâdî’nin rivâyetine göre büyük hadis alimi Abdullah b. Mübârek (r.âleyh); “Ebû Hanîfe (r.a.) alâmettir” deyince orada bulunan bir kimse; “Şerde mi yoksa hayırda mı?” diye sordu. Bunun üzerine Abdullah b. Mübârek adama “konuşma” diye uyarıda bulunduktan sonra; “Ebû Hanîfe (r.a.) şerre engel, hayra alâmettir” dedi ve “Meryem oğlunu ve ann…
 
Batılı efendilerin Türkiye’yi kadın üzerinden dönüştürme çabaları/projeleri yeni değildir. “İstanbul” Sözleşmesi Avrupalı için kendi zihniyetleri üzerinden Müslümanlığa karşı, hem de İstanbul’da kazanılmış bir zaferdir. Çok farklı bir konu gibi görünmekle beraber, Ayasofya’nın camilikten çıkarılması gibi bir hamledir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi i…
 
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) hazretlerinin fıkıh meselelerinde ilmi çoktu ve her meseleye ânında cevâb verebilecek bir derecedeydi. Usûl-i fıkıhta da tam bir maharet sahibiydi. Fakat ihtiyâtının çokluğundan, çoğu zaman kıymetli fıkıh kitaplarına başvururdu. Seferde ve hazarda bazı kıymetli fıkıh kitaplarını yanında bulundururdu. Onların bütün gayreti, fık…
 
Ticâret eden kimse, alışveriş bilgilerini bilmeden dînini kayıramaz. Diğer kazançlar ve san’atlar da böyledir. Ona âit dîn bilgilerini, şerîatin emir ve yasaklarını bilmezse, faiz, haram ve şüphelilerden sakınamaz. Bunun için âlimlerimiz demişlerdir ki, mükellefler üzerine dâima farz-ı ayn olan ilim, emir ve yasaklara âid ilimlerdir. Buna ilm-i hâl…
 
“Bununla beraber “Ben nefsimi tebrie etmem (temize çıkarmam). Çünkü nefis olanca şiddeti ile kötülüğü emredendir. Muhakkak, meğer ki, Râbbimin esirgemiş bulunduğu (bir nefis) ola. Zîrâ Râbbim çok yarlığayıcı çok esirgeyicidir.” (Yûsuf s. 53) Bir kadın, hakkı olan mehiri kocası vermediği için hâkime müracaat ederek mehiri taleb etti. Hâkim, hüküm ve…
 
İmâm-ı Abdürrezzak (r.âleyh) rivâyetinde şöyle der: “Câbir bin Abdullah el-Ensarî (r.a.) buyurmuştur ki: “Yâ Resûlâllâh! Anam, babam sana fedâ olsun! Allâhü Teâlâ hazretlerinin her şeyden önce yarattığı ne nesnedir, bana haber ver” dedim. Buyurdu ki: “Yâ Câbir! “Allâhü Teâlâ hazretleri, cümle eşyadan önce senin peygamberinin nûrunu kendi nûrundan y…
 
Kul öyle bir hale gelmelidir ki, şayet Cenâb-ı Hâkk ona çocuğunu keseceksin dese, Hz. İbrahim (a.s.)’ın yaptığı gibi, derhal itaat etmelidir. Kendisini başkasının kesmesini emrettiğinde, Hz. İsmail (a.s.)’ın yaptığı gibi, boyun eğmelidir. Yine kendisine, kendini denize atmasını emrettiğinde Yûnus (a.s)’ın yaptığı gibi, Allâh (c.c.)’un emrine uymalı…
 
Bir ilahiyat profesörü anlatıyor: “Günümüzde yalnız seküler kesimin değil, ilahiyat camiasındaki kızlarımızın bile öncelikleri değişti. Okumaktan evliliğe vakit ayırmayan ve artık bir öğretmen, kurs öğreticisi vs. olarak “ayakları üzerinde duran” hanımlar (güya) el üstünde tutulurken ev hanımı olanlar ise mahcubiyet ve üzüntü duyuyor. Suçu tümüyle …
 
İnsanoğlu Allâh (c.c.)’a hakkıyla inandığı zaman; kendisine verilen cesedin bir emanet olduğunu, o cesedin sahibinin Allâh (c.c.) olduğunu bilerek yaşaması gerekir. Can insana bir emânettir ve bu emânet insanda durduğu müddetçe emanetin sahibi ne istiyorsa insanın onları yapması lâzımdır.Allâh (c.c.)’a hakkıyla inanan ve O (c.c.)’dan hakkıyla korka…
 
Bilindiği gibi Yüce Allâh’ı tevhid (bir kabul etmek), O (c.c.)’un eşsiz varlığını bilip tasdîk etmek, farz olan en büyük bir görevdir. Bundan sonra farzların en büyüğü ve en önemlisi namazdır. Namaz, îmânın alâmetidir, kalbin nûrudur, rûhun kuvvetidir, mü’mînin mi’racıdır. Mü’min bu namaz sayesinde Yüce Allâh’ın manevî huzuruna yükselir. Yüce Allâh…
 
İslâmiyet, temizliğe büyük önem vermiş, onu bir kısım ibâdetlerin vazgeçilmez şartı, başlangıcı ve anahtarı yapmıştır. İslâm, tam bir temizlik dinidir. Beden ve kalb temizliği, İslâm’ın temeli ve en mühim bir esasıdır. Nitekim Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: “İslâm, temizlik temeli üzerine bina edildi.” meâlindeki hadîs-i şerîfleriyle bu iki hususa …
 
Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurur: “Dikkat edin! Bedende bir et parçası var ki, eğer o doğru sağlıklı olursa bedenin tamamı doğru sağlıklı olur; eğer o bozulursa bedenin tamamı bozulur. Dikkat edin! Bu et parçası kalptir.” Bedenin burada kastedilen mânâsı dîndir. Çünkü organların salâhı ve fesâdı dîn iledir. Kalbin fesâdının kaynağı, nefs muhâsebes…
 
Hadîs-i şerîfte Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “İslâm beş şey üzerine bina edilmiştir. Allâh’ın birliğine, zât ve sıfatlarında benzersiz olduğuna tanıklık etmek ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in O’nun peygamberi olduğunu kabul etmek, beş vakit namazı kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve gücü yeten kimsenin hacca gitmesidir.” Hz. Pey…
 
Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: “Gerçekten Allâh ve melekleri, Peygambere salât ederler (O’nun şeref ve şânını yüceltirler). Ey îmân edenler! Siz de O’na salât edin. (Allâhümme salli âlâ Muhammedin ve ‘alâ âli Muhammed, deyin) ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” (Ahzâb s.56) Salâvât-ı şerîfe okumanın fazîleti ile ilgili Resûlullâh (s.a.v.) şöyle bu…
 
Hâmd, övmek ve güzellikle vasfetmektir ki, kemâl sıfatlarla sıfatlanmış Allâhü Te‘âlâ’dan başkasına yapılmaz. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde: “Elhamdülillâh, şükrün başıdır” ve “Cenâb-ı Hâkk’ın nimetlerine hamd-ü senâ, insanı nimetin zevâlinden (azalmasından, elden çıkmasından) emîn kılar (korur)” buyurarak hâmdetmenin önemini vurg…
 
Besmele, söyleyenlerin, zikredenlerin gıdasıdır. Kuvvetliler için izzet ve yükseklik, zayıflar için sığınak ve barınak, sevenler için nûr, müştâklar için neşedir. Besmele rûhların rahatı, bedenlerin kurtuluşudur. Besmele kalblerin nûru, işlerin nizâmıdır. Besmele sağlamların tâcıdır, kavuşanların ışığıdır. Besmele âşıkların zikridir. Besmele, kulla…
 
31 Aralık gününü 1 Ocak gününe bağlayan gece, milâdi takvime göre yılbaşı gecesidir. Biz Müslümanlara göre ise bu gece, resmî ve milletlerarası bir takvim başlangıcı olmaktan başka bir şey ifade etmemektedir. Zira Müslümanlara göre yılbaşı hicrî Muharrem ayının birinci gecesidir. Günümüzde, toplumların kültürel değerlerini, hatta itikadî ve ahlâkî …
 
Şeyh Şâmil, cihâd hareketinin hızını kesmeden devâmı için kânunlar koydu. Bilhassa Ruslarla anlaşma yapılmasını teklif edenlere şiddetli cezâlar verileceğini bildirdi. Durum böyleyken iki Çeçen’den Rusların Müslüman köylerine yaptığı zulüm ve işkenceleri dinleyen Şeyh Şâmil’in annesi, oğlundan Ruslarla bir anlaşma yapmasını istedi. Bu sözle beynind…
 
İslâm’da kadının başlıca vazifeleri şunlardır: Kulluk vazifeleri, yâni ibadetlerini yerine getirmektir. Kişisel vazifeleri, namus ve iffetine leke getirecek şeylerden sakınmaktır. Ailevi vazifeleri; kocasının meşru’ isteklerine itaat etmek, çocuklarını terbiye etmek, kocasının malını korumaktır. Kadın; kocasına, günah olmayan emirlerinde itaat etme…
 
Kur’ân’ı koruyan, Yüce Allâh’ın kendisidir. Öyle ki her büroda, her arabada, her evde, hatta bazı hanımların gerdanlarında, hemen her yerde Kur’ân’a rastlıyoruz. Bazen Kur’ân’a inanmayanlar bile Kur’ân’ın süslenmesinde olmadık emekler harcıyorlar. Bakıyorsun bir Alman, Kur’ân’ın tamamını bir sayfaya yazmış ve süslemiş. Belki de bu işi yapan kişi ha…
 
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de müslümanların mezhep, meşrep ve grupları ne olursa olsun aynı akidede ittifâk edenlerin birbirinden kopmamaları gerekir. Bunların herbiri mübârek dinin zincirlerinden birer halkadır. Fakihi ile mutasavvıfı ile muhaddisi ile müfessiri ile bir bütünlük içinde çalışmaları ile Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in tebliğ bu…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in doğumun şaşılacak hallerinden biri şudur ki, İmâm Beyhakî ve Ebu Nuaym (r.âleyh)’in rivayetlerinde Hassan bin Sâbit (r.a.) şöyle derdi: “Ben sekiz yaşında vardım. Hatırlıyorum ki, bir sabah vakti bir Yahudi feryâd edip, “Ey Yahudî topluluğu!” diye çağırdı. Yahudi cemaati de: “Ne oldu, ne diye çağırıyorsun?” diye başı…
 
Bişr b. Hars (r.âleyh): “Ahmed b. Hanbel, üç cihetten beni geçmiştir: 1. O, hem kendisinin ve hem de çoluk çocuğunun nafakasını helâlinden temine çalışır. Ben ancak kendi nafakamı te’min ederim. 2. O, evlendi; ben bekâr kaldım. 3. O, âmmeye imâm seçildi; ben olamadım” dedi. Ahmed Rebiu’l Eslem (r.a.)’dan, kendisine, “Neden evlenmiyorsun?” dedikleri…
 
Arapça’da rızık, pay ve hisse demektir. Cenâb-ı Hâkk “Size verdiğimiz rızka şükredeceğiniz yerde, onu vereni mi yalanlıyorsunuz?” (Vakıa s. 82) buyurur. Yani rızık kişinin nasîbi olup, başkasına değil, sadece ona mahsus olan şey demektir. Bazı ulemâ ise, “rızık yenilen veya kullanılan her şeydir” demişlerdir ki, bu bâtıldır. Çünkü Cenâb-ı Hâkk, biz…
 
9 Zilhicce 654 (28 Aralık 1256) tarihinde Merakeş’te doğdu; ailesi Gırnata kökenlidir. Babası yapı ustası olduğundan “İbnü’l-Bennâ” künyesiyle anılır. Merakeş’te Kur’ân ilimleri, hadis ve Arap dili ve edebiyatı okudu. Daha sonra Fas’a geçerek tahsilini tamamlayan İbnü’l-Bennâ, bu şehirde matematik, tıp, astronomi, nahiv ve matematik (özellikle geom…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, bizler öldükten sonra insanların hakkımızda gıybet yapmamaları ve sövüp sayarak günâha düşmemeleri için dünyada yaşadığımız sürece insanlara ezâ ve cefâda bulunacak bir harekette bulunmamamız buyurulmaktadır. Dünya hayatında hayra sebep olacak güzel davranışlarda bulunursak, öldükten sonra arka…
 
“Yâ Ali! Komşuna kâfir de olsa ikrâm et. Bunun gibi kâfir de olsa, misâfire ikrâm et, annene babana, kâfir de olsalar ikrâm et. Kâfir de olsa dilenciyi reddetme. Şüpheli şeyleri yiyenin dîni örtülü, kalbi kara olur. Haram yiyenin kalbi ölür, dîni köhne olur. Yakîni zayıf olur. Duâsı perdelenmiş olur. İbâdeti az olur. Yâ Ali! Bir yetim ağlayınca Arş…
 
Kutbu’l Aktâb Hâce Ahmed Yesevî (k.s.), manevi vazife iddiasında olup sülûku ve yazılı gerçek icazeti olmayan kimseler hakkında şöyle der: “Hakikatla yürüyorum diye iddia edenler şeyh diye adlandırılan (veya bilinen) kimseler, eğer yetmiş makamı geçip, yetmiş perdeyi aşıp hakikata girse ve Resûlullâh (s.a.v.)’in gördüklerini görseler, o zaman manev…
 
Hayatının tek gâyesi Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin sünnetine uymak ve onu ihyâ etmek olan Hz. Sâmî Efendimiz; daha önceki kitâblarda: “Kılıcı boynunda asılı Peygamber” olarak tarîf edilen (s.a.v.) Efendimize bu husûsta da ittibâ edip gazâya iştirâk ederek “Gâzî” olmuşlardı. Bu husûsu kendileri şöyle anlatıyorlardı: “-Birinci Cihân …
 
Üstâdına olan muhabbet ve bağlılığını dâimâ arttırarak devâm ettiren Hazreti Sâmî Efendimiz bütün gün ve gecelerini hizmet yolunda geçirdiler. Sâmî Efendimiz dergâhın temizliğinden, ihvânın her türlü ihtiyaçlarına varıncaya kadar bütün hizmetlerini seve seve yaparlardı. Hazret-i Es‘âd Erbilî Efendimizin: “Mâ‘nen bizimle aynı mertebededir, lâkin bu …
 
Mürşid-i kâmilini bulan ve Zât-ı ‘Âlîlerinin onun ifâdesi ile “Eyyâm-ı şebâbını (gençlik günlerini) şerîat-ı mutahhare ve tarîkat-ı ‘âliyye hizme-tinde” geçiren Hazreti Sâmî Efendimiz ma‘nevî mertebeleri hızla aşıyorlardı. Bu yolda kendi ifâdeleri ile ihlâs ve tam teslîmiyet şarttı. Ölünün yıkayıcısına teslîmiyeti gibi mürîd de mürşîdine teslîm olm…
 
İlk, orta ve lise tahsîlini Adana’da tamâmlayan Hz. Sâmî (k.s.) yüksek tahsîlini İstanbul’da yaparlar. Hukuk Fakültesini birincilikle bitiren Hz. Sâmî (k.s.) bu arada bir müddet Gümüşhâneli Dergâhı’na devâm ederler. Bu sırada Bâyezıd dersiâmlarından Rüşdü Efendi (Eski Beşiktaş müftüsü Merhûm Fuat Çamdibi Hocanın babası): “Sâmî Evlâdım, gel seni Şey…
 
Hz. Mahmud Sâmi (k.s.)’un hayatını manevi vazifelisi ve ihvana kılavuzu Muhterem Ömer Muhammed Öztürk’ün kâleminden yayınlamaya devam ediyoruz: Hz. Sâmi (k.s.), sâlih dostların birbirlerine olan yardımlarının Kıyâmet günü de devâm edeceğinin tefsîrde beyân edildiğini sohbetlerinde sık sık anlatırlardı: Kıyâmet günü hesâba çekilen bir kulun seyyiâtı…
 
Mevlânâ Hazretleri, Müslim veyâ gayr-i Müslim herkese karşı yaptığı iyi muâmele ve güler yüz ile her tarafta, meşhûr oldu. O zamânlar İstanbul’da bulunan meşhûr bir nasrânî (hristiyan) papaz, merak edip Mevlânâ’yı görmek istedi. Yollara düşüp Konya’ya geldi. Konya’da yaşayan nasrânîler onu karşıladılar. Yolda giderken Mevlânâ’yı gördüler. Papaz sür…
 
Sultan I. Ahmed Han Osmanlı padişahlarının on dördüncüsü, İslam halifelerinin yetmiş dokuzuncusudur. Sultan III. Mehmed Han’ın oğludur. Babasının Saruhan valiliği sırasında 1590 yılında Manisa’da doğdu. Annesi Handan Sultandır. Şehzade Ahmed, henüz beş yaşında iken sıkı bir talim ve terbiyeye tâbi tutuldu. Zamanın ileri gelen âlimlerinden Aydınlı M…
 
Ebû Derda (r.a.) der ki: “İyiliği emretmeli; kötülüğü de yaptırmamalısınız. Bunu yapmadığınız takdirde Allâh (c.c.) başınıza, büyüklerinize hürmeti, küçüklerinize merhameti olmayan zalim bir idareci musallat eder. İyileriniz duâ eder, kabul olmaz. Yardım isterler, yardım görmezler. Tevbe ederler; istiğfarları makbul olmaz.” Hz. Ali (r.a.), Resûlull…
 
O büyük Resûl (s.a.v.) ve adil insan, sevgili kızını ve hanımlarını da toplayarak onlara: “Ben sizi Allâh (c.c.)’un azâbından kurtarmaya yeterli değilim” buyurarak Hâkk Te‘âlâ’nın tarafına olan tazim ve saygının ifadesi, yüce Râbbin rıza ve meşiyeti olmadan hiçbir kimsenin diğer bir kimseye faydasının dokunamayacağını bildirmiştir. Ben sizinle hiç …
 
Tebliğin usûllerinden biri de yumuşak davranmaktır. Abbasi halifelerinden Memun Reşid’e birisi sert bir dille nasihât etti. Bunun üzerine o, “Yumuşakça söyle! Çünkü Allâh (c.c.), senden daha iyi olanları, yani Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s.e.)’i, benden daha kötü olan Firavun’a gönderdiğinde: “Siz ona yumuşak söz söyleyin! Belki o nasihât dinler yahut…
 
Eski Avrupalı seyyahların, geçmiş yüzyıllardaki Türkiye hakkında yazdıkları eserler, çok ilgiye değer bilgiler verir. Türkler’inkinden başka bir medeniyetin mensubu olan Avrupalı, toplumumuzu değişik bir açıdan görmüştür. İçlerinde geniş kültürlü ve derin görüşlü olanlar, geçmiş yüzyıllardaki Türkler hakkında gerçekten önemli şeyler söylemişlerdir.…
 
Yüce Allâh, gece ibâdet edenleri, Resûlü (s.a.v.) ile birlikte zikretmiştir ve şöyle övmüştür: “Resûlüm, senin, gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalkıp ibâdette geçirdiğini ve senin yanında bulunan bir topluluğun da böyle yaptığını Râbbin elbette biliyor.” (Müzemmil s. 20) Yüce Allâh, gece ibâdet edenlere alim ismini ve…
 
Ebû Musâ el-Eş’arî (r.a.) şöyle demiştir: “Her şeyin bir sınırı vardır. İslâm’ın sınırları ise, vera’dır, tevâzudur, şükürdür, sabırdır. Vera, işlerin temelidir. Tevazû, kibirden kurtuluştur. Sabır, ateşten necâttır. Şükür, cennete kavuşmaktır.” İnsan için gerçek vera, gözünü haramdan sakınması, dilini yalandan ve gıybetten tutması, duyguların hara…
 
Allâhü Te‘âlâ buyuruyor ki; “Ne oluyor size ki, Allâh yolunda harcamıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allâh’ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infâk eden ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allâh hepsine de en güzel olanı va…
 
1971 Yılında İstanbul’da MTTB Genel Başkanı Ömer Öztürk tarafından kurulan vakfımız; milletimizin tereddütsüz güveni ve 40 Yılı aşkın tecrübesiyle; eğitim, yurt, burs ve yayıncılık alanlarında hizmetlerine devam etmektedir. Ağustos 1971 tarih ve 13919 sayılı Resmî Gazete’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tescilinin yayınlanmasıyla Fatih Gençlik Vakfı…
 
Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), Osmanlı’dan günümüze, yakın tarihimizin en büyük gençlik hareketinin adıdır. 1916 yılında Daru’l Fünûn’da okuyan bir grup öğrenci tarafından kurulmuştur. 1931’e kadar kayda değer bir varlık gösteremeyen MTTB, bu yıllarda Teknik Üniversite talebesi olan Tevfik İleri’nin genel başkan olmasıyla faaliyetlerini artırmış…
 
Sultan Murad Osmanlılar’ın “cihân tahtı”na çıktığı zaman, henüz 12 yaşının içinde bulunuyordu. Pederi ve biraderi gibi, o da, çocuk denilebilecek bir yaşta, “Devlet-i ebed-müddet”in riyasetine geçirildi. Fakat kendisi, Sultan Ahmedzâdelerin hepsi gibi, harikulade vasıflara sahipti. Çok ciddî bir tahsil ve terbiye görmüş; akıl, zekâ, bedenî kuvvet i…
 
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat, sünnet ve cemâat taraftarı, mensubu ve yanlısı demektir. Sünnet, Kur’ân-ı Kerîm’in hayat hâline gelmiş en güzel tefsiri ve en güzel uygulaması; dini tebliğ, ifta, beyân ile görevli kılınan Efendimiz (s.a.v.)’in İslâm’ın temel konularını anlama ve benimseme tarzıdır. Cemâat, Efendimiz (s.a.v.)’in sözü edilen hayatını bütün …
 
Geçmiş büyüklerin ahlâklarından biri ilkeleri çiğnendiğinde Allâh (c.c.) için tepki göstermeleri, tertemiz Şeriat’a destek için hassasiyet sergilemeleri idi. Onlar, Allâh (c.c.)’un rızasını tespit etmedikleri sürece ne bir kişiyi dost edinir ne de bir işi yaparlardı, dünyevî bir amaçla ne birisini sever ne de birisine kızarlardı. Hadiste şöyle buyr…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login