Mevlana Takvimi halka açık
[search 0]
Daha fazla

Download the App!

show episodes
 
Loading …
show series
 
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: “Kim, namazın ilk tekbirini imâmla beraber alarak 40 gün boyunca namazlarını cemaatle kılarsa, Allâh (c.c.) o kimse için iki berât yazar. Birisi nifâktan (münafıklıktan) uzak olma berâtı, diğeri de cehennemden kurtulma berâtı.” Cemaati asla terk etmemelidir. Özellikle sabah namazını cemaatle kılmaya gayret et…
 
1514’de Yavuz Sultan Selim Hân’ın Şiî Şah İsmail’i Çaldıran’da mağlub etmesiyle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Sünnî halk harekete geçmişti. Bölgedeki Kürt Beyleri de bir araya gelerek, Osmanlı Hakimiyetine girmek gerektiğine karar verip, aşağıdaki nâmeyi imzalamışlar ve Molla İdris’i de elçi olarak Yavuz Sultan Selim Hân’a göndermişlerdi: “Can-ü …
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, şer’î bir mecburiyet olmadan kimsenin gizli yönünü koğuculuk (laf, söz taşımak) yapmak suretiyle açığa vurmamamız hakkındadır. Ancak şer’î bir zorunluluk belirirse o takdirde koğuculuk caiz olur. Meselâ, bir zâlimin haksız yere bir kimsenin malını elinden almak yahut hapse tıkmak ve benzeri cez…
 
nsanlara yol gösteren kişinin; birisine, kendisini ilgilendirmeyen şeyler hakkında susmasını emretmesi halinde, eğer bizzât kendisi de lüzumsuz şeyler hakkında sükût eden biri ise, o zaman o kişiye uyulur. O kişi sana dünya karşısında zahidâne bir hayat yaşamanı öğütler ve bizzât kendisi de aynı şekilde yaşarsa o zaman fetvâsı doğru olacaktır. Yok …
 
Azim ve çalışkanlık, çocukluklarından beri Muhterem Ömer Öztürk’ün öne çıkan vasıfları olmuş, bu sayede yöneldikleri her işte -biiznillâh- muvâffak olmuşlardır. Birkaç saatlik uyku ile günlerini geçirmekte; Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)’den birinin meseleleri, bundan kaynaklanan üzüntü ve bedenlerindeki hastalıklar sebebiyle çoğu zaman bu birkaç saatli…
 
Ebedî mutluluğun sırrı; bizi karanlıkları ilim ve irfanlarıyla aydınlatan ve tehlikeli dönemeçlerde bizleri işâret taşları ile uyaran mâneviyat ehline uymaktadır. Nitekim Cenâb-ı Hâkk; “Ey mü’minler, Allâh’tan korkun, (kötülüklerden sakının) îmânında ve sözünde doğru olanlarla (sâlih ve sadıklarla) beraber olun.” (Tevbe s. 19) buyurmuştur. Sâdık ve…
 
Ahmed (r.âleyh), Müsedded Bin Müserhed’e şöyle bir mektup yazdı: “Resûlullâh (s.a.v.)’in ashâbı (r.a.e.)’in eksikliklerinden bahsetmekten uzak durup fazîletlerini anlatınız. Onların arasında geçenlerden kendinizi tutun. Dinin hakkında hiçbir bid’atçi ile istişare etme ve onunla beraber yolculuk yapma.” Ahmed (r.âleyh), Abdus Bin Malik’e sünnetin es…
 
Hz. Ömer (r.a.)’den şöyle anlatılıyor: Ona biri geldi. Oğlundan şikâyet etti. Şöyle dedi: “Bu benim oğlumdur, bana karşı geliyor.” Hz. Ömer (r.a.) o kişinin oğluna çıkıştı ve şöyle dedi: “Babana karşı gelirken Allâh (c.c.)’dan korkmuyor musun? Babanın sende şu kadar hakkı vardır.” O çocuk şöyle dedi: “Ama çocuğun da babada hakkı var!” Buna karşılık…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Tevbe eden, hallerini düzelten ve beyân edenler hariç. İşte ben onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olanım.” (Bakara s. 160) Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de indirdiğini gizleyenler hakkında büyük bir tehdit olduğunu bildirmiştir. İşte bunun üzerine Allâhü Teâlâ, tevbe etti…
 
Ebû Hureyre (r.a.)’den: Peygamberimiz (s.a.v.)’e bir adam gelerek içinin sıkıldığından şikâyet edince, Resûlullâh (s.a.v.) ona: “Yetimin başını okşa, yoksulu doyur!..” buyurdu. Ebu’d-Derdâ (r.a.) anlatıyor: Bir adam, Resûlullâh (s.a.v.)’e gelerek ruhunun sıkıldığından bahsetti. Peygamber (s.a.v.)’de ona: “İçinin ferâhlamasını ve ihtiyacının temin o…
 
1. O gün, oruç tutulacak; fakat Muharrem’in sâdece onuncu günü oruç tutulmaz. (9.-10. veya 10.-11.günleri.) Hz. Sâmî (k.s.) (9.-10.-11.) günleri tutmanın, en fazîletlisi olduğunu beyân buyurmuşlardır. 2. Muharrem’in birinci ilâ onuncu günü de dâhil her gün okunan duâ, sabahleyin üç def‘a okunur. 3. İşrâkten sonra (kuşluk vakti) dört (4) rek‘at namâ…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, gerek sözle ve gerekse davranışlarımızla yalan söylemememiz hakkındadır. Bazıları kendisinin Allâh (c.c.)’a yakın olduğunu, ilâhî sırlara vâkıf bulunduğunu, çağdaşlarına Kıyâmet gününde şefaât edeceğini söyler. Gerçekte ne keşif sahibidir, ne de Allâh (c.c.) onu bu dediklerini yapacağına muttal…
 
Ramazân ayının, Allâh (c.c.)’un kelâmı ile özel bir münasebeti vardır. Allâhü Teâlâ’nın bütün kitapları genellikle bu ayda inmiştir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’in tamamı Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına ve oradan duruma göre azar azar yirmi üç senede dünyaya inmiştir. Bundan başka Hz. İbrahim (a.s)’a inen sahifeler bu ayın birinde veya üçünde verilmişt…
 
Kadınları güçlendirmek adına en çok yapılan vaat, “iş yerlerinde kadın istihdamının artması” oluyor. “Kadın ancak para kazanırsa güçlenir.” gibi bilinçaltı mesajları sürekli kadınlara veriliyor. Kadın istihdamını artıran iş yerleri, şirketler, patronlar memleket kurtarmış gibi haber oluyor. “İş yerimizin yüzde yetmiş beşi kadın” diye övünüyor patro…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Sizi ilk önce çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını hüküm ve takdir kılan O’dur. Bir de yanında, ecel-i müsemma (Âhiret eceli) vardır. Sonra da (gerçek böyle iken ba’s hakkında) hâlâ şüphe ediyorsunuz.” (En’âm s. 2) Rivâyet edilir ki: Cenâb-ı Hâkk, Âdem (a.s.)’ı halketmek istediği vakit, Cebrâil (a.s.)’a yerden bir …
 
Enes bin Malik (r.a.) demişdir ki: “Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, benim süt teyzem olan Melîha kızı Ümm-i Harâm (r.anhâ)’yı Küba’da ziyarete geldi. Çünkü Ümm-i Haram, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz’in dedesi Abdûlmuttalib’in anası “Selma” tarafından akrabası ve süt cihetinden de mahremi idi. Ümm-i Haram Peygamberimiz (s.a.v.)’e yemek verdi. S…
 
İran, Zerdüşt’ü millî “peygamber” kabul eden Perslerin hüküm sürdüğü topraklardır. Ardından Sasaniler hüküm sürmeye başlar. Sonra Hz Ömer (r.a.)’in fethi ile İslâm’la tanışırlar. Bölgeye Müslüman Araplardan sonra ise Türkler gelirler. Ardından da Moğollar... 15. asrın sonlarında, bugünkü İran topraklarında Safevi İshak Erdebilî adlı bir kişi Sünni …
 
Allâh Resûlü (s.a.v.), Kureyşlilerin baskılarının artması üzerine bütün Ashâbı (r.a.e.)’i Medîne’ye gönderdi. Kendisi de Hâkk Teâlâ’nın emrini bekliyordu. Ebû Cehil başkanlığında Kureyşli kâfirler bu durumu sezip bir toplantı düzenlediler. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Medîne’ye hicret etmesinin sonra başlarına çok büyük felâketler açabileceğinde hemfi…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasîyetlerinden biri de, namâzın ilk vakti girmeden temizlik ve abdest hazırlığımızı yapmamız husûsundadır. Zira bu hazırlığı yapmayıp geç kalanlar çok defa cemaatle namâz kılma fazîletini kaçırırlar. Bir hadîs-i şerîfte; Abdullah ibn Mes’ud (r.a.) Hazretleri, Efendimiz (s.a.v.)’e, “Ey Allâh’ın Resûlü (s.a…
 
“Osmanlı Imparatorluğu’nun sarayları ve şaşaası üzerine çok söz söylenir. Geçmişi karalamak isteyenlerin saray müsrifliği ve harem masallarını dillendirmeleri abartılmış yaklaşımlardır. Okul kitaplarında “Maliyenin iflâsı ve saraylar” gibi anlatımlar ne kadar geçerlidir. Yurttaşlarımız, son on yılda Avrupa’nın ve Rusya’nın başkentlerini gezmeye baş…
 
Peygamberimiz (s.a.v.); abdest ve gusülde, ayakkabısını giymekte ve taranmakta, mümkün oldukça, hep sağdan başlamayı sever, bir şey alacağı zaman, sağ eli ile alır, bir şey vereceği zaman, sağ eli ile verir ve başlayacağı her şeye sağdan başlardı; “Sizden biriniz, ayakkabısını giyeceği zaman, giymeğe sağdan başlasın! Ayakkabısını çıkaracağı zaman d…
 
Âlimlerimiz buyurmuşlardır ki, mal mü’minin yardımcısıdır. Çalışınız, helâl kazanınız! Öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, dîninizi verip, alırsınız. Dînini verip de yememek için, el emeği, alın teri ile yemelidir. Hadîs-i şerîfte: “Elinin emeği, alnının teri ile ye, dînini satıp yeme!” buyuruldu. İrşâd-ı Kalâsî’de yazıyor. Peygamber (s.a.v.) Efend…
 
Kadın erkek ilişkileri konusunda insanın mutluluğunu getiren tek sistem İslâm’dır. Çünkü onun hükümlerini, insanın ve âlemlerin Yüce Yaratıcısı olan Allâh (c.c.) koymuştur. Bu ilâhî ahkâmı Peygamber (s.a.v.) hadîsleriyle açıklamış; Peygamber (s.a.v.)’in vârisleri olan İslâm bilginleri de her devirde insanlığa teblîğ etmişlerdir. Yaratılanlar hakkın…
 
Abdullah ibn-i Ömer (r.a.) diyor ki: “Ben pederim Ömeru’l-Faruk’un sağlığında evlendim. Ve Sünnet-i Muhammediyye (s.a.v.)’in icrası için düğün sofrası yaptım. Ashâb-ı Kiram (r.a.e.)’i ve bu meyânda Mihmandar-ı Resûl-i Kibriyâ Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.)’i de davet ettim. Lâkin düğün evinde mâl-i ganimetden elimizde bir yeşil perde vardı ki, kadınlar…
 
Kaynaklar İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in kendisinden her isteyeni ve ihtiyaç sahiplerini boş çevirmeyecek şekilde cömert olduğunu ittifâkla kaydederler. Nitekim onun cömertliğini Süfyan b. Uyeyne (r.âleyh) şöyle anlatır: İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.) çok sadaka verir, istifâde ettiği her şeyden başkalarına da pay ayırırdı. Bir defa gönderdiği hed…
 
Süfyân-ı Sevrî (r.âleyh), Kûfe’de doğdu. Basra’da vefât etti. Tebe-i Tâbiîn’in büyüklerindendir. Zamânındaki büyük âlimlerden ilim ve edeb öğrendi. Hadîs ve fıkıh ilminde müctehîd oldu. Meşhûr âlim ve velîlerden Cüneyd-i Bağdâdî, Hamdun Kassâr bunun mezhebinde idiler. Mezhebi zamanla unutuldu. Süfyân-ı Sevri (r.âleyh)’in gözleri daima yaşlı idi. “G…
 
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Allâh (c. c.)’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzûrunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!” (Meryem s. 85-86) “Hesap gününün sıkıntıları daha Kıyâmet’in kopuş anından itibaren başlar. O anın dehşetiyle gençlerin simsiyah …
 
Muhakkak bilmen gerekir ki yaptığın her hareketinden dolayı kalbinde, seninle öbür dünyaya giden, senin benzerin bir sıfat meydana gelir. Bu sıfata ahlâk denir. Eğer şehvet domuzunun emrine girersen sende çirkeflik, murdarlık, utanmazlık, hırsızlık, iki yüzlülük, harislik, kıskançlık, başkasının üzüntü ve sıkıntı çekmesine memnun olma ve bunlar gib…
 
Allâhü Teâlâ buyurdu: “Ribayı (faizi) öyle kat kat artırılmış olarak yemeyin, Allâh (c.c.)’dan korkun, ta ki muradınıza eresiniz.” (Âl-i İmran s. 130) “Bir toplumda faiz yaygınlaşırsa muhakkak içlerinde delilik çoğalır, bir millette zina zuhur ederse içlerinde öletlik (farkedilir derecede çok ölüm) belirir. Bir kavim, tartı ve ölçüde hile yaparsa A…
 
15 Temmuz darbesi, kuklaları yok ettiği gibi yüz yıldır kukla oynatanları da açığa çıkardı. Bu itibarla devletimiz yeniden güçlü günlere yelken açabilecektir. Bunun için milletimizin birlik ve dirliği, istikâmeti için önemli adımlar atılmalı; maşa, kukla ve hain üreten bataklıklar kurutulmalıdır. Bu da en mühim olarak eğitimden geçmektedir. Bu mill…
 
Ebrehe’nin oğlu, babası helâk olduktan sonra tekrar Beytullah’ı yıkmak için Mekke’ye geldi. Resûlullâh (s.a.v.) o zaman henüz çocuk yaştaydı ve ordunun gelip Mekke dışında konakladığını duyunca hemen dedesine gitti. Abdülmuttalib’e: “Dedem İsmail’in okunu da yayını da bana ver ve beni şu atın üstüne bindir” dedi. Abdülmuttalib aynen öyle yaptı ve A…
 
Mezar kimin olursa olsun, ziyareti sünnettir. Çünkü mezarları ziyaret etmek, ahireti hatırlatır ve dünya nimetlerini unutturur. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Ben mezarları ziyaâret etmenizi yasaklamıştım, artık ziyâret edin. Çünkü bu ziyâret ahireti hatırlatır” buyurmuşlardır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, İslâm’ın ilk dönemlerinde, müslümanların …
 
Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: “Alkâme adında, çok gayretli biri vardı. Hastalığa tutuldu, yatağa düştü. Hanımını Resûlullâh (s.a.v.)’a yolladı. “Kocam son nefesini vermek üzere.” Resûlullâh (s.a.v.) Bilâl, Ali, Selman ve Ammar (r.a.e.)’e: “Alkâme’ye gidin, bakın; durumu nasıldır?” diye emretti. Yanına varınca şöyle dediler: “Lâ İlâhe İllallâh” sö…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, herhangi bir şahsa, Resûlullâh (s.a.v.)’ın belirlediği ölçüler dışında saygı göstermememiz hakkındadır. Halkı eğitirken hocalarına ne türlü saygı ve tazimde bulunacaklarını ve yapacakları tazimde gösterecekleri saygıyı rububiyyet (ilâhlık) derecesine vardırmadan davranmalarını öğretmeliyiz. Son…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Ey Âdemoğulları! Biz, sizin için çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise, bir de zînet elbisesi (mefharet kisvesi, yâhûd servet ve refâh) indirdik. Takvâ elbisesi (îmân, Allâh (c.c.) korkusu, tevazu, iffet, haya ve tâat) ise daha hayırlıdır. Bu elbiselerin indirilmesi Allâhü Teâlâ’nın fazl-u rahmetine delâlet eder, ây…
 
Akrabaya sıla etmek vâcibdir. Ömrün bereketli olmasına sebeptir. Çok büyük sevâbdır. Sıla demek, unutmayıp yakınlık göstermektir. Ziyaret ile hediye göndermekle, eliyle veya diliyle yardım etmekle olur. En aşağı derecesi selâm vermek veya selâm göndermek ile olur. Sıla için muayyen bir zaman yoktur. Müslümanlar ne kadar zamanda sıla etmeyi âdet etm…
 
Ebû Hüreyre (r.a.)’den nakledilen haberde Resûlullâh (s.a.v.): “Bir kimse Arefe günü öğle ile ikindi arasında dört rek’at namaz kılsa, her rek’atinde bir kere Fâtihâ ve elli kere İhlâs sûrelerini okusa, Allâhü Teâlâ ona bin kere bin sevâb yazar. Kur’ân-ı Kerîm’den okuduğu her harf için cennette ona bir yüksek derece verilir. Her derece arası beş yü…
 
Kurbân Bayramı’nın ârefe gününün sabah namâzından itibâren bayramın dördüncü gününün ikindi namâzına kadar yirmi üç vakit farz namâzlardan sonra bir def‘a: “Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâilâhe illâ’llâhu va’llâhu ekber, Allâhü ekber ve li’llâhi’l hamd” diye tekbîr alınır ki, buna (teşrîk tekbîri) denir. Teşrîk tekbîrleri, âlimlerin birçoğuna göre v…
 
Hz. Ebû Zer (r.a.) , Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu naklediyor: “Ben sana Allâh (c. c.)’dan korkmanı tavsiye ediyorum, çünkü Allâh (c.c.) korkusu her işin başıdır. Kur’ân-ı Kerîm’i okumaya ve Allâh (c.c.)’u zikretmeye devam et. Bu, senin göklerde anılmana sebep ve yeryüzünde senin için bir nurdur. Çoğu zaman sükût et, iyilikten başka bir …
 
Tabip Ali b. Cehm (r.âleyh) demiştir ki: “Abbasî Halifelerinden el-Mütevekkil Alallâh, beni yanına çağırarak: “Gözümü tedavi etmek için çok gayret gösterdin, buna rağmen ancak gözün iltihâbını artırdın! Alimlere sor, bu konuda Peygamber (s.a.v.)’den bir hadis biliyorlar mı?” dedi. Ben de Ahmed b. Hanbel (r.a.)’in yanına vardım ve sordum. Şöyle dedi…
 
İkrime (r.a.) vasıtasıyla Abdullah b. Abbâs (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Resûlullâh (s.a.v), Abbâs b. Abdulmuttalib (r.a.)’e şöyle buyurmuşlardır: “Ey Abbâs, ey amcam! Sana bir iyilikte bulunup sana faydalı şeyler söyleyeyim mi? Sana iyilikte bulunup da işlediğin günâhının ilkini de sonuncusunu da, eskisini de yenisini de, bilerek yapılanı da…
 
Bir hadîs-i şerîfte: “Allâhü Teâlâ katında en büyük gün kurban bayramı günleridir” buyuruldu. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, kızı Fâtıma (r.anhâ)’ya: “Ey Fâtıma! Kurban kes. Kesilirken yanında bulun ve onu gör. Çünkü o kurbanın kanından yere damlayan ilk damla ile senin bütün günâhların afv ve mağfiret olunur” buyurdu. Yine bir hadîs-i şerîfte: “Dâv…
 
Şehâdet ederim ki, kabir azâbı haktır ve bu azâb kâfirler ile günâhkâr mü’minlerin bir kısmına mahsustur. Hakikât ehlinin ittifâkıyla sabittir ki Allâhü Teâlâ kabirde bir hayat yaratmaktadır ve bu hayat ile azâb ve elem hissedilir hale gelmektedir. Bu kabir hayatının bizlere görünür olmaması, görünür olmadığı için de inkârı gerekmez. Böylesi bir in…
 
Tevrat ve İncil’in tahrif edildiği ve bugün Tevrat ve İncil adıyla elde bulunan kitapların, Hz. Mûsa (a.s.) ve Hz. Îsâ (a.s.)’a indirilen kitaplar olmadığı herkesin mâlumudur. Bu söylediğimizin en açık delîli; bugün eldeki Tevrat’ta Hz. Mûsa (a.s.)’nın vefâtı, nereye gömüldüğü gibi hususların yer alıyor olmasıdır. Mûsa (a.s.)’a inen Tevrat’ta, Mûsa…
 
Mü’minlere sû-i zan etmekten, yani bir kimseyi mutlak kötü olan bir fiiline veya durumuna şâhid olmaksızın, küçük bir kötü fiili, durumu veya sözünden ötürü şüphe ve yetersiz bilgiyle hareket edip kötüye nispet etmekten sakınarak mümkün olduğu müddetçe iyiye yormalıdır. Fakat açıktan bir günâh ve kötülük işlerse bu durumda zann-ı galip oluşur. Böyl…
 
İbrâhim (a.s.)’ın babası Âzer: “Artık oğlumuzu şehire götürmekte bir tehlike yok, alınan bütün tedbirler kaldırıldı. Nemrûd’un da endişesi zail oldu. Hattâ O’nu Nemrûd’un mâiyetine bile verebiliriz.” dedi. Bir gün, Güneş battıktan sonra, üç kişi yola çıktılar. Yolda İbrâhim (a.s.) deve, at ve koyunları gördü. Ve sordu: “Bunlar nedir? Bunların elbet…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Şüphesiz ki ben, her dinden geçip, müslim ve muvahhid olarak, yüzümü, o gökleri ve yeri yaratan Allâhü Teâlâ’ya döndüm. Ben, müşriklerden değilim.” (En’âm s. 79) Müfessirler, bu âyet-i kerîme ile ilgili olmak üzere şu kıssayı naklederler: İbrahim (a.s.), Bâbil’de hükümdarlık eden Nemrûd bin Kenan zamanında doğmuştu.…
 
Müezzin ezân okurken ona cevap ver. Şöyle ki: Müezzin “Allâhü ekber Allâhü ekber” deyince sen de aynısını söyle. Ezânın devamında müezzinin diğer söylediklerini tekrarla. Fakat müezzin “Hayye ales salâh” ve “Hayye alel felâh” derken, sen “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil aziym” de. Müezzin “Essalatü hayrun minen nevm” yani “namaz uykudan…
 
1971 yılında İstanbul’da, MTTB Genel Başkanı Ömer Öztürk tarafindan kurulan vakfımız; milletimizin tereddütsüz güveni, yarım asırlık tecrübesiyle; eğitim, yurt, burs ve yayıncılık alanlarında hizmet vermektedir. Muhterem Ömer Öztürk’ün, bütün masraflarını karşılamaya devam ettiği Fatih Gençlik Vakfı’nda, üniversite öğrencilerine 1971 senesinden iti…
 
Namazın içinden olan altı farz şunlardır: İftitah Tekbiri; niyetin hemen arkasından elleri kaldırırken “Allâhü Ekber” diyerek yapılır. İmâm, “Allâhü Ekber” sözünü bitirmeden önce, uyan kişi “Allâhü Ekber” sözünü bitirse, namaza başlamış olmaz. Kıyâm; kıyâmın farz olması, farz olan namaza mahsûstur. Nafile olan namazda kıyâm farz değildir. Ayakta du…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login