Mevlana Takvimi halka açık
[search 0]
Daha fazla

Download the App!

show episodes
 
Loading …
show series
 
Peygamberlik da’vâsına kalkışmaksızın hârika haller göstermek anlamına gelen kerâmet mümkün bir olaydır ama gaye değildir. Yani Allâhü Te‘âlâ’nın üstün dostluğunu kazanmış bir veli, gerektiğinde maddî herhangi bir sebebe başvurmadan alışılagelmiş hâdiselerin dışında bir takım olayların zuhûruna sebep olabilir. Hakikatte o işi vücûda getiren Allâhü …
 
Hâkk yolcusu, sabah namazını kıldıktan sonra Kur’ân okumaya ve çeşitli şekillerde zikretmeye, hamd ve tesbih etmeye başlar. Allâh (c.c)’un azâmetini, nimetlerini, insanın hesap ettiği ve edemediği, bildiği ve bilmediği yerlerden O (c.c.)’un lütuf ve ihsânının kendisine nasıl kesintisiz olarak geldiğini tefekkür eder. Ulaşmış olduğu zahir ve bâtın n…
 
Namaz; mükellef yani buluğ çağına gelmiş olan akıllı, kadın-erkek her Müslümana farz-ı ayn’dır. Namazın farz olduğunu inkâr eden kâfir olur. Namaz, günâh kirlerinden kalbi temizleyip gayb kapılarından girmektir. Namaz, dinin direği olup imândan sonra yerine getirilmesi icâp eden ilk emir ve yapılması icâp eden ilk ibâdettir. Namaz kılınan zaman, Al…
 
Vakıf, tarih boyunca süregelmiş yardımlaşma ve dayanışma duygusunun kurumsallaşmış halidir. O halde vakıf tüm insanlığın mutluluğunu amaçlayan bir sistemler bütünüdür. Tarihte ilk vakıf; Hz. Ömer (r.a.)’in Hayber’in fethinden sonra ganimet olarak kendisine düşen bir arazinin satılmaması, miras bırakılmaması ve hibe edilmemesi şartı ile fakir, köle,…
 
Teyemmümün hükümlerini bilmek herkese lâzımdır. Çünkü abdest ve guslün yerini tutar. Su bulunmadığı veya kullanılamadığı zaman, gusül ve abdest yerine teyemmüm edilir. Teyemmümde niyet lâzımdır. Teyemmüm şöyle yapılır: Elleriyle bir kere yere vurur, ellerine toz bulaşırsa silkeler. Yüzünü kaplayıp mesheder. Sonra ellerini bir kere daha yere vurup, …
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) “Zulüm üç kısımdır: Affolunmayan zulüm, peşi bırakılmayan zulüm, Cenâb-ı Allâh’ın peşini bırakması (affetmesi) umulan zulüm. Affolunmayan zulüm, Allâh (c.c.)’a şirk koşmaktır. Peşi bırakılmayan zulüm, kulların birbirlerine yapmış oldukları zulümdür. Allâh (c.c.)’un, peşini bırakması umulan zulüm ise, insanın kendine yapmış ol…
 
Selef ekseriyetle şu on san’atı tercih ederlerdi: 1. Dikicilik. 2. Ticâret, 3. Nakliyecilik, 4. Terzilik ve ayakkabıcılık, 5. Elbise temizleyiciliği, 6. Nâlincilik, 7. Demircilik, 8. Eğiricilik, 9. Avcılık. 10. Kitâbcılık [muharrirlik] Abdülvehhab el-Varak (r.âleyh) diyor ki: “Ahmed b. Hanbel bana: “Hangi sanatla iştigâl ediyorsun?” diye sordu. Ben…
 
Hayırlı işlerde ve hayır işlemede ön sıralarda bulunmak Resûlullâh (s.a.v) ile aramızda olan ahidlerden biridir. Hayra hızla varabilmek için, herkesten önce hayır işlemeye başlamalı ve insanlara örnek olmalıyız. Meselâ bir kulun halka avuç açtığını, fakat ona hiçbir kimsenin bir şey vermediğini gördüğümüzde, o fakire vereceğimiz sadakayı gizli verm…
 
Adî bin Hatem (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’den şöyle rivâyet eder: “Allâh (c.c.), sizin herbiriniz ile tercümansız konuşacaktır. Kişi sağına ve soluna bakacak, âhirete gönderdiklerinden başka bir şey göremeyecektir. Önüne bakacak, karşısında cehennemden başka bir şey göremeyecektir. O halde artık bir hurmanın yarısı ile de olsa, kendinizi …
 
Ramazân-ı Şerîf’in karşılayıcısı durumunda olan mübârek aylardan Receb ayının ilk cum’a gecesine Regâib gecesi denir. Bu geceye Regâib gecesi denmesinin asıl sebebi şudur: Bu gecede Peygamberimiz (s.a.v.)’e hâs bazı ma’nevî ihsânlar gerçekleşmiştir ki olmasıdır ki bunun şükür ifâdesi olarak Peygamberimiz (s.a.v.) on iki rek‘at namâz kılmışlardır. R…
 
Enes bin Mâlik (r.a.)’dan naklen Şeyh Ebü’l-Berekât Hibbetullah Sekatî’nin bize haber verdiği üzere, Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: “Receb, Allâhü Te‘âlâ’nın ayıdır. Şa’ban benim ayımdır. Ramazan benim ümmetimin ayıdır.” Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e “Yâ Resûlâllah! Receb Allâhü Te‘âlâ’nın ayıdır ne demektir?” diye sorulan suâle: “Receb Allâhü Te‘âl…
 
Gönüller sultânı Hazret-i Sâmî (k.s.), kalbin Kur’ân-ı Kerîm’de beş sınıf olarak beyân edildiğini anlatırlardı. Ez-cümle: 1- Ölü kalb, 2- Hastalıklı kalb, 3- Gâfil kalb, 4- Zâkir kalb, 5- Ma‘nen diri (hayy) kalb. Kalbimizi her türlü hastalık ve tehlikelerden koruyacak birinci şartın zikru’llâha devâm olduğunu her defasında tekrâr tekrâr beyân buyur…
 
Kendisi ile sorumlu tutulduğumuz fiillerimiz iki kısımdır. Birisi, genel manada aklımızla, hikmetini anladığımız fiillerdir. Meselâ, namaz, zekât ve oruç gibi. Çünkü namaz, Yaratan’a sırf bir tevazu ve yalvarıp yakarmadır. Zekât, fakirin ihtiyacını gidermeye çalışmaktır. Oruç ise, şehveti kırma hususunda bir sa’y-ü gayrettir. Diğeri, hikmetini anla…
 
Bütün hayatı manevî kerâmet (ya‘ni istikâmet) olan Efendimiz Hazretleri, kendilerinden sâdır olan kerâmetleri böylece saklamamızı bize öğretmiş oluyorlardı. Böylece kerâmetin matlûb olmadığını, zuhûrunun o kişilere Allâh (c.c.)’ün rahmeti olduğunu anlatmış oluyorlardı. Buna da hamdetmek lâzımdı ve hemen takılmadan istikâmet üzere Hakk yola devâmı ö…
 
Bu sünnete uygun hayat günümüz insanlarının ancak ör-neklerini kitâblarda görebildiği bir şekilde tam 96 yıl devâm etmiştir. Doğumlarından dâr-ı bekâya intikâllerine kadar gecesiyle, gündüzüyle, harekâtı ve sekenâtı ile günün 24 saatinde sünnet-i seniyyeye; Hazret-i Abdullâh ibn-i Ömer radıyallâhu anhümânın dediği gibi ve Pîr Efendimiz Hazretlerini…
 
Mûsâ bin İmrân (r.a.)’ın bildirdiği bir Hadîs-i Şerîf’te: ‘‘Cennette bir nehir vardır. Ona Receb denir. Sütten beyaz, baldan tatlıdır. Receb ayında bir gün Oruç tutana Allâhü Te’âlâ kıyâmet günü o nehirden su verir.’’ buyuruldu. (Asbahânî, et-Terğib (1847), İbn Hacer Askalanî, Tebymu’l Aceb Bima Verade Fi Şehri Recep, s.33) Mâzenî, Hüseyin bin Alî …
 
Receb-i Şerîf’te Okunacak Duâ: Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şa’bân ve belliğnâ Ramazân vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- Kur’ân. (Bu duânın, sayı sınırlaması olmamakla berâber, Receb-i şerîf boyunca günde 100 def‘a okunması fazîletlidir.) Receb-i Şerîf Duâları: İlk on (10) gün: “Sübhâna’llâhi’l- hayyil…
 
Doğumundan i‘tibâren bütün hayatı boyunca bu müjdenin şanlı izlerini taşıyan bu zâta, “Âlî makâm sâhibi” ma‘nâsına gelen Sâmî ismi konur. Her hâlleri büyük, yüksek makâm sâhibi oluşlarının dışarıya tezâhürüdür. Hakk idâresinin kaldırılıp, halk idâresinin müslümânlara da sevdirilmeğe çalışıldığı şu cehâlet asrında; ekseriyetin İslâm dışı davranışlar…
 
Hazret-i Sâmi (k.s.)’un hayatını manevi görevlisi ve ihvâna kılavuzu Muhterem Ömer Muhammed Öztürk’ün kaleminden yayınlıyoruz: 1892 Yılında Adana’nın Tepebağ mahallesinde dünyâya teşrîf eden Hazret-i Sâmî (k.s.)’un babaları Müctebâ Efendi, anneleri Ümmügülsüm Hanımefendilerdir. Dedelerinin ismi Abdurrahmân, büyük dedeleri İshâk ve Hüseyin Efendiler…
 
1071 Malazgirt zaferinden 3 yıl sonra İznik başkent olmak üzere Türkiye devleti kuruldu. Anadolu’da Türkiye devletinin kurulması ve dünyanın en enerjik milletinin Küçük Asya’yı ikinci bir anayurt haline getirmesi, Avrupa’yı dehşet içinde bıraktı. Hıristiyanlar, ne pahasına olursa olsun Türkler’in Rumeli’ne atlamalarına engel olmak, hattâ onları Ana…
 
Ey Dostlar! Câhillerle dostluk kurmaktan sakınınız. İslâmiyetin emir ve yasaklarına uymakta gevşek davranan kimse, insanı Allâhü Te‘âlâ’ya kavuşturan yolda ilerleyemez. Gönlü ve kalbi ile dünyâ düşünce ve işlerinden sıyrılıp, yalnız Allâhü Te‘âlâ’ya yönelmedikçe, hakîkat meydanında bulunmak mümkün değildir. Bunlar hakkı idrâk edip, anlayıp bilmekte…
 
O Allâhü Te‘âlâ ki, kendi rahmet ve şefkatiyle hâlis kullarına husûsi şeref ve faziletler ihsân etti. Lütûf ve keremiyle onları birbirine ısındırıp sevindirdi.Gönüllerinden hıyânet, kin ve nefret duygularını söküp atarak dünyâda dost ve kardeş; âhirette en samimi arkadaş olarak yaşattı. Allâh (c.c.) için sevişmek ve din uğrunda kardeş olmak, Allâh …
 
İmâm-ı Buhârî (r.âleyh), Âişe-i Sıddika (r. anhâ)’dan rivâyet eylemiştir ki: “Vahyin başlangıcı sâdık rü’yâ ile vâki olmuştu. Gördüğü her rü’yânın eseri sabah gibi çıkardı. O zamanda Hira dağına gidip geceleri ibâdet ederdi. Hira dağının mağarasında iken bir Melek geldi: “İkrâ” diye emretti. Yâni: “Yâ Muhammed, Oku!” dedi. Resûlullâh (s.a.v) Efendi…
 
İmâm Şâfii (r.âleyh)’in yemek hakkındaki öğütleri: “Yemek dört şekilde yenir. 1. Tek parmak ile yemek; bu kibarlıktandır. 2. Çift parmak ile yemek; bu da kibirdendir. 3. Üç parmak ile yemek; bu da sünnettendir. 4. Dört veyâ beş parmak ile yemek; bu da boğazının kuludur (oburdur). Dört şey bedeni kuvvetlendirir: 1. Et yemek, 2. Güzel koku, 3. Münâse…
 
Efendimiz (s.a.v)’in bizlere vasiyetlerinden biri, bir meclise girdiğimiz zaman, bizi seven ve sayanlardan biri ayağa kalkıp kendi yerini bize vermek istediğinde yerine oturmamamız ve o kimsenin yerinden kalkmasına izin vermememiz hakkındadır. Bu ahde çoğunlukla ihânet edenler, dünya sevgisini içinde taşıyan ve kendilerini büyük gören fakirlerdir. …
 
1876’da Çorum’un Tophane köyünde doğan Atıf Efendi, İlk tahsilinin ardından İstanbul’a gelmiş, 26 yaşında iken 1902’de en iyi derece ile icâzet almıştır. 1902’de imtihânla Dârü’l-Fünûn (Üniversite)’nin “ilahiyat” kısmına ikinci olarak girmiştir. Üç yıl sonra üniversiteyi bitirip Kabataş Lisesi “Arapça” muallimliğine tayin edilmiştir. 1910’da Medres…
 
GUSÜL İLE İLGİLİ BAZI MESELELER Kadının örgülü saçının dibine suyun geçmesi kâfidir (su saçın dibine ulaşıyorsa, örgüyü çözmesi gerekmez). Ama saçlar çözülmüş ise o takdirde saçların aralarına da suyun ulaştırılması farzdır. (Mecmua-i Zühdiyye) Su, erkeğin saçının dibine ulaşsa bile, saç örgüsü içine ulaşmadığı takdirde erkeğin saçlarını çözmesi vâ…
 
Kadının örgülü saçının dibine suyun geçmesi kâfidir (su saçın dibine ulaşıyorsa, örgüyü çözmesi gerekmez). Ama saçlar çözülmüş ise o takdirde saçların aralarına da suyun ulaştırılması farzdır. (Mecmua-i Zühdiyye) Su, erkeğin saçının dibine ulaşsa bile, saç örgüsü içine ulaşmadığı takdirde erkeğin saçlarını çözmesi vâcibtir. Dişi oyuk olan ve bu oyu…
 
Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’e: “Kurtuluşa eren fırka hangisidir” diye sorulduğunda: “Benim ve Ashabımın bulunduğu yola uyanlardır’’ buyurmuşlardır. Saadet devrinden günümüze kadar, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in ve Ashâbı (r.a.e.)’nin yoluna tabî olup ayrılmamayı şiar edinen, Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’e saygılı davranıp onlar hakkında küfür, yalan…
 
Konuşmaya Allâh (c.c.)’un adıyla başlarlardı. Daima düşünür ve sükûtu tercih ederlerdi. Lüzum olmadan konuşmazlardı. Konuştuklarında az ve öz konuşurlardı. Boş söz asla söylemezlerdi. Konuştuklarında tatlı ve tesirli konuşurlardı. Kimseye fenâ söz söylemezlerdi. Gür ve yüksek sesle, tane tane konuşurlardı. Konuşma esnasında başlarını yukarı kaldırı…
 
Nu’man İbn-i Beşir (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu anlatıyor: “Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helâller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında haram veya helâl olduğu şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da korumuş olur. Kim de şüpheli ş…
 
Kalbe giren her belânın kesinlikle fuzûlî işlerin sonuçlarından olduğu bilinmelidir.. Bunun temelinde de cehâlet ile dünyâya dalmak, öğrendikten sonra varış yerini (meâd’ı) unutmak yatar. Bundan kurtuluşun yolu ise, verâ (makamın)da her şüpheliyi (bilinmeyeni) terk etmek, yakînde de her malûmu (bilineni) almak, kabul etmektir. (Gerçek akıl ve yakîn…
 
İbn Mes’ud (r.a.)’dan rivâyet edilmiştir. İnsanlar, toptan sırata varırlar. Onların sırata varmaları cehennemin çevresinde kıyama durmalarıdır. Bundan sonra derecelerine göre, sırattan geçerler. Onlardan bir kısmı şimşek gibi geçer; diğer bir kısmı, yel gibi geçer. Onlardan bir kısmı, kuş gibi uçar. Sırattan yarış atı hızında gidenler de vardır. He…
 
Ensar’dan Esmâ binti Yezid (r.anhâ) Resûlullâh (s.a.v.)’in huzuruna gelerek “Ya Resûlallâh, anam babam sana fedâ olsun, müslüman hanımlar tarafından elçi olarak yanınıza geldim. Şüphesiz Allâhü Te#âlâ sizi erkek ve kadınlara peygamber olarak gönderdi. Bundan dolayı biz kadınlar topluluğu sana imân ettik. Allâh (c.c.)’a îmân ettik. Fakat biz kadınla…
 
Kur’ân-ı Kerîm’de: “Onlar, “Allâh’a ve Resûl’e inandık ve itaat ettik” derler. Bütün bunlardan sonra onların bir grubu gerisin geriye dönerler. Bunlar mü’min değillerdir. Aralarında hüküm vermek için Allâh’a ve Resûlü’ne çağırıldıklarında onların bir grubu, bir bakarsın yüz çevirirler. Fakat onları ilgilendiren bir hak, menfaat olsa, ona itaatle ko…
 
Hanefi mezhebine göre; yellenme olup olmadığı konusunda şüpheye düşenler veya bu konuda vesveseli olanlar, ses veya koku olmadıkça abdestlerinin bozulmadığını bilmelidirler. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), “Biriniz karnında bir şey hisseder de ondan bir şey çıkıp çıkmadığını kestiremezse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten, namazdan çık…
 
Şeytan, ilmini beğenen kimselerin, ilmini kibirlenmelerine vesile etmiştir. Bu kimseler, ilmine güvenip peşinden gidenlere bakıp kibirlenirler. Dünyevî ihtiyaçlarını elde etmek ve istediklerine kavuşmak için her deliğe girip çıkar, her şeyi kabul ederler. Hâl ve vaziyetleri böyle olduğu halde, giyim-kuşam yani dış görünüş itibariyle ulemâ kisvesi i…
 
Kur’ân’ın devamlı tilâveti ve çokça okunması müstehaptır. Allâhü Te‘âlâ, Kur’ân tilâvetini âdet edinenleri “gece saatlerinde Allâh (c.c.)’un âyetlerini okurlar” âyetiyle övmektedir. İbn Ömer (r.a.)’dan şu hadis nakledilmiştir: “Haset sadece iki şeyde caizdir. Birisi, Allâh (c.c.) kendisine Kur’ân okuma nimetini vermiştir. O da gece gündüz Kur’ân ok…
 
Peygamber (s.a.v.) “Âhir zamânda îmânı muhafaza etmek, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak. Kişi sabah evden îmânlı çıkacak; akşam eve îmânsız gelecek, akşam îmânlı yatacak; sabah îmânsız kalkacak.” diye buyurdular. İnsanın en kıymetli cevheri îmânıdır. Bunu çok iyi korumak gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: “Elbisenin eski…
 
Şeyh Abdülkerim Ciylî (k.s.) der ki: “Sana, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin mübârek sûretini zihninde hep canlı tutmanı tavsiye ederim. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin mübârek sûreti yani şemâilini okuyup, anlayıp ve manâsını düşündükçe; ona ülfet edersin. Yakın bir zamanda rûhun, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ne ü…
 
Gözlem aletlerinin ve yeni yöntemlerin gelişiminde Arap-İslâm astronomların kendilerinden öncekilerine kıyâsla kaydettikleri büyük ilerlemeler hakkında, Arap-İslâm astronomisine yönelik modern bilimsel araştırmaların gerçekten de erken sayılabilecek bir aşamasında, bilim adamı C. A. Nallino’nun edindiği genel izlenimden şunu duyuyoruz: “Araplar hem…
 
HEM FARZ HEM NAFİLELERİ YAPMAK Bir kul farzları azâba düşmek korkusundan yaptığı halde, mecbur olmadığı halde nafile ibâdetleri de yapıyorsa, bunu kendi isteğiyle yapıyor demektir. Mecbur olmadığı halde nafile ibâdetler de yapan bu kul, Allâh (c.c.) sevgisiyle (muhabbetullah) ile mükâfatlandırılır. Kulun Allâh (c.c.)’a yakın olmaktaki gayesi de zat…
 
Büyük günâhların en büyüğü Allâh (c.c.)’a eş tanımaktır. Eş tanımak iki türlüdür. Birincisi, Allâh (c.c.)’a bir eş edinmek, Allâh (c.c.)’a ibâdet olunurken kendilerini Allâh (c.c.)’a yaklaştırır zannı ile taşa, ağaca, güneşe, aya, bir peygambere veya bir kişiye, yıldıza, melek ve daha başkalarına tapmaktır ki Allâhü Te’âlâ’nın Kur’ân’ında anlattığı…
 
Bugün başta dünyanın en büyük bir arşivi olan Cumhurbaşkanlığı Arşivi olmak üzere Türkiye arşivlerinde, milyarlarca yaprak tarihî vesika bulunmaktadır. Bu zenginlik, atalarımızın, Osmanlı Türkleri’nin yazılı kâğıda karşı gösterdikleri dikkat ve sevginin sonucudur. Osmanlı devlet teşkilâtında vesikaların ne kadar itina ile yazılıp korunduğu hakkında…
 
Bizlere vekâleten Efendimiz (s.a.v.)’e verilen ahidlerden biri de şudur: Bulunduğumuz kentte veya kasabada, dinî ve şer’i ilimleri bize öğretecek bir kimse bulamazsak, bu ilimleri okutup öğreten bir memlekete veya kente gideceğiz. Çünkü ilim yolunda bu sefer hali, vâcib olan bir hicrettir. Zira vâcibi ikmâle yarayan nesne vâcibdir. Birçok insanlar …
 
GÖSTERİŞ İÇİN YAPILAN İBÂDET Muhammed b. Lebid (r.a.)’dan rivâyet edilen bir Hadîs-i Şerif şöyledir: Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizin müptelâ olmanızdan korktuğum şeylerin en korkuncu küçük şirktir.” Ashâb (r.a.e.) sordular: ”Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)! Küçük şirk nedir?” Şöyle buyurdu: “Riyadır. Allâhü Te‘âlâ amellerine göre kullara karş…
 
Allâhü Te’âlâ buyuruyor ki; “Allâh’ın verdiği bu ganimet malları yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allâh’tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allâh’ın dinine ve Peygamberi’ne yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır. Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imânı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç…
 
Cenâb-ı Hâkk, meâlen şöyle buyurur: “Ve Allâh’ın Dinini ve ahkâmını beyân eden Kur’ân-ı Kerim’e toplu olarak yapışın ve dağılmayın. Ey Mü’minler! Cenâb-ı Allâh’ın sizin üzerinize ihsân buyurduğu şol zamandaki nimetini zikredin ki o zamanda birbiriniz ile düşman idiniz. Allâhü Te‘âlâ imân nuru ile kalplerinizi telif etti de akşamda birbirinizle düşm…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login