Mevlana Takvimi halka açık
[search 0]
Daha fazla
Download the App!
show episodes
 
Loading …
show series
 
Muâz ibni Cebel (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, birgün Resûlullâh (s.a.v.) onun elini tuttu ve: “Ey Muâz!Vallâhi seni gerçekten seviyorum” buyurdu, sonrada ona şunu söyledi: “Ey Muâz! Sana her namazdansonra şöyle duâ etmeyi ihmâl etmemeni tavsiyeediyorum: “Allàhümme eınnî alâ zikrike ve şükrikeve husni ibâdetik (Allâhım! Seni zikretmeme, sanaşü…
  continue reading
 
Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivâyet olunur:“Kocasına itaat eden kadın için kocası ondan razı olduğu sürece havadaki kuşlar, sudaki balıklar, gökdeki melekler, güneş ve ay istiğfarda bulunurlar. Hangi kadında kocasına karşı gelirse Allâh’ın melekleri ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Hangi kadın da kocasının yüzüne karşı çehr…
  continue reading
 
Size vasiyetim ey oğlum! Akıldır, edeptir ve takvâdır.Tüm durumlarda geçmişlerin eserlerini izle, Ehl-i Sünnetve Cemaat’e bağlı ol. Fıkıh ve hadis öğren. Câhil sûfilerdensakın. İmam ve müezzin olmamak şartıyla namazıı cemaatle kıl.Hiçbir zaman şöhret arama ki, şöhret âfettir. Soya soparağbet etme. Dâima ismin az söylensin. İlk önlere kendi adını ya…
  continue reading
 
İmâm namaz kıldırırken şu 7 hususa dikkat etmelidir:1. İmâm namazı hafif tutmalıdır. Enes b. Mâlik (r.a.)buyuruyor ki, “Hiçbir kimsenin ardında, Resûlullâh(s.a.v.)’in kıldırdığı namazdan daha hafif ve daha mükemmel bir namaz kılmadım.”2. İmâm, müezzin henüz ikâmeti bitirmeden ve cemaat saf olmadan tekbir alıp namaza başlamamalıdır.Namaza başlamadan…
  continue reading
 
Ashâb-ı Kiram (r.a.e.)’den Mikdâm ibni Ma’dîkerib(r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlu, midesinden daha tehlikeli bir kapdoldurmamıştır. Oysa insana kendini ayakta tutacakbirkaç lokma yeter. Ancak bir sebeple çok yiyecekolursa, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmal…
  continue reading
 
1. O gün, oruç tutulacak; fakat Muharrem’in sâdece onuncugünü oruç tutulmaz. (9.-10.), (10.-11.).Hz. Sâmî (k.s.) (9.-10.-11.) günleri tutmanın, en fazîletlisiolduğunu beyân buyurmuşlardır.2. Muharrem’in birinci ilâ onuncu günü de dâhil her gün okunan duâ, sabahleyin üç def‘a okunur.3. Mekrûh olmayan bir vakitte 2 rek‘at namâz kılınır. Herrek‘atte F…
  continue reading
 
İbn Abbâs (r.a.)’dan bildirdiği hadîs-i şerîf’te: “Aşûre günüoruç tutana, on bin melek sevâbı verilir. Muharrem’in Aşûregününü oruç tutana on bin şehîd, on bin hac ve umre sevâbıverilir. Muharrem’in onuncu günü olan Aşûre gününde biryetîmin başını okşayana Allâhü Teâlâ o yetimin başındakikıllar kadar cennette derece verir. Aşûre gecesi bir mü’minei…
  continue reading
 
Kim helâk edici büyük günâhlardan sakınırsa, diğer günâhları affedilir ve onun İslâm binasının beştemel farzını yerine getirmesinden dolayı ayrıca sevap yazılır. Çünkü İslâm’ın temelini oluşturan farzlar(kelime-i şehadet, namaz, zekat, oruç ve hac) ile büyük günâhlar; biri diğerini takip eden, birbirine karşıüstünlük sağlamaya çalışan, etki ve büyü…
  continue reading
 
Cennet ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme girdiğinde Resûlullâh (s.a.v.) ve mü’minler Allâh (c.c.)’a yönelirlerve derler ki: “Ey Rabbimiz! Bu kardeşlerimiz dünyada iken“La ilâhe illallâh” diyorlardı, bizimle beraber oruç tutuyorlarve bizimle birlikte namazlarını edâ ediyorlardı. Böyle iken onları günâhları sebebiyle cehenneme attın.” Allâh (c…
  continue reading
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Hz. Ali (r.a.) arasında derinve kuvvetli bir bağ vardır. Resûlullâh (s.a.v.) Ebû Tâlib’inevinde yetişip büyüdü. Hz. Ali (r.a.) de Resûlullâh (s.a.v.)’inevinde yetişip büyüdü. Hz. Ali (r.a.) ahlâkında ve yönelimlerinde Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ahlâkına benzer bir ahlâksahibiydi. Çocuklardan ilk müslüman olan o idi. “Dârul…
  continue reading
 
Abdullah ibni Ömer (r.a.)’dan rivâyet edildiğine göre,Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hepiniz bir tür çobansınız; hepiniz hangi görevi üstlenmişseniz, ondansorumlusunuz. Devlet reisi de bir tür çobandır veyönettiklerinden sorumludur. Erkek ailesinin çobanısayılır ve onlardan sorumludur. Hizmetkâr efendisinin malının çobanı durumundadır; o da ko…
  continue reading
 
Her konuda olduğu gibi İslâm’da ticaret ahlâkında daen güzel örnek tâbi ki Resûlullâh (s.a.v.) Efendimizdir.Güzel ahlâkın en büyük numunesi olan Nebi (s.a.v.)Efendimiz İslâm’da ticaretin nasıl yapılması gerektiğinibizlere öğretmiştir. İmâm-ı Gazali (r.âleyh) hazretleri deResûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in öğrettiği helâl ticaretinnasıl yapılması gere…
  continue reading
 
İslâm dîninin sünnetlerinden biri de, duâdır. Resûlullâh(s.a.v.): “Duâ ibâdettir” buyurmuştur. Duâ ibâdetin özü vemü’minin silâhıdır. İbn-i Abbâs (r.a.) rivayeti ile Resûlullâh(s.a.v.): “Dikkat ediniz! Düşmanınızdan kurtulmanız, bolrızka kavuşmanız için size gece gündüz duâ etmenizitavsiye ediyorum. Çünkü duâ mü’minin silâhıdır” buyurmuştur.Selmân …
  continue reading
 
Câbir İbn-i Abdullâh (r.a.)’den rivâyetle Resûlullâh(s.a.v.) Efendimiz: “Kişi ile şirk ve küfrün arasında yalnız) namazı terk etmek vardır.” diye buyurmuşlardır.Namazı inkâr eden kafir olur. Bu, kesin delil ile sabittir.Tembelliğinden dolayı kasden terk eden fâsık olur.Namazın farz olduğunu itikâd etmekle beraber, tembelliğinden kılmıyorsa, mesele …
  continue reading
 
1. Aşağıdaki duâ, üç defa okunmalıdır:Bismi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm Ve sallâllâhu ‘alâ seyyidinâmuhammedin ve âlihi ve sahbihî ve sellem. Allâhümmeente’l-ebediyyü’l-kadîmü’l-evvelü ve ‘alâ fazlike’l-‘azîmi vecûdike’l-‘amîmi’l-mu‘avveli ve hâzâ ‘âmun cedîdün kad akbelenes’elüke’l-‘ısmete fîhi mine’ş-şeytâni ve evliyâihi ve cünûdihive’l-‘avne ‘alâ hâ…
  continue reading
 
İbn-i Abbâs (r.a)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Zilhicce’ninsonuncu günü ile Muharrem’in birinci günü oruç tutan,geçmiş yılı oruçla bitirip, yeni yıla oruçla başlamış olur.Allâhü Teâlâ o orucu onun elli yıllık günâhına keffâreteder” buyurulmuştur.Peygamberimiz (s.a.v.): “Ramazan orucundan sonraen fazîletli oruç, Allâh’ın ayı olan Muharrem’de tutu…
  continue reading
 
Rivayet olunur ki, Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in kızı Esmâ(r.anhâ) şöyle anlattı: “Babamla Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz çıkıp gittiler. Nice olduklarını bilemezdik. Bir günKureyşten bir toplulukla beraber Ebû Cehil kapıya geldi”.Ben de: “Ne istiyorsunuz?” diye çıktım. Ebû Cehil bana:“Baban nerede?” diye sordu. Ben de:“Vallâhi nerede olduğunu bilmiyorum.…
  continue reading
 
Evrendeki her şeyin müthiş bir düzen içerisinde seyirettiğini görüyoruz. Güneş bir saniye dahi geç kalmaksızındoğuyor. Oksijen bütün yeryüzü tabakasını kapsıyor, yağmurlar, bitkiler, ağaçlar, kısaca her şey harika bir düzeniçerisinde bizlere şunu ifade ediyor: Bütün bu varlıklarıbuyruğuyla bizim hizmetimize musahhar kılan Cenâb-ıHâkk’tan başkası de…
  continue reading
 
“Sen, onlar bu Kur’an’a inanmıyorlar diye, arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin!” (Kehf s. 6) âyet-i kerimesi Allâhü Teâlâ’nın Resûl-iEkrem (s.a.v.)’e olan şefkâtini ve merhametini göstermektedir.Yani Allâhü Teâlâ, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’eseslenerek, “kâfirler Kur’ân-ı Kerîm’e imân etmiyorlardiye onlara kızıp öfkelendiğin v…
  continue reading
 
İngiltere’de 25 binden fazla insanın katıldığı bir araştırmaya göre, beyin için güvenli miktarda alkol tüketimi yok.Hatta “ılımlı” alkol alımı bile beynin neredeyse her bölümünü olumsuz etkiliyor. Bu çalışma, ne kadar çok alkoltüketilirse beyin hacminin o kadar düşük olduğunu önesürüyor. Yani birisi, ne kadar çok alkol tüketiyorsa beynide o kadar k…
  continue reading
 
Müslüman bütün engellemelere rağmen Nebi(s.a.v.)’in gösterdiği istikâmette ilerlemek durumundadır. Müslümanları bu yoldan saptırmak için yenilikçilerortaya çıkmakta ve kendilerince alternatif yollar türetmektedir. Meselâ bizim bildiğimiz iki itikat mezhebine(Maturidi ve Eşari) selefiyenin yolu diye bir üçüncüyüekliyorlar. Selef yerine geçilen demek…
  continue reading
 
Selçuklu Sultânı, Ertuğrul Gazi’yi 1231’de Bizans’lagazâ etmek ve Türkiye’nin sınırını korumak üzere, Kuzeybatı Anadolu’ya yerleştirdi. Böylece Ertuğrul Gazi, BatıAnadolu’daki Türk uç beyleri arasına girdi. Ancak başındabulunduğu oymak o kadar küçüktü ki, rivayete göre Kayıboyundan olan bu küçük oymak, 400 çadırdan, yani enfazla kadınlı erkekli 4.0…
  continue reading
 
6. Bir kimse ancak bir kâfirin yapabileceği bir fiili yaparya da ancak bir kâfirden sudûr edebilecek (meydana gelebilecek) bir sözü söylerse; müslüman olduğunu ikrâr edip “La ilâhe illallâh, Muhammedur Resûlullâh” dese dahi bu fiil ve sözsebebiyle kâfir olur. Mesela, puta, güneşe veya aya secdeetse, Yahudi veya Hıristiyanlarla beraber kilise ve hav…
  continue reading
 
1. Bir kimse Allâh (c.c.)’un varlığını ve birliğini kabulettiği halde Cenâb-ı Hâkk’ı ulûhiyetine yakışmayacak birsıfat ile vasfetse kâfir olur. Meselâ, “Allâh (c.c.) Hâyy değildir, ezelî değildir, oğul edinmiştir, bazı varlıklara hulûleder, sadece hayrın yaratıcısıdır” diyen kimseler Allâh(c.c.)’un varlığını ve birliğini kabul etmekle mü’min olmazl…
  continue reading
 
Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’den Mürre el-Fihrî (r.a.)’den rivâyetedildiğine göre, Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Benve yetimi himâye eden kimse, şu iki parmağın birbirineyakınlığı gibi cennette yan yana olacağız.”Tâbiînden Ebû Bekir ibni Hafs (r.a.)’den rivâyet edildiğinegöre, Abdullah ibni Ömer (r.a.), sofrasında bir yetim olmadanyemek yemezdi…
  continue reading
 
Ata bin Ebû Rebâh (r.âleyh), hocası İbn-i Abbas(r.a.)’den şöyle rivayet etmiştir: “Ebû Talib’in oğulları,sabah uykudan kalktıkları zaman gözleri hep çapaklıolurdu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in gözleri ise tertemiz veson derece parlak olurdu. O, kendi çocuklarını ve Peygamberimiz (s.a.v.)’i sofraya çağırır, onun oğulları derhal sofrada ne varsa kapışır…
  continue reading
 
Kadın kocasına itaat etmek, onun hoşnutluğunu kazanmakla mükellef olduğu gibi koca da kadına iyi davranmak,ona acımak, nahoş davranışlarına sabır göstermek, nafakasını vermek, ona karşı güzel davranmakla mükelleftir.Allâhü Teâlâ: “Onlarla (kadınlarınızla) iyi geçinin” buyurur. Peygamberimiz (s.a.v.) de şöyle buyurur: “Kadınlarınıza iyi davranın. Bi…
  continue reading
 
Cenâb-ı Hâkk Ayet-i Kerime’de “Mü’minler, Rabblerinden olan bir hidayet üzeredirler ve işte onlar, kurtulmuşların ta kendileridirler.” (Bakara s. 5) buyurur. Buayette geçen Müminlerin hidayet üzere olduklarına dairsözün hakikâti, onların delilin gereğine sımsıkı sarılmalarıdır. Çünkü bir delile sımsıkı sarılan kimseye, buna devam etmesi ve bunu her…
  continue reading
 
Haricîlerden bir grup gelerek Ebû Hanîfe (r.a.)’e; “Mescidin kapısı önünde iki cenaze bulunmakta, bunlardan birişarap içmesi sonucu ölen bir erkeğe, diğeri ise zina edip hamile kalan, daha sonra da intihar eden kadına aittir” dediler.Ebû Hanîfe (r.a.); “Bunlar yahûdî, hıristiyan veya mecûsi mi,hangi dine mensup?” diye sordu. Onlar; “Allâh (c.c.) (c…
  continue reading
 
Ezân okuyanı ve kâmet getireni duyan kimse onunsöylediklerini aynen tekrarlar, ancak “hayye ales salâh vehayye alel felâh. (Haydin namaza, haydin felâha)” sözlerini duyunca, herbirinden sonra: “Lâ havle velâ kuvveteillâ billâh. (Günâhtan kaçacak güç, ibâdet edecek kuvvetancak Allâh’ın yardımıyla kazanılabilir)” der. “Es-salâtühayrun minen nevm. (Na…
  continue reading
 
1971 yılında İstanbul’da, MTTB Genel Başkanı Ömer Öztürk tarafindan kurulan vakfımız; milletimizin tereddütsüz güveni, yarım asırlık tecrübesiyle; eğitim, yurt, burs ve yayıncılıkalanlarında hizmet vermektedir.Muhterem Ömer Öztürk’ün, bütün masraflarını karşılamaya devam ettiği Fatih Gençlik Vakfı’nda, üniversite öğrencilerine 1971 senesinden itiba…
  continue reading
 
Mevlânâ (k.s.) hazretleri şöyle buyurmuştur:“Yüzü yıkanmayan, yani, abdest alıp namaz kılmayan kimse; cennete girip de huri yüzü görmez. Peygamber(s.a.v.) Efendimiz: “Abdestsiz namaz olmaz” (İbn Mâce) buyurmuştur.Kulluk etmeyen, abdest alarak yüzünü yıkamayıp da yalnız lokma arayan, cehennemin lokmasıdır. Burnuna su verdiğin vakit, Ganî olan Allâh …
  continue reading
 
Ayet-i Kerime’de şöyle buyrulur: “(Cennetle Cehennem)arasında bir perde, ve A’râf üzerinde Cennetliklerle Cehennemliklerin her birini yüzlerinden tanıyan ricâl vardır.Cennet ehline: “Selâmün aleyküm (Selâm üzerinize olsun) derler. Ki bunlar, henüz Cennet’e girmemişlerse deoraya gireceklerini ümîd edenlerdir.” (A’raf s. 46)Âyet-i Celîle’de zikredile…
  continue reading
 
Efendimiz (s.a.v.) buyururlar ki: “Sizden hiçbirinizyaptığı iş karşılığında cennete giremez.” “Sen de miey Allâh’ın Resûlü!” dediler. “Evet, ben de” cevabınıverdi. Ve: “Ancak Rabbim beni rahmet ve fazlı ile kuşatırsa girerim” (Müslim) buyurdu.Bizzat Peygamber (s.a.v.) “ben dahi yaptığım işkarşılığında cennete giremem” buyuruyorsa diğer insanların d…
  continue reading
 
Evliliğe flört ederek adım atmayı savunanlar hayli fazladır. Ancak flört ederken evliliği gözetenler, birbirini gereğinden fazla kandırırlar. En azından ilk zamanlarda kim olduklarını, ne düşündüklerini, neye inandıklarını birbirindengizlemeye çalışırlar.Flört sırasında “Tam istediğim gibi. Her konuda uyumsağlıyoruz.” denir. Fakat sorunlar, genelli…
  continue reading
 
İnsanların bayrâm namâzı kılınan yere toplanmalarından ibret almalı, kabirlerinden kalkıp herbiri bir hâlde akınakın mahşer yerine gidip toplanmayı göz önüne getirmelidir.Mu’az bin Cebel (r.a.) diyor ki: Resûlullâh (s.a.v.)’denNebe’ Sûresi, on sekizinci Âyet-i Kerîme’sini: “Sûrun üfürüldüğü gün akın akın gelirsiniz” suâl ettim: “Yâ Mu’az!Büyük bir …
  continue reading
 
Nâfi’nin İbn-i Ömer (r.a.)’den rivâyet ettiğine göre derki: Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allâhü TeâlâArefe günü kullarına nazar eder. Kalbinde zerre kadarîmânı olan kimseyi bırakmayıp mağfiret eder.” İbn-iÖmer’e (r.a.): Bu mağfiret insanların hepsi için mi, yoksa Arafat’ta bulunanlar için midir? dediğinde, İbn-i Ömer(r.a.): “Belki bütün …
  continue reading
 
Kurbân bayramının arefe gününün sabahnamâzından itibâren bayramın dördüncü günününikindi namâzına kadar yirmi üç vakit farz namâzlardansonra bir def‘a:“Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâ ilâhe illâ’llâhüva’llâhü ekber, Allâhü ekber ve li’llâhi’l hâmd”diye tekbîr alınır ki, buna teşrîk tekbîri denir. Teşrîktekbîrleri, âlimlerin birçoğuna göre vacîbdir.(…
  continue reading
 
Kurbân bayramının arefe gününün sabah namâzındani‘tibâren bayramın dördüncü gününün ikindi namâzına kadaryirmi üç vakit farz namâzlardan sonra def‘a:“Allâhüekber,Allâhüekber, Lâ ilâhe illâ’llâ huva’llâhu ekber, Allâhü ekber veli’llâhi’l hamd”diye tekbîr alınır ki, buna (teşrîk tekbîri) denir.Teşrîk tekbîrleri, âlimlerin birçoğuna göre vacîbdir.Aref…
  continue reading
 
Emîr-ül Mü’minîn Ali (k.v.) ve Ebû Saîd ve İmrân binHasîn (r.a.e.), Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den şöylebildirirler: “Gözlerinin ışığı hanımların efendisi, kerîmesiFâtıma (r.anhâ)’ya: “Ey Fâtıma! Kalk! Kurbanının yanınagit! Muhakkak ki, kurbanından yere damlayan ilk kandamlası ile ömründe işlemiş olduğun her günâh mağfiret olunur. Muhakkak yarın …
  continue reading
 
Nebi (s.a.v.) Efendimiz mü’minlere karşı öyle büyük birsevgisi vardır ki, bu hususta Cenâb-ı Hâkk, Kitâb-ı Kerim’inde; “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çokağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı daçok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe s. 128) buyurmaktadır. Başka bir âyet-i keri…
  continue reading
 
Hz. Peygamber (s.a.v.), söz, fiil ve takrirleri ile açıklamakla görevli olduğu konuları beyân etmekteydi. Âyet-ikerimede şöyle buyrulur: “Sana da insanlara gönderileni açıklayasın diye Kur’ân’ı indirdik.” (Nahl s. 44)Hz. Peygamber (s.a.v.) bazen sözlü beyânda bulunurdu. Meselâ talâkla ilgili hadislerinde: “Allâh’ın, dikkate alınarak kadınları boşan…
  continue reading
 
Rivayet olunur ki Hz. Peygamber (s.a.v.) bir keresindeashâbı (r.a.e.) ile birlikte oturuyordu. Resûlullâh (s.a.v.)konuşmasını keserek gökyüzünün derinliklerine doğrubir süre baktı. Sanki kendisine vahiy geliyor veya kulağına söylenen bir fısıltıyı dinliyordu. Bir süre sonra ashâbı(r.a.e.)’e dönerek: “Şimdi bulunduğunuz yere cennethalkından birisi g…
  continue reading
 
Hacca gitmeye gücü yeten insanlara, Beytullâh’ı ziyâret etmek Allâh (c.c.)’un bir emridir. Kim Allâh (c.c.)’un emrini inkârederse, şunu bilsin ki, Allâh (c.c.)’un hiç kimseye ve hiçbir şeyeihtiyacı yoktur. Hâkk Teâlâ: “Onda apaçık deliller, Makâm-ıİbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allâh’ın…
  continue reading
 
Allâh (c.c.) katında günlerin en fazîletlisi, Zilhicce ayının ilk on günüdür. Sâlih amellerin, hiçbir vakitte, bu günlerkadar makbul olmaz. Bu on günün büyüklüğündendir ki,Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîmi’nde: “Velfecri ve leyâlin aşrin...” diye yeminle buyuruyor.Enes bin Mâlik (r.a.)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Bugünlerin herbiri, fazîlette bin g…
  continue reading
 
Hz. Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) vâlidemiz, rivâyet ettikleri hadîste,Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in şöyle müjde verdiklerini haberveriyorlar: “Zilhicce’nin ilk on gününün gecelerinden biriniihyâ etmesi, o kimsenin bir seneyi hacc ve umre ibâdetiyleihyâ etmesi gibidir. Bu (dokuz) günlerden bir gün oruç tutması, senenin öbür vakitlerinde ibâdetle meşgûl…
  continue reading
 
Başkasından aldığında, kerih göreceği bir malı sadaka vermemelidir. Allâhü Teâlâ: “Onlar Allâhü Teâlâ’yakendilerinin bile hoşlanmadıkları şeyi isnad ederler”(Nahl s. 62) buyurmaktadır. Resûlullâh (s.a.v.) de: “ElbetteAllâhü Teâlâ tayyibdir. Ancak tayyib olanı kabul eder”buyurmuştur. Bunun için kendisinin beğendiği malı sadaka vermelidir. Alî bin Eb…
  continue reading
 
Allâh (c.c.), Resûlullâh (s.a.v.)’in hanımlarıyla başkalarının ilişkilerinde kesin hükmünü hicab âyeti ile inzâl buyurmuştur.“Bir de O’nun zevcelerinden, lazım olan bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyiniz. Bu şekilde istemeniz, hem sizin hem de onların kalpleri için entemiz bir harekettir.” (Ahzâb s. 53)Yani herhangi bir mü’min dîn …
  continue reading
 
Mürşid-i kâmil olmadığı hâlde mürşidlik ve şeyhlik iddia edenler, hakikatte yol kesen eşkıyâlardır. Bir yerden biryere giden kişi veya kervânların yolunu kesip onların değerli eşyâ ve paralarını alan haramzâdelere “kutta-i tarik”(yol kesen) eşkıya denilir.Bu sahte şeyhler, yol kesen eşkiyâlardan daha tehlikelive daha zararlıdırlar. Çünkü eşkiyâ yol…
  continue reading
 
Sahâbelerin küçük ve genç yaştaki çocuklarının din coşkuları aslında büyüklerin terbiyesinin meyvesiydi.Ana, baba ve akrabalar şefkat adına çocukları mahvedip,zayi edecekleri yerde, en baştan onların dini durumlarını gözetip, onları uyarmış olsalar, o zaman dinin emirleri çocukların kalplerine yerleşir ve büyüyünce de o şeyler alışkanlıkhaline geli…
  continue reading
 
Loading …

Hızlı referans rehberi