show episodes
 
Namazın Kılınışı : Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; “Halbuki onlara ancak, dini yalnız O’na has kılarak ve hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.”(Beyyine 5) “İman eden kullarıma de ki namaz kılsınlar.”(İbrahim 30) “Doğrusu feraha ermiştir temizlenen, Rabbinin adım anıp namaz kılan.”(A’la 14-15) “Namazı kılın, zekâtı verin,”(Bakara 110) İbni Ömer r.a.’dan; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “İslam beş şe ...
 
Loading …
show series
 
Fetevâyı Hindiye’de “Hastaların namazı” babında şöyle bir kaide var: “Secde yapamayan bir hasta, rükû ve secde için aynı seviyede eğilirse, o kimsenin namazı caiz olmaz.” Rükû ve secde için aynı seviyede eğilince namaz caiz olmayınca, secde için rükûdan daha az eğilince namaz hiç caiz olmaz. Namazın caiz olması için, secde için muhakkak rükûdan dah…
 
Allâhü Te’âlâ gıybet hakkında şöyle buyurmuştur: “Bir kısmınız diğerlerinin gıybetini yapmasın. Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz değil mi? Öyleyse Allâh (c.c.)’dan korkun ve birbirinizi gıybet etmeyi (arkadan çekiştirmaeyi) terkedin.’’ Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Bir adam Hz. Peygamber (s.a.v.)’in y…
 
Geçici ve fâni şeylerden gerçek mânâda gönül çekmek, baki olan ahiretten de gönlü çekmeyi gerektirir. Çünkü kul, fâni dünyadan gönlünü çektiği halde, baki olan ahiret nimetlerinden gönlünü çekemeyebilir. Bu durumda da içinde bir rağbet ve arzu bulunmuş olur. Oysa baki olan ahiret nimetlerinden gönlünü çektiğinde, fâni olan dünyadan zaten gönlünü çe…
 
Ebû Ümâme (r.a.)’den Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir kimse güzel bir şekilde abdest alır, ellerini ve yüzünü yıkar, başını ve kulaklarını mesh eder ve ayaklarını yıkar, sonra farz olan bir namâzı kılarsa, Allâh (c.c.) o gün ayaklarıyla yürüyerek, elleriyle, tutarak, kulaklarıyla işiterek, gözleriyle bakarak ve kalbinden geçirerek yapmış old…
 
Rumeli’nin fethinden sonra, oralarda yerleşmek üzere Anadolu’nun Müslüman-Türk halkından âileleri ile birlikte gidenlere verilen ad. Osmanlıların Balkan Yarımadası’ndaki fetihleri netîcesinde orada yerleşmeleriyle, buradaki Yörük cemâati gruplarının sayıları artmış ve çok ehemmiyet kazanmıştı. Rumeli’nin iskânı ve Türkleştirilip, İslâm dîninin yayı…
 
Hâkk Te‘âlâ Hazretleri; “Ehli kitaptan ve müşriklerden inkârcılar, cehennem ateşindedirler. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Onlar yaratıkların en şerlileridirler.” (Beyyine s. 6) âyeti ile kâfirlerin dünyevi hallerini beyân ettikten sonra uhrevi hallerini açıklamaktadır. Hüküm sırf ehli kitaba ait olduğu şeklinde bir şey anlaşılmaması için, nübüv…
 
Kur’ân’ı Kerîm’in Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.) tarafından cem edilmesi, hafızlar tarafından tevatüren kuşaktan kuşağa aktarılması, farklı metinleri ona ekleme ya da ondan çıkarma gibi tahrif faaliyetlerini bütünüyle imkânsız kıldı. Kur’ân’ın lafzına müdahale etmekten aciz kalan zındıklar, anlamdan hareketle bir takım sapık tevillere tevessül ettiler. Bu …
 
“Yarılan yere yemin olsun ki.” (Tarık s. 11-12) âyet-i keriîmede geçen “sad’a” kelimesi Türkçede “çatlama, yarılma, ayrılma” anlamlarına gelmektedir. Allâh (c.c.)’un yerin yarılması üzerine yemin etmesi, Kur’ân’ın diğer bilimsel mucizelerinde olduğu gibi burada da dikkat çekici bir duruma işaret etmektedir. 1945-46 yıllarında, bilim adamları minera…
 
Bir meshin caiz olabilmesi için yedi şart gereklidir: 1. Mestler, abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmelidir. Bir özürden dolayı ayağa veya ayağın sargısına meshedilmesi de yıkama hükmündedir. Onun için böyle bir meshten sonra giyilen mestler üzerine mesh yapılabilir. 2. Mestler, topuklar dahil, ayakların her tarafını örtmüş olmalıdır. Topu…
 
E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm. Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh. Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr. Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn. Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen. Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü v…
 
Güzel Müslüman şüpheli şeylere bulaşma ve kalbinin güzel hâlinin değişeceği korkusuyla, insanlara fazla karışmaz, onlarla sık sık buluşmaz. Bu zamanda kim bu güzel sıfatlara sahip olursa, o kimse gerçekten ahireti isteyen ve ona yönelen birisidir. Denilmiştir ki: “Her devrin abdalları (seçkin velileri), zamanları miktarınca olur. Her devirde de sab…
 
Osmanlı pâdişâhlarının dördüncüsü olan I. Bâyezîd Hân’a cesâret ve gözü pekliğiyle ün yaptığı için “Yıldırım” lakâbı verilmiştir. Yıldırım Bâyezîd, çevik, atılgan, cesûr, zamânının hâdiselerini kavramış iyi bir kumandan ve iyi bir sultandı. Âni olaylar karşısında soğukkanlılığını muhâfaza ederek karârını verir ve ordusunu süratle istediği yere sevk…
 
Resûlullâh (s.a.v.) ihtiyaç anında hemen kullanabilmek için misvakını devamlı olarak yanlarında bulundururlardı. Sahâbîler de genellikle misvaklarını kulaklarının üzerlerine koyarlar ve her zaman için misvak kullanırlardı. İmâm-ı Şa’râni (k.s.) eserinde şöyle diyor: “Resûlullâh (s.a.v.) bizden (bu ümmetten) şöyle bir söz almıştır: Biz her abdest vâ…
 
Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi, gece yarısından sonra yeryüzüne inecek belâlardan Allâh (c.c.)’un izniyle korunmak için imsâkten önce dört rek‘at nâfile namâzı kılıp Fâtiha’dan sonra zamm-ı sûre olarak, birinci rek‘atte 17 “Kevser”; ikinci rek‘atte 5 “İhlâs”; üçüncü rek‘atte 1 “Felâk”; dördüncü rek‘atte 1 “Nâs” sûrelerini okuyup selâmdan s…
 
Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm E‘ûzü billâhi min şerri hâzâ’z-zamâni ve este‘îzu bihî min şürûri sâiri’z-zamâni ve e‘ûzu bi-celâli vechike ve cemâli kudsike en tücîrenî mine’l-belâi fî hâzihi’s-seneti ve kınâ min şerri mâ-kadayte fîhâ ve ekrimnâ fî’s-saferi yâ ekreme’l-ekremîn. Ezhir vahtim hâzihi’ş-şuhûre ‘aleyye bi’s-selâmeti ve’s-sa‘âdeti ve li-…
 
17 Eylül 2006 tarihinde yapımına başlanmış ve yaklaşık iki yılda tamamlanmıştır. Bânisi Hz. Sami (k.s.)’nun ma‘nevî evlâdı ve ihvâna kılavuzu Muhterem Ömer Muhammed Öztürk’tür. 23.5 x 28.5 metre ebadında bir alana yerleşmiş, dört ana kolon üstüne tek ana kubbe ve etrafında dört yarım kubbe şeklinde inşâ edilmiştir. Câminin külliye haline getirilmes…
 
Hz. Ömer (r.a.) ömrünün son zamanlarında ölümüne sebep olacak şekilde hançerlenmişti. Yarasından devamlı kan akıyordu. Çoğu zaman baygınlık geçiriyordu. Ama bu halde iken bile namâz için kendine getirilir, namâzını kılar ve şöyle buyururdu: “Namâzı terk edenin İslâm’dan bir payı yoktur.” Hz. Osman (r.a.) bütün geceyi uyanık geçirir ve bir rekâtta b…
 
Abdullah b. Muğaffel (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ashâbım hakkında Allâh (c.c.)’dan korkunuz. Benden sonra onları lânete hedef tutmayın. Kim onları severse, bana olan sevgisiyle onları sevmiştir. Kim onlara buğzederse, bana olan buğzundan onlara buğzetmiştir. Onlara ezâ, cefâ verirse, bana vermiştir. Kim ba…
 
Müslüman, hanımını nâmahremlerin yanına, evine göndermemeli, düğüne, hamama ve yabancılara hasta ziyaretine yani evlenmesi caiz olan yabancı kimseler hasta olunca hâl ve hatırlarını sormaya ve bir makâma ve mevkiye geçince tebrik etmeye göndermemelidir. İzin vermemelidir. Kadınlar izinsiz çıkarsa, hadîs-i şeriflerde geldi ki: “Gökte ve yerde olan r…
 
Hz. Âişe (r.anhâ) anlatır: Resûlullâh (s.a.v.) bir gece uyumuştu. Sonra uyanıp, “Ey Âişe, müsâade edersen, bu gece Rabbime ibâdetle meşgul olayım.” buyurdu. “Yâ Resûlallâh (s.a.v.), Allâhü Te’âlâ’ya yemîn ederim ki, sana yakın olmak isterim. Fakat senin meyil ve arzunu tercîh ederim.” dedim. Sonra kalktı, durmadan Kur’ân-ı Kerîm okudu ve ağladı. Mü…
 
Hanefî Mezhebi’ne göre, ot ve odunun dışında kalan bütün tarım ürünleri zekâta tabidir. İmameyn’e göre, bir mahsülün zekâta tâbi olabilmesi için çürümeden en az bir yıl kalabilecek vasıfta bulunması gerekir. Fakat Hanefî Mezhebi’nde tercih edilen görüş birincisidir. Öşür için belli bir miktar yoktur; mahsül az olsun, çok olsun içinden zekâtının çık…
 
Muvaffakuddin Ebû Muhammed Abdullatif İbn Yusuf İbn Muhammed ibn Ali ibn Ebi Sa’d (Es’ad) el-Bağdâdî, İslâm dünyasının yetiştirdiği büyük filozof, edip, dilci, mütekellim, muhaddis, tarihçi ve aynı zamanda önemli bir tabiptir. Bağdat’ta 557/1162-63 senesinde doğmuş, 629/1231 tarihinde yine Bağdat’ta vefât etmiştir. Aslen Musullu’dur. Babası Yusuf, …
 
Hulefâ-i Râşidîn Hazretleri’nin (dört büyük halifenin) isimlerini anmak hutbenin şartlarından olmasa da Ehl-i sünnet ve’l-cemaatin alâmetlerindendir. Onların isimlerini, bilerek ancak kalbi hasta ve itikadı bozuk kimseler anmaz. Farz edelim ki, onların isimlerini söylemeyen bunu taassup ve inatla yapmamıştır. Peki hadîs-i şerîfteki “Her kim bir kav…
 
Nebî (s.a.v.); “Uhud Dağı yerinden oynadı deseler inanın, bir kişinin ahlâkı değişti deseler inanmayın” buyurmuşlardır. Peki, Nebi-yi Ekrem (s.a.v.) bir taraftan ahlâkımızın düzeltilmesine çalışmayı emrediyor, bir taraftan da yukarıdaki hadis-i şerifi buyuruyor. Bunun izâhı nasıldır? denirse, cevâbında deriz ki: Nebî (s.a.v)’in söylediği, insanın h…
 
Abdesti bozan haller; biri gerçek anlamda, diğeri hükmen olmak üzere iki türlüdür: 1. Gerçek Mânâda Abdesti Bozanlar: Hanefi imâmlarına göre, canlı insanın bedeninden çıkan her pislik abdesti bozar. Bu genel ölçüye göre, mûtad, yani normal hallerde, erkek veya kadının ön ve arka avret yerlerinden çıkan idrar, pislik, meni, mezî, vedî, âdet ve nifas…
 
Hamîdiye Alayları, Sultan İkinci Abdülhamîd Han tarafından Doğu Anadolu ile Filistin ve diğer bölgelerin sosyal, siyâsî ve iktisâdî hayâtını düzenlemek için kurulan bir teşkilâttır. Abdülhamîd Han; Şark meselesi adı altında, Avrupalı devletler tarafından istenilen reformların, Hıristiyan tebea için önce muhtâriyet sonra istiklâl; Osmanlı Devleti iç…
 
“Bir kötülük yapmak suretiyle senin hakkında Allâh (c.c.)’a isyân eden bir kişiyi, bir iyilik yapmak suretiyle kendisi hakkında Allâh (c.c.)’a itaat etmekten daha büyük bir şekilde cezalandıramazsın. Kesin bir bilgiye sahip olmadığın sürece Müslüman bir kardeşinin herhangi bir hareketini en güzeline hamlet. Bir Müslüman kardeşinden duyduğun bir söz…
 
Kendine özgü bir tada sahip olan zemzem suyu, mikroorganizmalardan arındırılmış bakteri içermeyen temiz ve berrak bir sudur. Asrı saadetten önceki dönemlerde de zemzem suyuna çok değer verilmiştir. Ka’be’deki açık belge ve alâmetlerden sayılan zemzem, Hz. İbrahim (a.s.)’ın Beyt-i Haram’da yaptığı duânın ilk semeresi olarak kabul edilir. Zemzem’in f…
 
Sahte şeyhler, genelde geçmişteki iyi kişileri ve halkın evliyâ olarak bildiği kişileri ileri sürerek; kendilerinin de evliyâ ve şeyh olduğunu iddia ederler. İmâm-ı Gazâlî (k.s.) Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Havada uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulâde haller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi a…
 
İbn-i İshak (rh.a.)’den nakledildiğine göre Resûlullâh (s.a.v.) çarşı ve sokaklarda gürültü çıkarmazdı. Çirkinlik arz eden vasıflardan tamamen beri idi. Çirkin ve kötü sözler katiyen söylemezdi. Cenâb-ı Hakk, Resûlullâh (s.a.v.) hakkında şöyle buyurmuştur: “Her güzeli ona yakıştırırım. Güzel ahlâk namına ne varsa ona rahat verebilirim. Sükunet giys…
 
Sözlerin en doğrusunu söyleyen Allâhü Te‘âlâ şöyle buyurmuştur: “Sonra da seni din konusunda bir şeriât (yol sahibi) kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.” (Câsiye s. 18) Şeriât kelimesi de, yol mânâsına kullanılan bir isimdir. Şeriât; geniş, doğru ve açık yol mânâsında kullanılır. Şeriât, bütün yolları içine alan bir kelimedir. Tarik…
 
Atâ (rh.a.) der ki: “Câbir (r.a.)’in yanında bulunuyorduk. O da bize hadis aktarırdı. Dışarı çıktığımızda onun aktardığı hadisleri müzâkere ederdik, Ebû Zübeyr (rh.a.) hadisi en iyi ezberleyenimizdi.” (Darimî) Leys b. Sa’d (rh.a.) anlatıyor: “Bir gece yatsıdan sonra İbn-i Şihâb abdestli olduğu halde oturup bir hadisi müzâkere etmeye başladı. Bu dur…
 
İbn Ömer (r.a.) rivayet etti: Peygamber (s.a.v.): “Kureyş’ten üç kişi vardır ki, yüzleri yönünden insanların en güzelleri olduğu gibi ahlâkları ve hayâları yönünden de insanların en sabit olanlarıdırlar. Seninle konuşurlarsa, yalan söylemezler. Kendileriyle konuşursan, seni yalanlamazlar. Onlar Ebûbekir, Osman b. Affan ve Ebû Ubeyde b. el-Cerrah (r…
 
Aşûrâ gününün fazîletlerindendir ki, Hz. Hüseyin (r.a.) o gün şehît olmuştur. Hz. Hüseyin (r.a.)‘in şehîd edilmesi, Allâhü Te‘âlâ’nın, Nebî (s.a.v.)’in torununun derecesini yükseltmek, kerâmetini kat kat arttırmak, şehitlik sebebiyle, şehidlerin önderi durumunda olanların derecesine ulaştırmak için, Allâh (c.c.) katında günlerin şerefli ve büyüğü o…
 
1. O gün, oruç tutulacak; fakat Muharrem’in sâdece onuncu günü oruç tutulmaz. (9.-10.), (10.-11.). Hz. Sâmî (k.s.) (9.-10.-11.) günleri tutmanın en fazîletlisi olduğunu beyân buyurmuşlardır. 2. Muharrem’in birinci ilâ onuncu günü de dâhil her gün okunan duâ, sabahleyin üç def‘a okunur. 3. Mekrûh olmayan bir vakitte 2 rek‘at namâz kılınır. Her rek‘a…
 
Meşayihin büyüklerindendi. Hayattayken duâsı kabul olunan, kabri şerifi duâların kabul olunduğu yerlerdendir. Bağdatlılar derler ki: “Ma’rûf-i Kerhî’nin mezarı denenmiş bir tiryâktir (şifâya vesile ilâç).” Seriyy’üs-Sakâtî’nin hocasi idi. Seriyy’üs-Sakâtî’den rivâyetle: Ma’rûf-i Kerhî’yi rüyamda gördüm. Sanki arşın altındaydı. Allâh (c.c.), melekle…
 
Kur’ân-ı Kerîm âlemlere ya da âlemin tamamına rahmet olarak indirilmiştir. Kur’ân’ın mucizelerinden biri de budur. Yüce Allâh değişik peygamberleri, hastalıkları tedavi etsinler ve insanları Allâh (c.c.)’un yoluna hidâyet ettirsinler diye muhtelif toplumlara göndermiştir. Her toplumun kendine has hastalığı vardır. Bilakis Yüce Allâh, muhtelif hasta…
 
Sevde (r.anhâ) Hazretleri, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in muhterem hanımlarındandır. Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Hz. Sevde (r.anhâ)’nın vefatı ise Hz. Ömer (r.a.)’in halifeliğinin son yıllarına rastlamaktadır. Sevde (r.anhâ) Hazretleri, amcasının oğlu Sekran ibn-i Âmir ile ilk evliliğini yapmıştı. İslâmiyetin geldiği ilk yıllarda; kocası …
 
Bir kişinin Müslüman kabul edilebilmesi için bir takım temel şartlar vardır. Bu şartları şöyle sıralayabiliriz: Müslüman, bidata (dine sonradan sokulan haram fikir ve işlere) inanmaz. Büyük günâhta ısrar etmez. Haram mal yemez. Selef-i Salihîne (önceki salih insanlara) dil uzatmaz. Eli ve diliyle müslümanların malına ve namusuna bir zarar vermez. B…
 
Çar Birinci Nikola, hayranlık duyduğu kahramanlar kahramanı Şâmil ile bizzat görüşme sevdâsına düşerek bu iş için General Von Klugenav’ı görevlendirdi. Çarın sonsuz vaad ve parlak teklifleriyle dolu mektubu okunduktan sonra, Şâmil hızla ayağa kalkıp, “Namazım geçiyor!” diyerek yürüdü ve generale; “Eğer senin yerinde şu anda Nikola olsaydı ona son c…
 
Şeyh Şamil, Ruslara karşı Kafkasya’yı ayağa kaldıran mücâhit, âlim, velî, Dağıstanlı meşhur İslâm kahramanıdır. İlmi ve mücâdelelerde önderliği sebebiyle İmâm-ı Şâmil ve Şeyh Şâmil namlarıyla meşhûr oldu. Şeyh Şâmil, otuz yaşına kadar tefsir, hadis, fıkıh, edebiyât, târih, sarf, nahv ve fen bilgilerini öğrendi. Saîd Herekânî’den zâhirî, Cemâleddîn …
 
Hz. Âişe (r.anha)’dan, Fahr-i Kainat (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: “Allâh (c.c.) katında ecri en süratli verilen amel, ebeveyne iyiliktir. Sıla-i rahimdir (akraba ziyareti). Cezâsı en süratli verilen günah ise, terör-taşkınlık ve sıla-i rahmi terk eylemektir.” (İbn-i Mace) Ebû Hüreyre (r.a.)’den Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Âdemoğlunun a…
 
Hicret-i Nebevî bu ümmetin devlet olarak ortaya çıkmasının başlangıcıdır. Geçmiş ümmetler bazı büyük hâdiseleri tarih başlangıcı kabul ediyorlardı. Adem (a.s.)’ın yeryüzüne indirilmesi, Nûh’un gönderilmesi, Tufan hâdisesi gibi. Hz. Ömer (r.a) de, Nebî (s.a.v.)’in Mekke’den Medine’ye hicretini tarih başlangıcı olarak kabul etmiştir. İbn Abbas (r.a.)…
 
1. Aşağıdaki duâ, üç defa okunmalıdır: Bi-smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm Ve sallâllâhu ‘alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihi ve sahbihî ve sellem. Allâhümme ente’l-ebediyyü’l-gadîmü’l-evvelü ve ‘alâ fazlüke’l-‘azîm ve cûdüke’l-‘amîmü’l-mu‘avvelü ve hâzâ ‘âmun cedîdün gad agbele nes’elüke’l-‘ısmete fîhi mine’ş-şeytâni ve evliyâihi ve cünûdihi ve’l-‘avne ‘…
 
İbn-i Abbâs (r.a)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Zilhiccenin sonuncu günü ile Muharrem’in birinci günü oruç tutan, geçmiş yılı oruçla bitirip, yeni yıla oruçla başlamış olur. Allâhü Te’âlâ o orucu onun elli yıllık günâhına keffâret eder.” buyurulmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.): “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allâh’ın ayı olan Muharrem’…
 
Zekât insanın kulluktaki sadâkatına delâlet eder. Onun için zekâta “sadaka” da denilir. Zekâtın gizli değil açıktan verilmesi efdâldir. Zekât farz olduğundan açıktan verilmekle riyâ (gösteriş) olmaz, hatta açıktan verildiğinde başkalarına da güzel misâl olunmuş olur. Bir hadîs-i şerîfte: “Mallarınızı zekât vererek koruyunuz, hastalıklarınızı sadaka…
 
Havf, Allâh (c.c.)’dan korkmak; reca ise ümitli bulunmaktır. Hz. Ömer (r.a.) buyuruyor ki: “Bilsem ki Cenâb-ı Hâkk bir kimseyi cehenneme atacak, ola ki o kimse ben olurum diye korkarım. Bilsem ki Cenâb-ı Hâkk bir kişiyi cennete alacak, ola ki o kişi ben olurum diye Allâh (c.c.)’dan ümitli olurum.” Mü’min şu ikisinin (havf ve reca) arasında olmalıdı…
 
Allâh (c.c.) dostlarıyla sık sık irtibat kurmalı ve onların meclislerinde çok bulunmalıdır. Böyle yapmak hem din işlerine güç verir hem de hayır ve berekete sebep olur. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sana kendisi ile dünya ve ahirette kurtuluşa ereceğin, dinini güçlendiren bir şeyi bildireyim mi? İşte o, Allâhü Te‘âlâ’yı ananların mecli…
 
Ömer Muhammed Öztürk, 13 Ağustos 1946’da Adana’nın Seyhan ilçesi Tepebağ Mahallesi’nde doğdu. Seyhan, daha sonra Adana’nın Merkez ilçesi haline geldi. Doğumunda babası nüfus kaydını henüz Tarsus’tan Adana’ya naklettirmemişti. Onun için nüfus cüzdanında doğum yeri olarak ‘Tarsus’ yazılıdır. Doğduğu seneyi rahmetli babası şöyle anlatır: “O sene benim…
 
Abdulhamid Han’ın tahttan indirilmesiyle başlayan süreç-te, Osmanlı Devleti içeriden ve dışarıdan büyük darbelerle yıkılmış, 24 milyon km²’den sonra, 780 bin km²’lik bir alana sıkışmış memleketimizde İslâmî müesseseler de büyük ölçüde ortadan kaldırılmış, böylece dîni hayat ve dîni tedrîsat güçlü bir tırpan yemiştir. Tabii ki her şey Allâh Azimüşşâ…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login