show episodes
 
Mimarlığı merak edenler, mimarlık okuyanlar ve tabiki "mimarlar" için dinlemelik monoLOG ve diyaLOGlardan oluşur. Bu LOG'lar yapı ve kent gündemi, ofislerden haberler, yarışmalar ve bilimum görüşleri içerir. Hüseyin Penbeoğlu tarafından samimi ve eğlenceli bir dille kaydedilir. Keyifli dinlemeler. Destek olmak için https://ko-fi.com/arkilog adresini kullanabilirsiniz.
 
İSAR Podcast, sosyal, beşeri ve İslami ilimler alanlarında üretilen nitelikli bilginin geniş kitlelerle paylaşımını amaçlıyor. Farklı disiplinlerden akademisyenler, uzmanlar ve İSAR bünyesinden yetişmiş olup dünyanın farklı yerlerinde çalışmalarını sürdüren araştırmacıları konuk edecek İSAR Podcast yayını, bir ilim havzası olan İstanbul’u, dünyanın farklı ilim havzalarıyla iletişime geçiriyor. Bölümlerimize Apple Podcast, Google Podcast, Spotify, ve Soundcloud platformlarından erişebilirsini ...
 
Loading …
show series
 
XVI. asır, Türkler’in 22 asırlık tarihlerinin en büyük devresidir. XVII. asır da, Türkler’in büyüklük çağlarından biri sayılır. Bu asırda Hindistan Türk imparatorluğu, yüzyılın son yıllarına kadar yükselmekte ve gelişmekte devam etmiştir. Bu yıllarda Hindistan Türk imparatorluğunun başında Şâh-ı Cihân vardı. Bu büyük hükümdar, Timur’un 9. ve Timurl…
 
Çalış, çabala; yapış, bırakma. Sana lâzım olan şey kendiliğinden gelmez. Rızkını kazanmak için nasıl çabalıyorsan, ma’nevî çöküntüden kurtulmak için de öyle çabala. Kendini iyi işler yapmaya zorla. Kendini şeytândan koru. O, insanları elindeki oyuncak gibi oynatır. Evinizde bulunan bir binek hayvanına nasıl hâkimseniz, o da size öyle hâkim olur. Ka…
 
ÇALIŞ, ÇABALA; YAPIŞ, BIRAKMA Çalış, çabala; yapış, bırakma. Sana lâzım olan şey kendiliğinden gelmez. Rızkını kazanmak için nasıl çabalıyorsan, ma’nevî çöküntüden kurtulmak için de öyle çabala. Kendini iyi işler yapmaya zorla. Kendini şeytândan koru. O, insanları elindeki oyuncak gibi oynatır. Evinizde bulunan bir binek hayvanına nasıl hâkimseniz,…
 
Abdullâh ibn Ömer (r.a.) der ki: “Mısır ahâlisinden bir kimse gelip bana “Hz. Osmân (r.a.)’in Bedir Gazvesi ve Bey’âtü’r-Rıdvân’da bulunmadığını biliyor musun” diye sordu. Ben de “evet biliyorum” dedim. Sonra Abdullâh ibn Ömer (r.a.) o kimseye hitâben: “Şimdi sen yanıma gel de işin aslını sana anlatayım” diye tafsilat verdi: Hz. Osmân (r.a.)’in Bed…
 
ABD’de yapılan bir çalışmada Kur’ân’ın insan bedeni üzerindeki fizîkî etkileri incelenmiştir. Çalışmaya yaşları 17 ila 40 arasında değişen kadın ve erkek gönüllüler katıldı. Bu gönüllülerin hiçbiri Müslümân değildi ve Arabça bilmiyordu. Dinlediklerini de ilk defa dinliyorlardı. Araştırmada insan bedenindeki anlık değişimleri algılayabilen MEDAC 200…
 
Kötü alim(!)ler eşkiyadan, yol kesicilerden daha kötüdür. Çünkü yol kesici, insanın dünyasına kasd eder, ama bu bozuk hocalar, insanın îmânına kasd ederler. Onlar namaz ve oruçta bile gevşeklik gösterirler. Haram ve günâhları âdet edinirler. “Hakkın sırları bize zahir oldu, bizim sözlerimiz bizden değildir. Yaptığımız işleri biz yapmıyoruz” derler.…
 
Hz. Ömer (r.a.) devlet malına pek dikkat ederdi. Hiç kimsenin en ufak bir gasbına imkân bırakmazdı. Birgün kızı Hz. Hafsa (r.anhâ), Zevü’l-Kurbâ’dan olduğundan ganîmetten hissesini istemeğe gelmişti. Hz. Ömer (r.a.) de: “Kızım bu para ganimet dâiresine âiddir. Benim şefkat hislerime hitâb ederek beni mağlûb etmeğe çalışma!” dediler. Suriye’nin feth…
 
Dil, en azgın, en bozguncu bir uzuvdur. Süfyan İbn-i Abdullah (r.a.) rivâyet eder: “Resûlullâh (s.a.v.)’e dedim ki: “Yâ Resûlallâh, benim için en çok korktuğun şey nedir?” Resûlullâh (s.a.v.) parmağıyla dilini tutarak: “İşte bu” buyurdular. Mâlik İbn-i Dinar (r.a.) der ki, “Eğer kalbinde kasvet, vücudunda zafiyet, rızkında mahrumiyet görüyorsan bil…
 
Organ nakli aynı anda iki kişiyi bağladığı için, organ aldırmaktan daha trajik bir durumdur. Peygamberimiz (s.a.v.) “Ölünün kemiğinin kırılması, yaşarken kırılması gibidir ve her ikisi de günâhtır” diye bildirmiştir. Bazı alimlerin bu hadise dayanarak “ne canlının ne ölünün karnının yarılması, boğazının kesilmesi, akciğer, karaciğer, kalp, böbrek v…
 
Selef sıfatı, bir hadîs-i şeriîten yola çıkarak; Sahabe, Tabiun ve Tebeuttabiin (r.a.e.)’e yani hayırlı nesil olarak Resûlullâh (s.a.v.)’in övdüğü bu ilk üç nesle verilir. Bunların itikadda amelde ve din anlayışındaki tutumlarına da “selef yolu” veya selef-i salihin (geçmişteki iyilerin) mezhebi demek adettir. Ve yine Ehl-i Sünnet anlayışında, bu y…
 
Rivâyet olundu ki, Hâkk Teâlâ Musa (a.s.)’a vahyederek: “Ya Musa! Beni andığın zaman vücûdun titresin, beni anarken huşû ve itminan içinde bulun, beni andığın vakit dilin kalbinin ardında olsun yâni düşünerek zikreyle münâcat için huzûruma geldiğin vakit, âciz bir kulun efendisinin huzûrunda durduğu gibi dur, çarpan bir kalp ve doğru konuşan bir li…
 
Selh bin Sâlih Hemedânî (r.âleyh) der ki: “Ebû Ca’fer Muhammed bin Ali (r.âleyh)’den sorup: “Resûlullâh (s.a.v.) bütün nebilerden sonra gönderilmiştir. Ne şekilde diğer peygamberlerden önce gelmiş olur?” dedim. O da: “Allahü Teâlâ ezel âleminde bütün ruhlara “Ben sizin Rabbiniz miyim?” hitabını buyurduğunda Resûlullâh (s.a.v.) hepsinden önce: “Belî…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz miraca varıp geriye dönmek istediğinde: “Ey izzet sahibi Rabbim! Yolcu, vatanına dönmek istediğinde, eşine, ahbabına ve dostuna hediye olarak götüreceği bazı şeylere ihtiyaç hisseder” buyurdu. Bunun üzerine, Peygamber (s.a.v.)’e: “Senin ümmetine verilecek hediye namazdır” denildi. Dolayısıyla namaz, cismanî miraç ile ru…
 
Abdullah ibn-i Ömer (r.a.)’dan, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak bu kalpler kendisine su değen demirin paslandığı gibi paslanır.” “Onun cilası nedir Ya Resûlallâh?” denilince, Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ölümü çok hatırlamak ve Kur’ân okumaktır” buyurdu. (Beyhâki) Su değince demirin paslandığı gibi, günahların çokluğu ve Allâhü Te‘âl…
 
İran’ın gündemi işgal ettiği ortamda millî şuurumuzun izlerini yeniden hatırlamak bakımından kayda değer bir hadisedir: Osmanlı tarihte İran ile yaptığı siyasi antlaşmalara İran topraklarında sahabeye küfür edilmeyeceği şartını koymuştur. 21 Mart 1590’da imzalanan anlaşmanın maddeleri arasında, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in sahabileri, ictihâd sa…
 
Hz. Osman (r.a.)’dan şöyle anlatılır: “Resûlullâh (s.a.v.) bir kabrin başında durdu; ağlamaya başladı, sordular: “Ya Resûlullâh cenneti veya cehennemi mi andınız?” Onlara cevâben Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kabir âhiret konaklarının ilkidir. Oradan kurtulana ötesi çok kolaydır. Ondan kolay kurtulamayana da ötesi çok zordur.” Abdülhamid b. M…
 
Her şeyin muhakkak bir zahiri (dışı, görünen tarafı), bir de bâtını (içi, görünmeyen tarafı) vardır. Dinin de zahiri şeriat, bâtını ise hakikâttir. Hakikâtsiz şeriat, faydasız; şeriatsız hakikât ise bâtıldır. Biri olmadan diğerinin hayrı ve faydası olmaz. Şeriat billur bir vazo, hakikat içindeki öz, tarikat onu yemenin yoludur. Sâvî (r.âleyh) diyor…
 
1520’de Yavuz Selim, yeni bir sefere hazırlanmak için Edirne’ye gidiyordu. Babasının da Dimetoka’ya giderken vefat ettiği Uğraş köyüne gelmişti. Geceyi geçirmek için çadırlı ordugâha geçilmişti. Oturup konuşurlarken padişah iki de bir sağ omuzuna elini atıp tutuyordu. Bir ara düğmelerini çözüp: “Bre Hasan Can, birkaç saattir omuzumda bir ağrı hisse…
 
“Allâhü Te‘âlâ’nın kazâ ve kaderini değiştirecek hiçbir kuvvet olmadığına göre duânın ne faydası var?” diye sorulursa; bilmiş ol ki, duâ ile belânın reddi de ilâhî kazâ kapsamındadır. Duâlar, belâların reddine ve ilâhi rahmetin celbine sebeb olabilir. Kalkan, okun geri tepmesine; yağmur, bitkilerin bitmesine sebeb olduğu gibi, duâlar da ilâhî rahme…
 
E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm. Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh. Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr. Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn. Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen. Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü v…
 
Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi, gece yarısından sonra yeryüzüne inecek belâlardan Allâh (c.c.)’un izniyle korunmak için imsâkten önce dört rek‘at nâfile namâzı kılıp Fâtiha’dan sonra zamm-ı sûre olarak, birinci rek‘atte 17 “Kevser”; ikinci rek‘atte 5 “İhlâs”; üçüncü rek‘atte 1 “Felâk”; dördüncü rek‘atte 1 “Nâs” sûrelerini okuyup selâmdan s…
 
Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm E‘ûzü billâhi min şerri hâzâ’z-zamâni ve este‘îzu bihî min şürûri sâiri’z-zamâni ve e‘ûzu bi-celâli vechike ve cemâli kudsike en tücîrenî mine’l-belâi fî hâzihi’s-seneti ve kınâ min şerri mâ-kadayte fîhâ ve ekrimnâ fî’s-saferi yâ ekreme’l-ekremîn. Ezhir vahtim hâzihi’ş-şuhûre ‘aleyye bi’s-selâmeti ve’s-sa‘âdeti ve li-…
 
İsminin Abdullah olduğu da söylenmiştir. Fakat Amr daha çok kullanılır. İbn Hibban’a göre ismi Husayn olup Peygamber (s.a.v.) tarafından “Abdullah” ismiyle değiştirilmiştir. Annesi Ümmü Mektum’dur. İbn Ümmü Mektum (r.a.) âmâ bir kişi olup Mekke’de ilk Müslüman olanlardan ve ilk muhacirlerdendir. Peygamber (s.a.v.) hicret etmeden önce Medine’ye gelm…
 
Semânın ve yıldızların ilk aslının duman olduğu bilim ve teknik vasıtalarının ilerlemesine kadar bilinmiyordu. Ancak bu, kabul edilen bir gerçektir. Bu gerçeği ise hiç kimsenin bilmediği bir zamanda Cenâb-ı Hâkk Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle bildiriyordu: “Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi ve yeryüzüne isteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin de…
 
Türk ordusunun, çok defa kendinden kalabalık bağlaşık Avrupa ordularını yendiğini yazanlar tarihler, bu zaferleri, Türk askerinin kahramanlığının ötesinde bir açıklamaya bağlamak lüzumunu duymamışladır. Hâlbuki Osmanlı Cihan İmparatorluğu’nun kurulmasını sağlayan bu zaferlerin sırları, sanıldığından daha girifttir. Osmanlı Türkleri’nin yükseliş çağ…
 
Tasavvuf büyüklerinin güzel ahlâklarından biri hayırlar konusunda sözleriyle özlerinin bir olması, amellerinde münafıklığa, iki yüzlülüğe sapmamaları; yarın âhirette rezil olmalarına sebebiyet verecek davranışlar sergilememeleridir. Bu vesile ile Ebû’l-Abbâs künyesiyle anılan Hızır (a.s.)’ın bir tavsiyesini aktaralım. Rivâyete göre Hızır (a.s.), Me…
 
Bir gün Gavs-ı A’zâm Seyyid Abdülkâdir Geylânî (k.s.)’a; “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esâs aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular. Buyurdular ki: “Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Aslâ yalan söylemedim. Yalanı kâğıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim. İçim ile…
 
Hz. Peygamber (s.a.v.)’e eziyet edenlerin âkıbeti: Yüce Allâh, Resûlulah (s.a.v.)’e eziyet edenleri de uyararak onların âkıbetinin çok kötü olacağını haber vermektedir: “Allâh’a ve Resûlü’ne eziyet edenler (yok mu!) Allâh onlara hem dünyâda ve hem de âhirette la‘net etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azâb hazırlamıştır.” (Ahzab s. 57) Görüldüğü gibi…
 
Hz. Peygamber (s.a.v.)’e muhabbet, elbette ona derin bir ta’zîmi de gerektirir. Kur’ân bu konuda da detaya kadar inen ilginç atıflarda bulunmuştur. Bizzât Yüce Allâh, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ayrı bir önem ve değer verdiğini çeşitli vesîlelerle ortaya koymuştur. Bu cümleden olarak O’nun şanını yücelttiğini “Senin şânını da yükseltmedik mi!” (İnşirâ…
 
1018 yılında Selçukoğulları’nın idaresindeki Oğuz Türkleri, Hazar Denizi’nin doğusundaki yurtlarından kalkıp bütün İran’ı baştanbaşa geçerek Anadolu’ya daldılar. Bu akınlar birkaç defa tekrarlandı. 1049’da Selçukoğulları’dan iki prens, Kutalmış ve İbrahim Yınal ilk büyük seferini yaptılar. Sultan Alp Arslan, Anadolu ile çok ilgileniyordu. Doğu Anad…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ve Sahâbeler devrinden sonra İslâm dünyasında birtakım “mutlak müctehidler” yetişmiş, bu büyük zâtlar Kur’ân Âyetleri’ni ve Peygamber (s.a.v.)’in Hadîslerini mükemmel bir şekilde inceleyerek, dînimizin bütün amel meselelerini büyük bir vukûfla açıklamışlar, hükümleştirmişlerdir. Bu mutlak müctehidlerden dört kişinin mez…
 
Bütün farzlardan önce Allâhü Te‘âlâ’yı anlamak, (Ehl-i Sünnet İtikâdı’na göre ona inanmak), Allâhü Te‘âlâ’nın “Vâcibü’l-Vücûd” olduğunu bilmek akıllı ve buluğa ermiş herkes üzerine borçtur. Allâh (c.c.)’a îmân Cenâb-ı Allâh’ın varlığına, birliğine, eksik sıfatlardan münezzeh ve kemâl sıfatları ile vasıflanmış olduğuna inanmaktır. Allâh mevcûddur, y…
 
Lût kavminin yaşadığı şehrin adı Sodom’un halkı, Allâh (c.c.)’un Kur’ân’ında beyân ettiği gibi erkeklere giderlerdi, oturak alemlerinde daha bir çok kötü hareketlerde bulunur, en bayağı çirkefliklerle meşgul olurlardı. Allâhü Te‘âlâ yüce Kur’ân’ının bir çok yerinde Lût kavminin kıssasını bize anlatmış ve şöyle buyurmuştur: “Vaktâ ki azâb emrimiz ge…
 
İyi bilinmelidir ki: Allâh (c.c.)’un kitabında, Peygamber (s.a.v.)’in şanını yücelten, mehasin (güzelliklerini) ve iyi ahlâkını açık açık beyân eden, şeref, kadr ve kıymetini dile getiren birçok âyetler vardır. Nitekim Cenâb-ı Hâkk: “And olsun, size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze…
 
Namâz kılan kimse, namâza başlarken bir yabancı gibidir. Bu sebeple de, Cenâb-ı Allâh kendisini, “Din gününün sahibi” (Fâtiha s. 4) ayetine kadar gâib (üçüncü şahıs) lâfızlarla övmüştür. Sonra, sanki Cenâb-ı Allâh kuluna şöyle der; “Bana hamdettin ve benim Rab, Rahmân, Rahîm ve din gününün sahibi olan bir ilâh olduğumu kabul ettin, ikrar ettin. Sen…
 
SABRIN ÇEŞİTLERİ VE ÖNEMİ Sabır zamanın getirdiği musibetlerden can sıkıcı bir musibete karşı olursa bu, kalb genişliği diye isimlendirilir. Ki gönül darlığı, pişmanlık ve sıkıntı bunun karşıtıdır. Eğer sabır bir sözü gizleme hususunda olursa, bu kitmânu nefs diye adlandırılır; bu kimseye de ketûm denilir. Eğer sabır, malın azlığına karşılık oluyor…
 
“Rabbin, kendisine kulluk etmenizi ana babanıza da iyi davranmanızı kesin olarak emretti...” (İsrâ s. 23) meâline gelen âyetin tefsiri, İbn Abbas (r.a.)’dan naklen şöyle anlatıldı: “Allâh (c.c.)’a itaat ediniz. Sonra ana babanıza iyilik ediniz. Onlara şefkat gösteriniz; yumuşak davranınız.” Âyetin devamında: “Onlardan biri ya da ikisi yanında ihtiy…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden birinde de, şer’î bir zaruret olmadan yollarda, cami ve mescidlerin önünde, evlerin dışarıyı gören açık yerinde, mescidlerin pencerelerinde ve benzeri yerlerde çökülüp oturulmaması buyurulmaktadır. Günümüzde birçok insanlar, bu ahde hıyanet etmektedir. Elinde sanatı olmayan, iş yapmayan, çalışmayan, bir…
 
Cemaate yetişmek için sabah namazının sünneti terk edilebilir mi? Sünnetler içerisinde en kuvvetlisi, sabah namazının farzından önce kılınan iki rekâtlık namazdır. Çünkü bu namazla ilgili olarak, Hz. Peygamber’den (s.a.v.) bu namazın çok daha faziletli olduğuna dair, diğer nafile namazlar hususunda söylenmeyen sözler varid olmuştur. Hz. Peygamber (…
 
Kadın hareketi ile kadın kimliği erozyona uğradı. Bereketli bir toprağın yerinden kayıp kendine ait olmayan bir yere yığılıp kalması gibi kadınlar da erkeklere ait topraklara yığılıp kaldılar. Kadınlar ne erkek ne de kadın olabiliyorlar. İç çatışmalarının, huzursuzluklarının sebebini yine erkeklere bağlıyorlar ve erkek düşmanlığından besleniyorlar.…
 
Aşûra gününün fazîletlerindendir ki, Hz. Hüseyin (r.a.) o gün şehîd olmuştur. Hz. Hüseyin (r.a.)‘in şehîd edilmesi, Allâhü Te‘âlâ’nın, Nebî (s.a.v.)’in torununun derecesini yükseltmek, kerametini kat kat arttırmak, şehidlik sebebiyle, şehidlerin önderi durumunda olanların derecesine ulaştırmak için, Allâh (c.c.) katında günlerin şerefli ve büyüğü o…
 
AŞÛRE GÜNÜ YAPILACAK OLANLAR 1. O gün, oruç tutulacak; fakat Muharrem’in sâdece onuncu günü oruç tutulmaz. (9.-10.), (10.-11.). Hz. Sâmî (k.s.) (9.-10.-11.) günleri tutmanın en fazîletlisi olduğunu beyân buyurmuşlardır. 2. Muharrem’in birinci ilâ onuncu günü de dâhil her gün okunan duâ, sabahleyin üç def‘a okunur. 3. Mekrûh olmayan bir vakitte 2 re…
 
Kızıl Çin’in Doğu Türkistan’ı fiilen işgal ettiği 1949 senesinden 1953 senesine kadar geçen dört sene zarfında kitleler hâlinde tutuklayıp çeşitli şekillerde öldürdüğü Doğu Türkistanlıların sayısı 1.000.000 (bir milyon)’a yakındır. Bu dönemde köylerde yemekhâneler tesis edilmiş olup, hususî evlerde kazan kaynatıp, yemek yapmak men edilmiştir. Bütün…
 
İmâm-ı Gazâlî (k.s.) Hazretleri buyurdu: “Havada uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulâde haller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi araştır. O şeyh, eğer Allâh (c.c.)’un farzlarından ve Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetlerinden birini terkediyorsa yalancıdır, düzenbazdır. O evliyâ değildir. O şeyhin işle…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login