Otizmliden vazgeçmek

20:56
 
Paylaş
 

Manage episode 291786809 series 2922153
Açık Radyo 95.0 tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Profesyonel fotoğraf makineleri veya çözünürlüğü çok yüksek olan çok pahalı akıllı telefon kameralarıyla çekilen fotoğraflar ve videolar, daha fazla tık, daha fazla beğeni, daha fazla izlenme için çocuklarda “uyumlu kıyafetleri, şirin olmayı”, ilk gençliğini yaşayan kişilerde, “fiziken ince olmayı, sivilcesiz olmayı, yüzün parlak olmamasını, dünyaca bilinen markaların ürünlerini kullanmayı” yetişkinlerde ise “güvenilir ve çok para kazandıran bir iş sahibi olmayı, ve elbette, “fiziken ince olmayı, sivilcesiz olmayı, yüzün parlak olmamasını, dünyaca bilinen markaların ürünlerini kullanmayı” arıyor.

Instagramlanabilirlik dedikleri bu yeni dünya meziyetine sahip değilseniz, çok ama çok acıklı, ya da çok ama çok başarılı bir hikayeye sahip olmanız gerekiyor. Ama bu yeni dünya, yukarıdaki hikayelerden birine sahipken de, farkındalık yaratırken reklam yapmanızı bekliyor.

Tüm bu nedenlerle, göz kontağı kurmaktan çekinen, kendi içkinliğinde yaşamak isteyen ve bu yaşantıdan “normal” adı verilen yaşantıya çekilince kimi zaman öfke nöbetleriyle, kimi zaman da uyku bozukluğuyla yanıt veren bir otizmli çocuğun, Instagramlanabilir olmadığına karar veren ve onu doğduğu topraklardan bir hevesle koparıp, yeni bir toprağa getiren iki kişinin, otizme ve beşik ardında büyümeye bağlı reaktif bağlanma bozukluğunu, otizmli bireylerin değişime verdiği tepkiyi yok sayan, distopik bir davranışla karşı karşıya olduğumuzu düşünürken buluyorum kendimi.

Evlat edinme sürecinin, çok ama çok hassas olduğunu, bazen koruyucu ailelerin ya da evlat edinen ailelerin, kişilerin, çocukla bağ kuramadığını ya da çocuğa iyi gelmediklerini anladıklarını ve ayrılığın yaşandığını belirtmek isterim. Doğumdan sonraki süreçte, beşik arkasında kalan ve maalesef çoğu zaman sadece beslenme ve bakım sürecinde kucağa alınan, göz kontağından uzak kalan bebeklerdeki reaktif bağlanma bozukluğu, çoğu zaman hayal edilemez sonuçları beraberinde getiriyor.

ALFRED KADUSHIN ve FREDERICK W. SEIDL’ın 1971 yılında kaleme aldıkları Adoption Failure: A Social Work Postmortem’dan, yani Evlat Edinme Başarısızlığı: Bir Sosyal Hizmet Otopsisi isimli makalesinden, Today’in 2012 yılında yaptığı bir habere kadar, evde evlat edinilmiş çocuktan daha küçük bir çocuk varsa, evlat edinilen günden iki yıl sonraya dek geçen süreçte, evlat edinilen çocuğun tekrar sisteme sokulması, özellikle uluslararası evlat edinme süreçlerinde görülüyor.

Bu, Türkiye kültürünün yüzeyel kısmında pek kabul gören bir olgu değil. Evlat edinilmiş çocuğa üvey ismi verilen ve besleme benzetmesi yapılan, kız çocuklarını çocuktan saymayan, okutmayan, başlık parası kültürü adı altında başka bir aileye satan, namus adı altında oğluna kızını öldürten, kadın cinayetine dair kısımları unuttuğumuzda, hiçbirimiz, kural olarak, evladımızdan vazgeçemiyoruz, vazgeçenleri taşlanacak kişi kabul ediyoruz, cıkcıklıyoruz.

Özellikle uluslararası ajanslar aracılığıyla evlat edinmenin hüsran ile sonuçlanması ise, bana beyaz kurtarıcı kompleksini hatırlatıyor.

Mesih kompleksinin büyük gişe yapmış devam filmi olarak adlandırmayı sevdiğim beyaz kurtarıcı kompleksi, kendi üstünlüğünü yaldızlayarak, kendi tatmini için beyaz olmayan insanlara yardım bahşetmek müessesesine verilen isim. Bunu ülkemizde, yoksul mahallelere yaptığı yardımı videoya çekip sosyal medyada paylaşma fenomeni olarak deneyimleyebiliyoruz.

50 bölüm