Download the App!

show episodes
 
Gazetecilik soru sormakla başlıyorsa, ilk ve en etkili soru “Niye?”dir. Bundan böyle pazartesi günleri Medyapod ağında yayınlanacak ‘Niye?’, olayları, gündemi ve gerçekte neler olup bittiğini anlamak için her her hafta farklı bir konuğa sorulması gerekenleri soracak.
 
Her hafta Çarşamba akşamları 18:00-19:00 saatleri arasında STEM Öğretmenleri ve Araştırmacıları podcast serisi ile canlı yayında karşınızdayız. Dönüşümlü olarak öğretmenler ile STEM odaklı sınıf için uygulamaları ve önemli gelişmeleri STEM Öğretmenleri bölümleri ile tartışırken, STEM araştırmacıları bölümlerinde araştırmacıların doktora tezlerini akademik içerikle tanıtmalarını sağlayacağız. https://inteach.org/duyurular/stemradyo/ ya da iTunes, Spotify üzerinden arşiv kayıtlarına ulaşabilir ...
 
Kitap, Kaşık ve Diğer Gerekli Şeyler, Umberto Eco’ya ait bir alıntıdan ilhamla yola çıkıyor. “Kitap, tıpkı kaşık, çekiç, tekerlek veya makas gibidir; bir kere icat ettikten sonra daha iyisini yapamazsınız. Bir kaşıktan daha iyi olacak bir kaşık yapamazsınız,” diyor Eco, Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın’da. Bu podcast’te editörler, çevirmenler, yazarlar, gazeteciler ve kitaplara kafa yoran diğer figürlerle edebiyat ekseninde sohbet ediyoruz. merkezkumanda@gmail.com
 
Loading …
show series
 
Bugün başta dünyanın en büyük bir arşivi olan Cumhurbaşkanlığı Arşivi olmak üzere Türkiye arşivlerinde, milyarlarca yaprak tarihî vesika bulunmaktadır. Bu zenginlik, atalarımızın, Osmanlı Türkleri’nin yazılı kâğıda karşı gösterdikleri dikkat ve sevginin sonucudur. Osmanlı devlet teşkilâtında vesikaların ne kadar itina ile yazılıp korunduğu hakkında…
 
Ensar’dan Esmâ binti Yezid (r.anhâ) Resûlullâh (s.a.v.)’in huzuruna gelerek “Ya Resûlallâh, anam babam sana fedâ olsun, müslüman hanımlar tarafından elçi olarak yanınıza geldim. Şüphesiz Allâhü Te#âlâ sizi erkek ve kadınlara peygamber olarak gönderdi. Bundan dolayı biz kadınlar topluluğu sana imân ettik. Allâh (c.c.)’a îmân ettik. Fakat biz kadınla…
 
Kur’ân-ı Kerîm’de: “Onlar, “Allâh’a ve Resûl’e inandık ve itaat ettik” derler. Bütün bunlardan sonra onların bir grubu gerisin geriye dönerler. Bunlar mü’min değillerdir. Aralarında hüküm vermek için Allâh’a ve Resûlü’ne çağırıldıklarında onların bir grubu, bir bakarsın yüz çevirirler. Fakat onları ilgilendiren bir hak, menfaat olsa, ona itaatle ko…
 
Hanefi mezhebine göre; yellenme olup olmadığı konusunda şüpheye düşenler veya bu konuda vesveseli olanlar, ses veya koku olmadıkça abdestlerinin bozulmadığını bilmelidirler. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), “Biriniz karnında bir şey hisseder de ondan bir şey çıkıp çıkmadığını kestiremezse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten, namazdan çık…
 
Şeytan, ilmini beğenen kimselerin, ilmini kibirlenmelerine vesile etmiştir. Bu kimseler, ilmine güvenip peşinden gidenlere bakıp kibirlenirler. Dünyevî ihtiyaçlarını elde etmek ve istediklerine kavuşmak için her deliğe girip çıkar, her şeyi kabul ederler. Hâl ve vaziyetleri böyle olduğu halde, giyim-kuşam yani dış görünüş itibariyle ulemâ kisvesi i…
 
Kur’ân’ın devamlı tilâveti ve çokça okunması müstehaptır. Allâhü Te‘âlâ, Kur’ân tilâvetini âdet edinenleri “gece saatlerinde Allâh (c.c.)’un âyetlerini okurlar” âyetiyle övmektedir. İbn Ömer (r.a.)’dan şu hadis nakledilmiştir: “Haset sadece iki şeyde caizdir. Birisi, Allâh (c.c.) kendisine Kur’ân okuma nimetini vermiştir. O da gece gündüz Kur’ân ok…
 
Peygamber (s.a.v.) “Âhir zamânda îmânı muhafaza etmek, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak. Kişi sabah evden îmânlı çıkacak; akşam eve îmânsız gelecek, akşam îmânlı yatacak; sabah îmânsız kalkacak.” diye buyurdular. İnsanın en kıymetli cevheri îmânıdır. Bunu çok iyi korumak gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: “Elbisenin eski…
 
Şeyh Abdülkerim Ciylî (k.s.) der ki: “Sana, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin mübârek sûretini zihninde hep canlı tutmanı tavsiye ederim. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’nin mübârek sûreti yani şemâilini okuyup, anlayıp ve manâsını düşündükçe; ona ülfet edersin. Yakın bir zamanda rûhun, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ne ü…
 
Gözlem aletlerinin ve yeni yöntemlerin gelişiminde Arap-İslâm astronomların kendilerinden öncekilerine kıyâsla kaydettikleri büyük ilerlemeler hakkında, Arap-İslâm astronomisine yönelik modern bilimsel araştırmaların gerçekten de erken sayılabilecek bir aşamasında, bilim adamı C. A. Nallino’nun edindiği genel izlenimden şunu duyuyoruz: “Araplar hem…
 
Büyük günâhların en büyüğü Allâh (c.c.)’a eş tanımaktır. Eş tanımak iki türlüdür. Birincisi, Allâh (c.c.)’a bir eş edinmek, Allâh (c.c.)’a ibâdet olunurken kendilerini Allâh (c.c.)’a yaklaştırır zannı ile taşa, ağaca, güneşe, aya, bir peygambere veya bir kişiye, yıldıza, melek ve daha başkalarına tapmaktır ki Allâhü Te’âlâ’nın Kur’ân’ında anlattığı…
 
Bizlere vekâleten Efendimiz (s.a.v.)’e verilen ahidlerden biri de şudur: Bulunduğumuz kentte veya kasabada, dinî ve şer’i ilimleri bize öğretecek bir kimse bulamazsak, bu ilimleri okutup öğreten bir memlekete veya kente gideceğiz. Çünkü ilim yolunda bu sefer hali, vâcib olan bir hicrettir. Zira vâcibi ikmâle yarayan nesne vâcibdir. Birçok insanlar …
 
Allâhü Te’âlâ buyuruyor ki; “Allâh’ın verdiği bu ganimet malları yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allâh’tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allâh’ın dinine ve Peygamberi’ne yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır. Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imânı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç…
 
Cenâb-ı Hâkk, meâlen şöyle buyurur: “Ve Allâh’ın Dinini ve ahkâmını beyân eden Kur’ân-ı Kerim’e toplu olarak yapışın ve dağılmayın. Ey Mü’minler! Cenâb-ı Allâh’ın sizin üzerinize ihsân buyurduğu şol zamandaki nimetini zikredin ki o zamanda birbiriniz ile düşman idiniz. Allâhü Te‘âlâ imân nuru ile kalplerinizi telif etti de akşamda birbirinizle düşm…
 
Sâdi, Gülistan’ında anlatır: “Bir adam, yıkılan evinin karşısına geçmiş bir yandan ağlıyor, diğer yandan da: “Ah evim! Çökmeden evvel bari bir haber verseydin de ona göre tedbir alsaydım” diye söylenip duruyormuş. Birden o harebeden bir ses yükselmiş: “Be adam!... Ben yıllardır sana, çatlayan duvarlarım ve dökülen sıvalarımla çöküyorum” diye haber …
 
Geçmiş büyüklerin en başta gelen ahlâkı kişiyi gölgesinin izlediği gibi Kur’ân ve Sünnet’e sarılmalarıydı. Onlardan herhangi biri mezheplerin, gerek şimdilerde unutulan ve gerekse hâlâ kullanılan bütün delillerine vakıf olacak ve tartışma meclislerinde kesin hüccetler ve apaçık belgelerle âlimleri susturacak derecede tertemiz Şeriat’ın çeşitli ilim…
 
Zahîrüddin Muhammed Babur Mirza, 14 Şubat 1483’te Türkistan’ın Fergana ülkesinde doğdu. Büyük Timur’un 5. kuşaktan torunuydu. Babası Sultan Ebû-Said Mirza’nın ölünce, 3 oğlunun büyüğü olan Bâbur, Fergana tahtına geçti. Semerkand’da Türkistan hakanlığı tahtında oturan amcasını metbû tanıyordu. Henüz 11,5 yaşını bile tamamlamamıştı. Amcasının ölümünd…
 
Allâhü Te‘âlâ bir Hadîs-i Kudsî’de Peygamberimiz (s.a.v.) için; “Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım” buyurdu. Câbir b. Abdullâh (r.a.) bir gün Nebî (s.a.v.)’e şöyle sordu: “Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)! Allâh (c.c.) mahlûkâtı yaratmadan önce neyi yarattı?” Nebî (s.a.v.) “Her türlü noksanlıklardan münezzeh olan Yüce Allâh, tüm mahlûkâtı yaratmad…
 
İdeâl ve asıl olan, niyet ve amelin birlikte olmasıdır. Çünkü niyet ruh, amel de beden gibidir. Nasıl ki, insan ruh ve bedenin birlikteliğinden hâsıl olursa, tıpkı onun gibi, ibadet de niyet ve amelin birlikteliğinden hâsıl olur. Ancak, ruh ve beden ayrıldıkları zaman, ruh bedenden üstün olduğu gibi, niyet ve amel de ayrıştıkları zaman niyet amelde…
 
İmâm-ı Azâm Ebû Hanîfe (r.a.), şüphe yok ki Tâbiîn’dendir ve Allâhü Te‘âlâ’nın: “Bir de onlara, ihsân (sâlih ameller) ile ittibâ edenler var ya, Allâh onlardan râzı olmuştur, onlar da Allâh’tan râzı olmuşlardır” (Tevbe s. 100) kavline dâhildir. Kâdî Ebû Yûsuf (r.a.), kendisi hakkında: “Hadîsin tefsîrini, İmâm-ı Azâm Ebû Hanîfe (r.a.)’dan daha iyi b…
 
Salebi, Hz. Ali (r.a.)’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir. “Fatiha sûresi, Arşın altındaki hazinelerden inmiştir.” Yine Sa’lebî, Amr b. Şurahbil’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir. “Kur’ân’dan ilk nazil olan Fatiha Sûresi’dir.” Çünkü vahyin başlangıcında Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Hatîce (r.a.)’e gizlice şöyle dedi: “Bana bir şeyin karışmasından (…
 
Nebî (s.a.v.) Efendimiz’e tâbî olmak için sünnetini iyi bilmek gerekir. Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetini de muhakkikiyn ûlemadan, müçtehid ûlemadan öğrenmek gerekir. Meselâ İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.) hazretleri, Nebî (s.a.v.) Efendimiz’i gerçekten seven bir mü’minde şu vasıfların olması gerektiğini söylemiştir: 1. Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetin…
 
O Allâh ki, insanı kuru balçıktan ve en güzel bir sûrette yarattı. Sonra da ilk gıdasını, kan ile pislik arasından çıkan, temiz süt ile temin etti. Daha sonra, temiz ve çeşitli gıdalarla onu besledi; zayıflık ve düşüklükten korudu. Bundan sonra da düşmânı olan şehvetini, helâl kazanca mecbûr tutmakla, istediği gibi sağa sola saldırmaktan alıkoymak …
 
Allâh (c.c.)’dan başka ilâh yoktur. Bütün kemâl sıfatlarıyla muttasıftır. Bütün noksan isimlendirmelerden de münezzehtir. Allâh (c.c.)’un dişilik erkeklik düşünülmemek kaydiyle melekleri vardır. Kur’an Allâh (c.c.)’un kelâmıdır. Mahlûk değildir. Âhiret hayatı haktır. Cesedler haşrolunur, ruhlar yerine döner. Aynı şekilde cezâ, hesap, sırat ve mizân…
 
Cenâb-ı Allâh gece ve gündüz yapılacak ve tekrar edilecek namaz ibâdetlerimizi birçok âyette bizlere bildirmiştir. Allâh (c.c.) şöyle buyurmuştur: “Öğüt almak veya şükretmek isteyen kimseler için, gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O’dur.” (Furkan s. 62) “Gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet vardır. Râbbinin adını an. Tam ihlâs ile O’na yön…
 
İslâm kâmil bir temizlik dînidir. Namaz kılacak insan da temiz olmalıdır. Kan, meni, idrar ve büyük abdest gibi pisliklerin çıkmış oldukları yerleri temizlemek gerekir ki, buna “İstincâ” denir. Bu temizleme, avret (haram) yerlerini yabancılara göstermeksizin su ile yapılır. Erkekler küçük abdest bozduktan sonra sonra, sızıntı ve son damlaların kesi…
 
Bazı hadîs-i şerîflerde şöyle buyurulmuştur: “Cenâb-ı Allâh’a razıyen mülâki olmak arzusunda bulunanlar (Allâhü Te‘âlâ’ya, O’nun razı olduğu halde kavuşmak isteyenler) bana çokça salâvat göndersinler.” “Tahkîka sizden bana en yakın olan kimse beni salât-u selâm ile çokça yadeden, ananlardır (Bana çokça salâvat getirenlerdir.)” “Kim bana bir kerre s…
 
Müslümanın bir işe başlarken Besmele çekmesi, “Ben bu işi kendim için değil Allâh (c.c.) adına, onun emriyle ve ancak onun için yapıyorum” demektir. Peygamberimiz (s.a.v.), “Besmele her kitabın anahtarıdır. Besmele ile başlanmayan her meşrû iş kesik (bereketsiz)dir” (Beyhakî) buyurdular. Yine buyurdular ki: “Cebrail (a.s.) bana vahiy getirdiğinde i…
 
Ramazân Bayramımız mı, Kandilimiz mi, Kurban Bayramımız mı? Biz Muharremlerle, Martlarla başlayan yıllar da biliriz ki, hiçbiri böyle şımarıklıkla, böyle ayyaşlıkla, böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı. Memleketimize, herhalde, Beyoğlu’ndan giren, Haliç’i atlayarak Fatih’lere, Aksaray’lara, sonra Rumeli’ye ve Boğaz’ı aşarak önce Ka…
 
2017 yılı yapımlı, Fi dizisinin 1.Sezon 2.Bölümünün girizgahıyla açtık bu bölümü. Zira biz de bilinmek istediğimiz ve bunu sizin değerli ve ses kayıtlarınızla mümkün kıldığımızın farkındayız. Bol bol "ütü yaptığımız", fazlaca "sanat" icra ettiğimiz, çokça "kitap" okurken ve hergün yaşadıklarımız sonucunda cebimizde biriktirdiğimiz "anahtarların" ka…
 
Taklîdî îman makbul müdür? Taklîdî îmân makbuldür. Yanlız kul, tevhîd meselelerini bilmemekle günâh işlemiş olur. Taklîd iki çeşittir. Doğru taklîd ve bozuk taklîd. Doğru taklîd, kelime-i şehâdeti söylemek ve Allâhü Te’âlâ’nın birliğine ve Resûlü Muhammed (s.a.v.)’in elçiliğine îtikad etmek olup, söylediği ifadenin kendi dilindeki mânâsını bilmemek…
 
“Kardeşler üç çeşittir: Birisi gıda gibidir; o her gün lazımdır. Diğeri, ilaç gibidir; ihtiyaç olunca alınır. Üçüncüsü, hastalık gibidir; kendisinden kaçılır.” İnsan bu üçüncüsü ile imtihân içindedir. Onunla ünsiyet kurulamaz, muhabbet edilemez, kendisinden bir fayda gelmez. Birinci kimse, Allâhü Te’âlâ’nın kuluna bir ikrâmıdır; onunla kolayca kayn…
 
Hanefî Mezhebi fıkıh ve kelâm âlimi, kadı, meşhûr Osmanlı matematikçisidir. 1143 (M.1730) senesinde Manisa’ya bağlı Kırkağaç kazasının, Gelenbe kasabasında doğdu. Doğduğu yere nisbetle Gelenbevî denildi. 1205 (M.1791) senesinde bugün Yunanistan sınırları dâhilinde bulunan Tırhala Yenişehiri’nde vefât edip, Bayraklı Câmii kabristanına defnedildi. İl…
 
Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: “Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyip okuyan ve onunla amel eden kimselere hürmet ediniz. Kim onlara hürmet ederse bana hürmet etmiş olur.” Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: “Kur’ân-ı Kerîm’i okuyunuz. Muhakkak Allâhü Te’âlâ kalbinde Kur’ân-ı Kerîm bulunan kimseye azâb etmez.” Büreyde (r.a.) anlattı…
 
Yüce kitabımız Kur’ân, “Allâh (c.c.)’un, hesap gününün sahibi.” (Fatiha s. 3) olduğunu haber vermek suretiyle bizlere hesap gününü hatırlatmaktadır. Arkasından da hesap gününün sorgu konusu olan “sadece O (c.c.)’a kulluk etmemiz”den söz etmektedir. Dünyada başıboş bırakılmayan insan, elbette Yaratıcı’ya kulluk için gönderilmiştir. Serbest irâdesiyl…
 
Aşağıdaki 15 ilme sahip olmaksızın Kur’ân-ı Kerîm’i tefsire kalkışmak caiz değildir. Kim bunları bilmeden tefsir ederse, kendisinden nehy olunan rey ile tefsir etmiş olur. 1. Lügat ilmi: Bu ilimle, kelimenin o dilde ifade ettiği mânâlar bilinir. Mücahit (r.a.), “Allâh (c.c.)’a ve ahiret gününe inanan, Arapça’yı bilmeyen kimsenin Kur’ân’ı tefsir etm…
 
İmâm Evzaî (rh.a.) Hazretleri buyurdu: “Kul, dünyâdaki her ânından kıyamette hesâp ve sorguya çekilecek. Hem de gün gün, saat saat. Bu durumda, Allâhü Te’âlâ Hazretleri’ni anmadığı bir an karşısına çıkınca, pişman olur ve kendini parçalamak ister.” “Bizim, hayatlarına yetiştiğimiz insanlar şöyleydi: Gece uykusundan en erken uyanırlar, sabah namazın…
 
Muaz b. Cebel (r.a.) şöyle diyor: “İlmi öğreniniz. Çünkü Allâh (c.c.) için ilim öğrenmek, Allâh (c.c.)’dan korkmaktır. İlim talep etmek ibâdettir. İlmi müzâkere etmek tesbihtir. İlmi araştırmak cihattır. İlmi, öğrenmeyenlere öğretmek sadakadır. İlmi ehline vermek Allâh (c.c.)’a yaklaştırıcı bir ameldir. Çünkü ilim helâl ve haramın nişanlarıdır. Ehl…
 
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz: “Özürsüz olarak iki namazı birleştiren (bir namazı vaktinde kılmayıp sonraki vaktin namazıyla kılan bir kimse) büyük günâh kapılarından birine gitmiştir.” diye buyurmuşlardır. (Tirmizî) Ebû Nuaym (rh.a.)’in rivâyetinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz: “Kim, namazı kasten terk ederse, Allâh onun ismini ateşe girece…
 
İnsan vücûdu üzerinde yaklaşık 700 Biyolojik Aktif Nokta (BAN) bulunur. Bunlardan 66 tanesi “Agresi Noktası” olarak adlandırılan ekstra aktif noktalardır. 66 Agresi noktasından 61’i abdest azalarında yer almaktadır. Abdestte azalar yıkanırken BAN faaliyete geçer, agresi noktaları denge kazanır. Bu sebeple abdestteki sırayı bozmamaya özen göstermek …
 
Batılı yazar ve ilim adamı J.H. Lenison, “Medeniyetin Bir Dayanağı Olan His” adlı eserinde diyor ki: “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in getirdiği din, görülmeyen ve vahid olan Allâh (c.c.)’a manevî alâka ve bağlılığa dayanan ve bünyesinde, eski dinlerin başlıca hususiyeti olan ruhanî sınıf ve merasimlerden eser bulunmayan bir dindir. Bu din, Allâh (c.c.)’a…
 
Osmanlı Devletinin beşinci pâdişâhı olan Çelebi Mehmed’in babası Sultan Yıldırım Bâyezîd Han’dır. Osmanlı Devletinin ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmed, ne kardeşi Mûsâ Çelebi gibi sert, ne de diğer kardeşi Emir Süleymân gibi yumuşak ve kayıtsızdı. Mâkul hareket eden, sabırlı, azim ve irâde sâhibi, sözüne ve vâdine sâdık, nâzik, vakûr ve ci…
 
Osmanlılar’da, sokak hayvanlarının himayesi için vakıflar vardır. Eskiler, hayvan hakkından çok korkmuş; kuşlar için kuş evleri, hatta kuş hastaneleri yapmıştır. Eskiler imânı, Allâh (c.c.)’un emirlerine hürmet ve mahluklarına şefkat olarak hülasa etmiş, insanlara iyilik yaparken, hayvanları da ihmal etmemiştir. İslâm kültüründe, kul hakkı yemenin …
 
Reislik ağır bir sorumluluktur ve bu sorumluluğu Allâh (c.c.) liderlik vasıfları ile yarattığı erkeğe vererek daha narin yarattığı kadını korumuştur. Kadın ailede reis olmaya heveslenirken aslında büyük bir sorumluluğun da altına girmektedir. Bu sorumluluk kadını ağırlaştırmakta, erkeksileştirmekte ve çok da yormaktadır. Reislik kadının yaratılışın…
 
Şartlarına Uygun Hac: “Kim Allâh (c.c.) için haccederse, ne Refes ne de sapmazsa (memleketine, evine) anasından doğduğu günde olduğu gibi tertemiz ve günâhsız olarak döner.” (Buhârî) Refes’in ma’nâsı, “Cinsî münâsebette bulunmak, herhangi bir sûretle şehvete ma’lûb olmak ve genel olarak kötü söz söylemek”tir. Fısk da, “gerek günâh işlemek, gerek ka…
 
Doktorlar, yediklerimizin organlarımız üzerinde etkili olduğunu, bazı yiyecek ve içeceklerin hastalıklara sebep olabileceğini söylüyorlar. Bazı hastalıkların kalıtım yoluyla anadan, babadan geçebileceğini söyledikleri gibi kalıtım yoluyla huy ve karakterlerin de geçebileceğini ifade ediyorlar. Yiyecek, giyecek, içecek ve havamızın tenimiz üzerinde …
 
Taberânî El-Kebir’de sahih bir senet ile ve Beyhakî, Azah-ül Kabir kitabında, İbn-i Mes‘ûd (r.a.)’dan rivayet ettiklerine göre, şöyle demiştir: “Mü’min öldüğü zaman, kabrinde oturtulur. Ona: “Rabbin kimdir? Dinin nedir, Peygamberin kimdir?” diye sorulur. O, “Rabbim Allâh (c.c.)’dur. Dinim İslâm’dır. Peygamberim de Muhammed (s.a.v.)’dir” der. Kabri …
 
Allâh Resûlü (s.a.v.)’in hadislerini himaye edebilmek için ilk rıhleleri Sahâbe (r.a.e.) başlatmıştı. Cabir b. Abdullah (r.a.) tek bir hadisi almak için Medine’ye bir aylık mesafede olan Şam’a Abdullah b. Üneys (r.a.)’e gitti. İbn Hacer, Sahâbe’nin hadis muhafazasının kanıtlarından olan Cabir (r.a.)’in bu rıhlesini kıymetlendirirken şöyle der: “Cab…
 
Sekizinci Osmanlı şeyhülislâmı olan Zenbilli Ali Efendi evinin penceresinden bir zenbil sarkıtır, suâl sormak isteyenler, suâllerini kâğıda yazıp zenbile koyardı. O da çekip suâllerin cevâbını yazar, zenbili tekrar sarkıtırdı. Bu sebeble, Zenbilli Ali Efendi ismiyle meşhur olmuştur. II. Bâyezîd Han tarafından şeyhülislâmlığa tâyin edilen ve Yavuz S…
 
Resûlullâh (s.a.v.)’in gülmesi hakkında Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle buyurmuştur: “Ben, Resûlullah (s.a.v.)’in tamamen güldüğünü görmedim, hep gülümserdi.” (Buhârî) Bazı hadis-i şeriflerde, Resûlullah (s.a.v.) güldü denmesi bu görüşe aykırı değildir. Çünkü Hz. Âişe (r.anhâ) gördüğünü söylemiştir. İbn-i Ebi Hâle (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Resûlullâh (s.a…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login