Medyada CHP’li orta oyunu ve bir berber bir berbere hikâyesi... - Yavuz Baydar

20:47
 
Paylaş
 

Manage episode 246871624 series 2497729
Ahval tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.
Türkiye medyası, son birkaç gündür Saray’a gizlice gidip Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme yaptığı öne sürülen CHP’li iddiasını ana merkeze aldı.
Sözcü Başyazarı Rahmi Turan’ın ortaya attığı bu iddia, kamuoyunda tartışma yaratıp Erdoğan’ın “Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum” çıkışı ile ismin açıklanması noktasına geldi.
Turan’ın söz konusu CHP’linin Muharrem İnce olduğu iddiasını öne sürerken önce “Gazeteci kaynağını açıklamaz” diyerek reddettiği kaynağının Talat Atilla olduğunu söyledi. Ancak Atilla da bir başka kaynaktan bunu Turan’a aktardığını iddia etti.
Ortada gazetecilik etiği açısından böylesine ciddi bir söylentinin ele alınışı ve doğrulatma kanallarının sağlam bir şekilde çalıştırılmaması meselesi var.
Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar ile AhvalPod Nar’da Türkiye gündemine oturan bu iddianın gazeteciliğe bakan yönlerini konuştuk.
Baydar, “Türkiye’de ‘gazetecilik’ diye adlandırdığımız mesleğin rezaletler silsilesine yeni birtanesinin eklenmesini yaşıyoruz” diyor.
Bu yaşanan olayların on yıllardır yaşandığına dikkat çeken Baydar, Türkiye medyasının, “dikenli” olarak görülen hakiki gündem maddeleri yerine bu iddianın üzerine fazlasıyla atladığını kaydediyor ve ekliyor:
“Suriye’de yaşanan son savaşta sivillerin öldürülmesi, insan hakları ihlalleri gibi gerçek gündem maddelerine girmek yerine bu tarz olayların üzerine atlıyorlar ve sanki Türkiye’nin en önemli gündem maddesi hâline getiriyorlar.”
Baydar, “Saray’a giden CHP’li” iddiasının elbette es geçilmeyeceğinin de altını çiziyor.
“Söz konusu iddianın öznesi hâline gelen yaşlı basın mensuplarının gazeteciliği sorgulanır durumda” diyen Baydar, “Burada evrensel gazetecilik yapılıp yapılmadığı meselesi sorunlu durumda” ifadesini kullanıyor.
Baydar’a göre ortada “bir berber bir berbere…” olayı var.
“O gazetecinin kaynağı da kördüğüm gibi bir silsile hâlinde giden bir durum” diyen Baydar, evrensel gazetecilik kurallarına göre burada izlenmesi gereken gazetecilik pozisyonunu şöyle açıklıyor:
“Farklı kaynaklara doğrulatma esas olandır. Mesela iddia konusu olan kişi Muharrem İnce ise telefon edilir, not bırakılır. O da ya yalanlar ya da doğrular. Ona göre bir yol izlenir. Yapılması gereken bu. Ama bu yapılmamış. Ortaya bir nevi saatli bomba bırakılıp kenara çekilme olayı var. Ondan sonra da işler karışıyor. İşler karışınca da Rahmi Turan, kaynağını da açıklamak zorunda kalıyor. Ancak açıkladığı kaynak da kaynak (Talat Atilla) değil. O da bir başka yerden bu dedikoduyu doğrulatmadan aktarmış. Ortada bir rezillik var ve kamuoyu meşgul ediliyor. Arka planında tek bir doğru olabilir. Hakikaten ortaya kötü niyetli bir dedikodu ortaya bırakılmış olabilir. Mesele CHP’nin tepe noktasını karıştırmak olabilir.”
Baydar, bu gelişmelerin haber öznesi hâline gelmiş olan gazetecilerin de aslında gerçek anlamda meslek insanları olmadığı görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:
“Yıllarını böyle geçirmişler. Bu tür kirli alışkanlıklar edinmişler ve bu tür kirli alışkanlıklarını bir kez daha su yüzüne vurmuş hâli ile seyretmekle meşgulüz bugünlerde.”
Yaşanan hadisede aslında bu iddianın Rahmi Turan’la birlikte başta Uğur Dündar olmak üzere farklı gazetecilere de iletildiği anlaşıldı.
Dündar, "Bana bu haber geldiğinde aklıma gelen ilk şey Uğur Dündar CHP'yi kurultaya doğru yönlendiriyor diye ortaya iddialar atılabileceği oldu. İftiralarla karşı karşıya gelmek istemedim. Üstelik belgesi olmayan bir haber” diyerek topa girmediği açıklamasını yaptı.
Yavuz Baydar, Dündar’ın tezinde tezatlık olduğunu söylüyor…
“Uğur Dündar’ın belgeyle kastettiği eğer bir kâğıt parçası veya gösterilebilecek elle tutulur bir şeyse böyle bir hadisenin belgesi falan olmaz” diyen Baydar, şunları kaydediyor:
“Bu bir ziyarettin ve bu ziyaretin belgesi, olsa olsa birtakım kamera kayıtları veya giriş çıkış plaka isimleri ve sayıları olabilir. Bunlar daha sonra da bir kaynak tarafından gazeteciye iletilir. Ama böyle bir şey olması mümkün değil. Olması da çok çok zayıf ihtimal. Hakikaten çok ciddi bir kutuplaşma var. Saray içinden gerçeklerin ortaya çıkması için ortaya çıkabilecek bir kişinin olamayacağını biliyoruz. Kasıt buysa boş bir söylemdir bu.”
Baydar, eğer Ahval’e böyle bir belgenin gelmiş olması durumunda ise nasıl bir yol izleyeceklerini şöyle açıklıyor:
“Biz derdik ki; ilginç bir konu, ilginç bir tüyo… Bunu bazı farklı kaynaklara sormamız; başta söz konusu olan kişi olmak üzere sorulup ikiden ya da üçten fazla kaynaktan doğrulatılırsa bu kendiliğinden bir haber değeri kazanmış olur. Bir kamu yararı adına habercilik gerekçesi ortaya çıkmış olur. Ancak burada bunlar yok ve herkes karnından konuşuyor.”

31 bölüm