Download the App!

show episodes
 
Neden podcast yapıyorum? Bunun bir kaç sebebi var. Bazı kişiler okumaktan ziyade dinlediklerinde daha iyi öğrenirler ya da bu şekilde öğrenmekten keyif alabilirler. Bir konuyu dinlemek izlemekten çok daha konforludur. İzlemek için ekranın başına oturmanız gerekir ama hareket halindeyken, iş yaparken, spor yaparken dinleme yapabilirsiniz.
 
Loading …
show series
 
Abdullah bin Mes’ûd (r.a.) buyuruyor ki, alışveriş, ya’nî ticâret ilmini bilmeyen faiz yer. İstese de, istemese de bundan kurtulamaz. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş değerinde faiz yemek, otuz zinâdan daha çok günâhdır.” (Mişkât) Sahîh-ül Mahrec’de, Ebû Hüreyre (r.a.)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Mi’râc gecesinde, ban…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin doğduğu güne sevinmek, o gün yemek yedirmek ve mevlîd-i şerîf okutmanın fazîleti çok büyüktür. Hz. Ebûbekir (r.a)’e Komşu Olur Ebû Bekir es-Sıddîk (r.a.) Hazretleri, buyurdu ki: “Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlidinin okunması için bir dirhem harcama yaparsa; o kişi cennette benim refik…
 
Nebî (s.a.v.)’i aradan çıkarmak isteyen bazı kimseler Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sadece bir nakilci, diğer bir ifâdeyle bir “postacı” olduğu, vazifesinin sadece Kur’ân’ı teblîğden ibaret bulunduğunu; Kur’ân’ın dinle ilgili her şeyi açıkladığını, sünnetin veya başka bir şeyin dinî hükümlere kaynaklık etmesine, Kur’ân’ı açıklamasına gerek kalmadığını …
 
Hz. Ali (k.v.)’ye biri “Sen Resûlullâh (s.a.v.)’i ne kadar seviyorsun?” diye sordu. Hz. Ali (r.a.) “Allâh (c.c.)’a yemin olsun ki, Resûlullâh (s.a.v.) bizim aramızda, mallarımızdan, çocuklarımızdan, analarımızdan ve şiddetli susuzlukta elimize geçen soğuk sudan daha fazla sevgiliydi.” dedi. Bir sahâbi Peygamber (s.a.v.)’e gelerek kıyâmet ne zaman k…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “De ki: “Hangi şahidin şahitliği daha güvenilirdir?” De ki: “Benimle sizin aranızda Allâh şahittir. Bu Kur’ân bana, hem sizi hem de ulaştığı herkesi onunla uyarmam için vahyedildi. Yoksa siz Allâh ile beraber başka tanrılar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?” De ki: “Ben buna şahitlik etmem.” De ki: O, ancak bir tek A…
 
Emirü’l mü’minîn Hz. Osman (r.a.) şehîd edildiği günün gecesinde, rü’yâsında Resûlullâh (s.a.v.)’i gördü. “Ey Osman, yarın bizim yanımızda iftâr edersin” buyurdu. Sabahleyin kölelerini isyancılara karşı durmaktan men etti. Çünkü şehidlik saâdetine kavuşmak istiyordu. Abdullah bin Riyâh ve Ebû Katâde (r.a.e.) söyle anlatmışlardır: “Biz Hz. Osmân (r.…
 
Her günün saatleri üçe bölünmüştür. Birincisi helâlden dünyalık kazanma saatleri, ikincisi âhiret kazanmak için malûm olan ibâdet saatleri, üçüncüsü istirahât ve uyku saatleridir. Gece, esasen istirahât için yaratılmış ve iyi kulların hususî ibâdeti geceye tahsis olunmuştur. Bu cihetle gece eğlence yapmak ve boş konuşmak meşru değildir. Yatsı namaz…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rüyada görmek, her Müslümanın özlemidir. Rü’yâ âleminde, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleriyle müşerref olmak; özlenen rü’yâdır. Arzulanan rü’yâdır. Bir ömür boyu hasretle beklenen rü’yâdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Beni rü’yâsında gören kişi hakîkaten beni görmüştür…” (Müslim) Şeyh Savî (r.âley…
 
Zikir meclislerini, duâları ve evrâd okumayı “tembellik çağının ürünü” olarak gören bir zihniyet, maalesef ülkemizde de mevcuttur. Halbuki, bu ibâdetlerin tamamı Sahâbe (r.a.e.) Efendilerimiz’den rivâyet edilmiştir ve Asr-ı Saâdet müslümanlarının âmellerindendir. Hemen hemen her Osmanlı padişahının bir şeyhi vardı ve padişah olmalarına rağmen, o za…
 
Hayır te’sîsleri, mevlid âyinleri ve dîn uğrunda büyük hizmetleri ile meşhûr olan Selçuklu hükümdârı Muzafferüddîn Gökböri’nin Erbil’de kurduğu hayır kurumları zamanına göre çok ileriydi. Bu konuda İbn-i Hallikân şöyle der: “Hayır işlerinde hiçbir kimseden duyulmadık güzel hareketleri vardı. Her gün şehrin çeşitli yerlerinde muhtaçlara ekmek dağıtı…
 
Hz. Hatice (r.anhâ) annemiz, Peygamberimiz (s.a.v)’in ilk hanımı, ilk îmân eden hür kadın, mü’minlerin annelerindendir. Kureyş kabilesinin kibâr ve asîl bir ailesine mensûptur. Babasının adı Hüveylîd, annesininki Fâtıma’dır. Hz. Hatice (r.anhâ)’nın ilmi, malı, şerefi, iffeti ve edebi pek fazla idi. Ticâret ile uğraşan, devrin büyük tüccarlarındandı…
 
Ucubdan sakınmak gerekir. Ucub, kişinin yaptığı âmeli kendinden bir meziyet bilmesi ve yaptığı amele, gözünde yüksek bir mevki vermesidir. Âmel ve ibâdeti ifâ edebilmenin Allâhü Teâlâ’nın tevfik ve ihsânıyla erişilen bir nimet olduğundan gafil olarak ve kendinden bilerek, onu güzel ve üstün bir iş olarak görmek ne kötüdür. Ucubun sebebi cehâlettir;…
 
Kılınmamış farz namazların kazâ edilmesi farz, vâcib olan (vitir namazının) kazâ edilmesi vâcib, sünnet namazların kazâsı sünnettir. Kazâya kalan namazlar birçok olunca, bunların herbirini belirleyerek niyet edilmesi gerekmez; çünkü bunda güçlük vardır. Onun için şöyle niyet edilmesi uygun olur: “ilk veya en son kazâya kalmış sabah veya öğle namazı…
 
Evlâdıma, dostlarıma ve tüm din kardeşlerime vasiyetim odur ki takvâya sıkıca sarılsınlar. Çünkü ondan daha efdâl bir şey yoktur. Takvâ ehli olan insanlar, Allâh (c.c.) indinde ikrâma mazhar olan kullardır. Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Azîm’inde takvâyı ve ehlini methettiği kadar başka hiçbir şeyi övmemiştir. Âmeller takvâsız gerçekleşirse kabul olmaz. C…
 
Duânın da âdabı ve şartları vardır. Bu âdaba ve şartlara riâyet icabetin teminâtıdır. Kim bu şartlara riâyet etmeden duâsının kabûlünde ısrar eder ve kabul edilmediğinden gönlünü bozarsa azgınlardandır. Duânın kabûlünde şart, nefis tezkiyesi ve kalb tasfiyesidir. Duâ eden evvelâ helâl lokma ile nefsini ıslâh etmeli, zikrullâha ihtimâm ederek kalbin…
 
Şurası muhakkak ki, Türk Milleti İslâmiyet öncesinde de büyük imparatorluklar kurmuştu. Ancak nedense İslâm öncesi Türk devletleri denildiğinde gençlerimizin aklında derhâl şaman inancı gibi İslâm dışı düşünceler belirmektedir. Hâlbuki gerçek hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Türklerin ilk atasının Nuh (a.s.)’ın evlâdı Yafes’ten geldiğini bilmey…
 
Dünyâ; zevali (yok oluşu) süratli bir yerdir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Dünyâdan bana ne. Ben dünyâda ancak bir ağacın altında gölgelenen, sonra göçen ve orayı terkeden bir binici yolcu gibiyim.” Tayyibî (r.âleyh); bu göç etmenin süratinde ve beklemenin azlığında bir timsâldir diyor. Hz. Îsâ (a.s.) havarilerine diyordu ki; “E…
 
Yaratıcının varlığına delâlet eden delillerden biri de, O (c.c.)’un, “Ve Allâh’ın gökten indirip de, öldükten sonra yeryüzünü kendisiyle dirilttiği suda...” (Bakara s. 164) kavlidir. Bu buyruğun bir yaratıcının varlığına delâleti şöyledir: O cisimler ve o cisimlerde bulunan yoğunluk, nem ve tatlılık sıfatlarıdır. Bunları yaratmaya, Allâh (c.c.)’dan…
 
Ülkemizde daha önce açıktan yapılmaya çalışılan din düşmanlığı; İslâm’ı içeriden münâfıklar vâsıtasıyla yıkma, yâni ifsâd hareketleri olarak 1960’lı yıllarda karşımıza çıkar. Şer’î kaynaklarımızdan dördüncüsü Kıyâs-ı Fukahâ’yı; “Bu din Allâh (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in dîni değildir, âlimlerin dînidir” diyerek (kendilerince) ortadan kaldırdılar. D…
 
Kıyâmetin alametleri sadık haberlerle bizlere ulaşmıştır. Müslümanların da bunlara inanmaları gerekmektedir. Bu konuda bazı rivayetler şunlardır: Efendimiz (s.a.v.)’e bir kişi “Bana kıyâmet saatinden haber verin” diye soru sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) de, “Bu konuda soru sorulan, sorandan daha âlim değildir” buyurdu. Öyle ise bana onun alâmetlerin…
 
Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kıyâmet günü içki içenin görünüşü, kokusu leşten kötü, testisi boynuna asılı, kadehi elinde, eti ile derisi arası yılan akrep dolu, ateşten bir ayakkabı giymiş, onun sıcaklığı beynini kaynatır. Kabrini cehennem çukurlarından bir çukur bulur. Firavun ve Haman ona cehennemde arkadaş olur.” Hişam, Cafer b. Birkan, Z…
 
İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in babası Sâbit genç abid ve zahitti. Bir gün su kanalından abdest alırken suda gördüğü bir elmayı alıp yedi. Abdest aldıktan sonra tükürdüğünde ise tükrüğünün kanlı olduğunu gördü ve kendi kendine; “Herhalde yediğim haram olmalı, yoksa tükrüğümün rengi değişmezdi” dedi ve su arkını takip ederek elma ağacını buldu. Ağa…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de; mescidlerde uzun süre oturup, çarşı ve pazarlarda fazla kalmamamız hususlarındadır. Mescidlerde bulunup oturmanın ise bazı şartları vardır. Kişinin mescidde bulunduğu sürece tüm hareketleri, oturması, kalkması, düşünceleri temiz ve bir edeb içinde övülecek bir şekilde olmalıdır. Bö…
 
Cenâb-ı Hâkk buyurmuştur: “Ey Peygamber, şüphesiz seni biz, bir şahit, müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik.” (Ahzâb s. 45) Gördüğünüz gibi Cenab-ı Hâkk bu âyette ona herkesin üstünde tutacak, birçok vasıflar vermiştir. Birçok rütbeler de ihsân etmiştir. Önce onu ümmetine karşı, risâleti tebliğ ettiğine dair şahit tutmuştur. Ki bu pek büyük bi…
 
Bazı müslümanlar kendi mensubu bulundukları gurubun dışındakilerini hoş görmez ve daima her konuda kendi güzellikleri ve doğrulukları ile övünürler. Onlarda İslâm’ın tanıdığı hoşgörü ve müsamahanın yerini kör taassub alır. Bunlardan bazıları cübbeli gezmeyenlere veya onun gibi giyinmeyenlere hor ve başka bir nazarla bakarlarken kimileri de kravat t…
 
• Bir itâatsizlik çok, bin itâat azdır. • Babana hürmet et ki, oğlun da sana hürmet etsin. • Kişinin arkadaşı, aklının kılavuzudur. • İyi kişilerin çoğalması, Allâh (c.c.)’un merhametidir. • İçin süslü olması, dışın süsünden hayırlıdır. • Dünyalıklarla sevinmek aldanmaktır. • Bedenin sağlığı, oruç tutmaktır. • Dayanıp katlanman, seni zafere kavuştu…
 
Namâz ve zekâttan sonra en önemli şartlardan biri oruç tutmaktır. Resûlullâh (s.a.v.): “Oruç tutun sıhhat bulun” buyurmuşlardır. Demek ki sıhhat bulmak için oruç tutmak gerekir. Ramazân orucu zaten farz olduğu için her Müslümanın tutması şarttır. Bunun yanında nefsi terbiye etmek için de nafile oruçlara devam etmek gerekir. Resûlullâh (s.a.v.)’in b…
 
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivâyetle Resûlullâh (s.a.v.) Allâhü Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söyledi: “İkindiden ve sabahtan sonra beni bir vakit zikret, bu iki vakit arasında ben sana yeterim.” (Ahmed) Bir rivayette: “Allâh (c.c.)’u zikretmeye devam et. O senin isteklerinin yerine gelmesine yardım eder” buyurulmuştur. Bir başka hadiste Resûlullâh (s.a.…
 
Kur’ân-ı Kerîm’de zekâtın verilebileceği kimseler yani zekât alması caiz olan kimseler sekiz sınıf olarak zikredilmiştir. “Sadakalar (zekâtlar), Allâh (c.c.)’dan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allâh (c.c.) yolunda cihad ede…
 
Semânın ve yıldızların ilk aslının duman olduğu bilim ve teknik vasıtalarının ilerlemesine kadar bilinmiyordu. Ancak bu, kabul edilen bir gerçektir. Bu gerçeği ise hiç kimsenin bilmediği bir zamanda Cenâb-ı Hâkk Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle bildiriyordu: “Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi ve yeryüzüne isteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin de…
 
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Onlar (hâlâ ne bekliyorlar?) kendilerine ölüm (veyâ azâb) meleklerinin inmesini mi, veya Râbbinin, yâhûd Râbbinîn bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Râbbinin bazı âyetleri geldiği gün, evvelce îmân etmemiş veyâ îmânında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imânı aslâ fayda vermez. De ki (Yâ Muhammed!): “(İs…
 
Hicri ilk asırda hadîsler, yazılmaktan daha çok sözlü olarak ve ezberden rivâyet ediliyordu. Daha sonra çıkan fitne ve kargaşalıklarda bazı siyasi grupların kendi lehlerine hadîs uydurmaları, Asr-ı Saadet’in giderek daha çok geride kalması gibi sebepler, Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’in öğrencileri olan Tâbiîn hazeratının ve onlardan sonraki muhaddislerin…
 
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin en güçlü şekilde uygulandığı ülkeler olan İzlanda, Finlandiya, Norveç ve İsveç’te yapılan araştırmada, bu ülkelerin incelendiği alanlardan birisi intihar oranlarıdır. Bu ülkelerde intihar kaynaklı ölümlerin sayısı oldukça yüksektir. Özellikle kadınlarda ve gençlerde intihar oranlarının çok yüksek olduğu görülmektedir.…
 
1. Makâmınız ve mevkiniz ne olursa olsun, size “siz” diye hitap edene “sen” demeyin. 2. Ödünç aldığınız parayı, parayı veren kişi hatırlamadan önce iade edin. 3. Hiç kimseye “ah, yani henüz evli değil misin” “çocuğun yok mu” “neden bir ev almadın” ve ya “neden bir araba almıyorsun” gibi garip sorular sormayın. Bunlar sizin sorununuz değildir. 4. Ar…
 
Mohaç Meydan muharebesinde, Macar ordusunu arkadan çevirerek onu tamamen mahv eden Semendire sancak beyi Gazi Bâli bey, kendinde mevcud olan ve sancak beylerinin alâmeti bulunan iki tuğ’un üçe çıkarılmasını rica ederek, pâdişâhtan bir tuğ daha istemiştir. Kânunî, Gazi Bâli beye şu cevâbı vermiştir: “Yadigârım ve Muhterem Lalam Gazi Bâli Bey! Berhud…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden birinde de, Allâh (c.c.)’un bazı kimselere bağışladığı mal, şöhret, ilim gibi şeyleri görüp kıskanmamamız, Allâh (c.c.)’un onlara verdiği dünya ve âhiret nimetlerinin bu kimselerin elinden çıkmasını temenni etmememiz buyurulmaktadır. Şeyhayn ve diğerlerinin rivayet ettikleri bir hadiste şöyle buyuruluyo…
 
SORU: “Allâh göktedir.” veya “Arşın üstündedir” diyerek Allâh (c.c.)’a mekân isnâd etmenin hükmü nedir? CEVAP: Allâh (c.c.)’a mekân isnâd etmek doğrudan doğruya küfürdür. İmâm-ı A’zam Ebû Hanife (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Mü’minin; Allâhü Teâlâ’ya mekân, gelmek, gitmek ve mahlûkların sıfatlarından herhangi bir sıfatı isnâd etmemesi lâzımdır. Kul; C…
 
Hem dünyayı sevip hem Allâh (c.c.)’dan korkan kimselere bir süre için azâb çektirilir, kalblerinde birikmiş olan dünya sevgisini unuturlar, kalblerine Allâh (c.c.) sevgisi tekrar yerleşmeye başlar. Bu, bir sarayı diğerinden, bir şehri başka şehirden, bir kadını başka bir kadından daha çok seven bir kimseye benzer. Böyle birisi çok sevdiğinden ayırı…
 
Bilâl-i Habeşî (r.a.) buyurur: Âlemlerin efendisi (s.a.v.) dünyâdan sefer edince, aydınlık âlem gözümüze karanlık oldu. Bir gün mü’minlerin annesi Âişe-i Sıddîka (r.anhâ)’nın hücresinin kapısına gittim. Hz. Âişe (r.anhâ)’nın ağlamasını işittim: “Âh Muhammed, âh Ahmed!” diyordu. Kapıyı çaldım. “Ayrılığın yaktığı kalbi yaralının kapısını çalan kimdir…
 
Yolcular hakkında birtakım kolaylıklar ve ruhsatlar gösterilmiştir. Şu uygulamalar bu kolaylıklardandır: Ramazân ayında yolculuk hâlinde bulunan kimse için, orucu sonraya bırakmak mübâhtır. Misafirler (yolcular) için mestler üzerine mesh üç gün üç gecedir. Misafir dört rekatlı farz namazlarını iki rekat olarak kılar. Biz Hanefî’lerce, misâfirin böy…
 
Hz. Câbir (r.a.)’den Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivâyet olunur: “Üç kimse vardır ki, Allâh (c.c.) onların namazını kabul etmez: 1. Kaçak köle ki, sahiplerine dönüp elini onların ellerine koyana dek. 2. Kocasının kızdığı kadın ki, beyi ondan razı olana kadar. 3. Sarhoş ki, ayılana kadar.” Hasan Basrî (r.a.)’den rivâyetle, Resûlullâh (s.a…
 
Fazîletli işlere, nafile ibâdetlere -meselâ kuşluk namazına- ehemmiyet vermeye gayret etmelidir. Kuşluk namazı, önemli ve fazîletli ibadetlerdendir. Asgarî 2, azamî 8 rekât edâ edilir. En muteber vakti gündüzün ilk dörtte birlik zamanıdır. Akşam namazından sonra 6 rekât nafile namaz kılmaya gayret etmelidir. Bazı âlimler bu 6 rekâta akşam namazının…
 
Ümmü Sinân el-Eslemiyye (r.anhâ) anlatıyor: “Hz. Âişe (r.anhâ)’nın evinde, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in önüne serilmiş bir yaygı gördüm. Üzeri Müslümân kadınların bu gazve için hediye etmiş oldukları eşyalarla doluydu. Bunlar arasında fildişinden ve altından yapılmış bilezikler, halhallar, küpeler ve yüzükler görülüyordu. Hâlbuki halk o sıralarda büyü…
 
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: “Kim, namazın ilk tekbirini imâmla beraber alarak 40 gün boyunca namazlarını cemaatle kılarsa, Allâh (c.c.) o kimse için iki berât yazar. Birisi nifâktan (münafıklıktan) uzak olma berâtı, diğeri de cehennemden kurtulma berâtı.” Cemaati asla terk etmemelidir. Özellikle sabah namazını cemaatle kılmaya gayret et…
 
1514’de Yavuz Sultan Selim Hân’ın Şiî Şah İsmail’i Çaldıran’da mağlub etmesiyle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Sünnî halk harekete geçmişti. Bölgedeki Kürt Beyleri de bir araya gelerek, Osmanlı Hakimiyetine girmek gerektiğine karar verip, aşağıdaki nâmeyi imzalamışlar ve Molla İdris’i de elçi olarak Yavuz Sultan Selim Hân’a göndermişlerdi: “Can-ü …
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, şer’î bir mecburiyet olmadan kimsenin gizli yönünü koğuculuk (laf, söz taşımak) yapmak suretiyle açığa vurmamamız hakkındadır. Ancak şer’î bir zorunluluk belirirse o takdirde koğuculuk caiz olur. Meselâ, bir zâlimin haksız yere bir kimsenin malını elinden almak yahut hapse tıkmak ve benzeri cez…
 
nsanlara yol gösteren kişinin; birisine, kendisini ilgilendirmeyen şeyler hakkında susmasını emretmesi halinde, eğer bizzât kendisi de lüzumsuz şeyler hakkında sükût eden biri ise, o zaman o kişiye uyulur. O kişi sana dünya karşısında zahidâne bir hayat yaşamanı öğütler ve bizzât kendisi de aynı şekilde yaşarsa o zaman fetvâsı doğru olacaktır. Yok …
 
Azim ve çalışkanlık, çocukluklarından beri Muhterem Ömer Öztürk’ün öne çıkan vasıfları olmuş, bu sayede yöneldikleri her işte -biiznillâh- muvâffak olmuşlardır. Birkaç saatlik uyku ile günlerini geçirmekte; Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)’den birinin meseleleri, bundan kaynaklanan üzüntü ve bedenlerindeki hastalıklar sebebiyle çoğu zaman bu birkaç saatli…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login