SABRIN ÇEŞİTLERİ VE ÖNEMİ - 23 AĞUSTOS 2021 MEVLANA TAKVİMİ

2:51
 
Paylaş
 

Manage episode 300530973 series 2542707
Mevlana Takvimi tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

SABRIN ÇEŞİTLERİ VE ÖNEMİ

Sabır zamanın getirdiği musibetlerden can sıkıcı bir musibete karşı olursa bu, kalb genişliği diye isimlendirilir. Ki gönül darlığı, pişmanlık ve sıkıntı bunun karşıtıdır. Eğer sabır bir sözü gizleme hususunda olursa, bu kitmânu nefs diye adlandırılır; bu kimseye de ketûm denilir. Eğer sabır, malın azlığına karşılık oluyorsa, kanaat diye isimlendirilir ki bunun zıddı açgözlülüktür.

Allâhü Te‘âlâ bütün bu kısımları bir araya getirerek hepsine birden sabır adını vermiş ve şöyle buyurmuştur: “… darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve müttakilerin ta kendileri bunlardır.” (Bakara s. 177)

Kaffâl (r.âleyh), “Sabır, insanın kötülüğün elemini hissetmemesi ve bunu çirkin görmemesi şeklinde değildir. Çünkü bu, imkânsızdır. Sabır, ancak nefsi, feryâd-ü figânı ortaya koymamaya hamletmektir. Kişi hüznünü içine atıp, kendisini, onun emârelerini dışarı vurmaktan alıkoyunca, her ne kadar o kimsenin gözünde yaş belirip rengi değişse de, bu kimse sabretmiş olur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.): “Sabır, ilk çarpma esnasındadır.” (Buhârî) buyurmuştur.” Bu böyledir, çünkü başlangıçta kişiden, kendisi sebebiyle sabredenlerden sayılamayacağı bir hal zuhur edip, sonra da sabrederse, bu teselli olmak diye isimlendirilir ki bu da mutlaka yapılması gereken bir husustur. Çünkü Hasan el-Basrî (r.a.), “İnsanlara, devamlı feryâdü figan etmekle mükellef kılınmış olsalardı, buna güç yetiremezlerdi.” demiştir. Allâh (c.c.) en iyi bilendir.

(Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.4, s.87-88)

PRATİK FIKHÎ BİLGİLER

SUAL: Abdest aldıktan sonra giyilen meste ayrıca mesh etmek gerekir mi?

CEVAP: Hanefi mezhebine göre; mestler, ayaklar yıkandıktan sonra abdestli iken giyildiğinde, tekrar abdest alınıncaya kadar üzerilerine mesh etmek gerekmez. Ancak abdesti bozulan kişi, yeni bir abdest alacağı zaman mest üzerine mesh yapar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, c.1, s.90-91)

747 bölüm