RESÛLULLÂH (S.A.V.)’İN TEBESSÜMÜ VE AĞLAMALARI - 10 ARALIK 2020 MEVLANA TAKVİMİ

2:36
 
Paylaş
 

Manage episode 279717145 series 2542707
Mevlana Takvimi tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Resûlullâh (s.a.v.)’in gülmesi hakkında Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle buyurmuştur: “Ben, Resûlullah (s.a.v.)’in tamamen güldüğünü görmedim, hep gülümserdi.” (Buhârî) Bazı hadis-i şeriflerde, Resûlullah (s.a.v.) güldü denmesi bu görüşe aykırı değildir. Çünkü Hz. Âişe (r.anhâ) gördüğünü söylemiştir. İbn-i Ebi Hâle (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Resûlullâh (s.a.v.)‘in en büyük gülüşü gülümseme idi ve o anda mübarek dişleri habbül-ğamâm gibi görünürdü.” Habbü’l-ğamâm, buluttan tane tane düşen parlak damlalardır. Mübarek dişlerini ona benzetmiştir.

İbn-i Hacer (rh.a.) diyor ki, hadis-i şeriflerin tümünde belirdiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) birçok hallerde gülmez, sadece tebessüm ederdi. Mekruh olan da çok gülmektir. Çünkü çok gülmek ağır başlılığı giderir.

İbn-i Battal (rh.a.) diyor ki, Mü’min’e yakışan Resûlullâh (s.a.v.)’in yaptıklarına uymaktır, yani gülünecek birçok hallerde gülümsemek ve gülünecek acâip olaylar karşısında da fazla gülmemek lâzımdır. Resûlullâh (s.a.v.): “Çok gülmeyin çünkü çok gülmek kalbi öldürür.” (Buhârî) buyurmuştur. Yine Ebû Hüreyre (r.a.) buyurmuştur ki, Resûlullâh (s.a.v.) güldüğü zaman nuru duvarlara ışık verirdi ve Cebrail (a.s.) ile görüştüğü zaman, o hal üzerinden gidinceye kadar gülümsemezdi.

Hutbe okuduğu veya kıyametten bahsettiği zaman öfkesi artınca sesini de fazla çıkarırdı. Resûlullâh (s.a.v.)’in ağlamaları da gülmeleri gibi orta halli idi. Ne kahkaha ile güler ne bağırarak ağlardı. Fakat ağlarken mübarek gözlerinden yaş akardı ve mübarek göğsünün coşuş şekli işitiliyordu. Bu ağlayışı, ya bir ölüye merhametinden veya ümmetine karşı duyduğu korkudan meydana geliyordu. Bazen de bu ağlayışı Cenâb-ı Hakk’tan korktuğu veya okunan Kur’ân-ı Kerîm’i işittiği yahut namaz kıldığı zamanlar da oluyordu.

(İmâm Kastalâni, Mevahib-ü Ledünniye, 304-305.s.)

511 bölüm