RESÛLULLÂH (S.A.V.)’İN FESÂHAT VE BELÂGATI - 9 EKİM 2020 MEVLANA TAKVİMİ

2:41
 
Paylaş
 

Manage episode 274061097 series 2542707
Mevlana Takvimi tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Resûlullâh (s.a.v.)’in mübarek dilinin fesahati (açık ve anlamlı konuşma) hakkında şöyle buyrulmuştur: “Cenâb-ı Hakk’ın yaratıklarında ondan daha açık anlamlı, ard arda ve tatlı konuşan bir kimse yoktu. Şerefli konuşması gönülleri alırdı, ruhları kendine çekerdi. Onun dilinin fesahati öyle bir derecede idi ki, gayesine akıl ermezdi. Nasıl böyle olmasın ki, şerefli dili Cenâb-ı Hakk’ın kılıçlarından bir kılıçtı. Allah (c.c.)’un dileği onunla bildirildi. Bütün ilâhî emir ve yasaklar onunla açıklanır, farzlar ve sünnetler, gerçekler onunla aydınlanır açıklığa kavuşurdu. Doğru, gerçek ve âhiretle mutluluğa kavuşturacak yolu onunla belirlenmiş ve aydınlanmıştır.

Konuşması o kadar açık, anlamlı ve güzeldi ki, söz söylediği zaman kelimeleri inci gibi dizilirdi ve teker teker sayılabilecek kadar açıktı. Hz. Âişe (r.ânhâ) diyor ki; Hz. Peygamber (s.a.v.) sözlerini sizin gibi dizmezdi. O öyle söz söylerdi ki, saymak isteyen sayabilirdi. Bazı kelimeleri iyice anlaşılsın diye üç kere tekrarlardı ve “Ben Arapların en açık ve anlamlı konuşanıyım.” buyururdu. Ve “Cennet ehli onun diliyle konuşurlar.” derdi.

Ebu Nuaym şöyle buyuruyor: Bir gün Hz. Ömer (r.a.): “Ya Resûlullâh (s.a.v.) sen çıkıp bir yere gitmedin, aramızda büyüdün fakat hepimizden fasih, beliğ (açık, anlamlı) konuşuyorsun. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Ya Ömer, Hz. İsmail (a.s.)’in konuştuğu lisan kaybolup gitmişti, Cebrail (a.s.) bana getirip ezberletti.” buyurdu.

Kısaca fesahat ve belagatta benzeri yoktu. Resûlullâh (s.a.v.)’in sözleri az mânâsı çok olan konuşmalarından bazısı şunlardır: “Kişi sevdiği kimse iledir.” (Buhâri, Müslim) Yani salih (iyi) kimseleri seven onlarla, kötü insanları seven de onlarla haşr olur demektir.

(İmâm Kastalâni, Mevâhibü’l-Ledünniye, 292-294.s.)

386 bölüm