NAMÂZI TERK EDENİN İSLÂM’DAN BİR PAYI YOKTUR - 15 EYLÜL 2020 MEVLANA TAKVİMİ

2:15
 
Paylaş
 

Manage episode 272134346 series 2542707
Mevlana Takvimi tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Hz. Ömer (r.a.) ömrünün son zamanlarında ölümüne sebep olacak şekilde hançerlenmişti. Yarasından devamlı kan akıyordu. Çoğu zaman baygınlık geçiriyordu. Ama bu halde iken bile namâz için kendine getirilir, namâzını kılar ve şöyle buyururdu: “Namâzı terk edenin İslâm’dan bir payı yoktur.” Hz. Osman (r.a.) bütün geceyi uyanık geçirir ve bir rekâtta bütün Kur’ân-ı Kerim’i hatmederdi. Hz. Ali (r.a.)’in âdeti ise namâz vakti gelince vücudunda titreme başlar ve yüzü sararırdı. Biri bunun sebebini sorunca: “Allâhü Te’âlâ göklere, yerlere ve dağlara emaneti indirince onlar onu taşımaktan aciz kaldılar. O emaneti ben üzerime aldım, şimdi o emaneti edâ etmenin vâkti gelmiştir.” derdi.

Biri, Halef bin Eyyüb (rh.a.)’e “Namâzda iken sizi sinekler rahatsız etmiyor mu?” deyince, O: “Suçlular hükümetin kırbaçlarını yedikleri halde hareket etmiyorlar, bir de “Bana şu kadar kırbaç vuruldu da hiç kıpırdamadım.” diye gururlanıyor, kendi sabır ve tahammülleriyle övünüyorlar. Ben ise kendi Rabbimin huzurunda bir sinek yüzünden hareket mi edeyim?” dedi.

Hâtemi Esâm (rh.a)’e biri namâzdaki halini sorunca şöyle dedi: “Namâz vâkti gelince abdest aldıktan sonra vücudumun bütün azaları sakinleşsin diye namâz kılacağım yere otururum, sonra namâz için ayağa kalkarım. Beytullah’ı gözümün önünde kabul ederim, sırat köprüsünü ayaklarımın altında, Cennet’i sağımda, Cehennem’i solumda ve ölüm meleğinin arkamda durduğunu hayal eder ve “Bu benim son namâzımdır.” diye düşünürüm. Sonra tam bir huşu ve huzû ile namâzı kılarım ve “Kim bilir kabul oldu mu olmadı mı?” diye ümit ve korku arasında kalırım.”

(Muhammed Zekeriyya Kandehlevi,

Amellerin Fazîletleri, 56.s.)

396 bölüm