NAMÂZ CENÂB-I HAKK’IN BİZLERE LÜTFÛDUR - 28 EYLÜL 2020 MEVLANA TAKVİMİ

2:25
 
Paylaş
 

Manage episode 273129340 series 2542707
Mevlana Takvimi tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Ebû Ümâme (r.a.)’den Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir kimse güzel bir şekilde abdest alır, ellerini ve yüzünü yıkar, başını ve kulaklarını mesh eder ve ayaklarını yıkar, sonra farz olan bir namâzı kılarsa, Allâh (c.c.) o gün ayaklarıyla yürüyerek, elleriyle, tutarak, kulaklarıyla işiterek, gözleriyle bakarak ve kalbinden geçirerek yapmış olduğu günâhların hepsini bağışlar.” Ümâme (r.a.): “Vallahi ben bu sözü Resûlullâh (s.a.v.)’den defalarca işittim” dedi. (Ahmed b. Hanbel)

Bizler devamlı günâh işliyoruz, Allâh (c.c.)’a isyân ediyoruz, emirlerinden yüz çeviriyoruz, emirleri yerine getirmekte eksiklik yapıyoruz. Bunların karşılığında adaletli ve kudret sahibi olan Allâh (c.c.) katında cezalandırılıp, yaptıklarımızın karşılığını görmemiz gerekirdi. Keremine canımız feda olsun. Mevlâmız kendine yapılan isyânın ve emirlerini çiğnemenin telafisi için bize bir yol göstermiştir. Eğer biz bundan faydalanmıyorsak, bu bizim anlayışsızlığımızdandır. Allâhü Te’âla’nın râhmeti ve lütfu kullara ulaşmak için bahaneler aramaktadır. Bir hadiste “Bir kimse yatarken Teheccüd namâzına kalkmaya niyet eder de uyanamazsa, o namâzı kılmış gibi sevâp alır. Uykusu da kendisine bedavadan kâr kalır” buyurulmuştur. Allâh (c.c.)’ın bağış ve lütfunun sınırı var mı ki? O kerim olan zât, bol bol verirken almamak ne kadar acı bir nasipsizlik ve ne korkunç bir zarardır.

Hz. İbn-i Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımlarından birinin vefat haberini duyunca secdeye kapandı. Biri ona niçin secde yaptığını sorunca buyurdu ki: “Resûlullâh (s.a.v.): “Başınıza bir felaket gelince secde yapınız” yani namazla meşgul olunuz, buyurmuştur. Mü’minlerin annesinin vefatından daha büyük hangi felaket olabilir ki?”

(Muhammed Zekeriyya Kandehlevi, Âmellerin Fazîleti, 266-271.s.)

396 bölüm