KALBİN VAZİFESİ - 21 EKİM 2021 MEVLANA TAKVİMİ

2:34
 
Paylaş
 

Manage episode 305210506 series 2542707
Mevlana Takvimi tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Îmân ve tevbeden sonra kalbin vazifesi Allâh (c.c.) için amellerinde ihlâslı olmak, şüphe ânında hüsn-i zânn beslemek, Allâh (c.c.)’a güvenmek, azâbından korkmak, fazlını ümit etmek ve takvâ üzere olmaktır. Kalbin mânâsı hakkında birçok haber rivâyet edilmiştir. Bunlardan birinde Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Mü’minler içerisinde öyle kimseler vardır ki, kalbim kendileri için yumuşar.” Yine Resûlullâh (s.a.v.): “Hâkk, nûr üzerinde olduğu hâlde gelir. Öyleyse kalplerin sırlarına dikkat ediniz” buyuruyor. İbn Mes’ûd (r.a.) şöyle demektedir: “Kalplerin bir istekli ve bahtlı (ikbâl) hâlleri; bir de gevşek’ (fetret) ve bahtsız (idbâr) hâlleri vardır. Arzûlu ve bahtlı ânında ondan yararlanın; bezgin ve bahtsız ânında ise onu bırakın.” Abdullah İbnu’l-Mübârek (r.âleyh) diyor ki: “Kalp ayna gibidir; uzun süre elde durursa pas

lanır. Hayvan gibidir; ondan gâfil olursan sapıtır.” Hükemâdan biri de şöyle söylemiştir: “Kalp, altı kapılı bir ev gibidir. Sâhibine denir ki, “Sakın bu kapılardan bir şey girip de evini senin ifsâdına sebep kılmasın.” Kalp, işte o evdir. Kapıları da gözler, dil, kulaklar, zihin, eller ve ayaklardır. Ne zaman bu kapılardan biri bilgisizce açılırsa, ev zâyi olur.” Ellerin ve ayakların vazifesi; onları mahzûrlu olana uzatmamak ve haktan alıkoymamaktır. Mesrûk b. Ecdâd (r.âleyh) der ki: “Kul hiçbir adım atmaz ki, kendisine bir sevâb ya da günâh yazılmış olmasın.” Avn b. Abdullah (r.âleyh) şöyle demiştir: “Allâh (c.c.)’un hidâyeti pek çoktur. Onu ancak görmesini bilen görür. Onunla ancak pek az kimse amel eder. Görmüyor musun? Gökyüzündeki yıldızları basiret sahibleri görür ve onlarla sadece âlimler yollarını bulur.” (Haris el-Muhasibî, Ahlâk ve Arınma)

796 bölüm