Karun gibi zengin olmak ister miydin? / 24.11.2020 / Kerem Önder

50:42
 
Paylaş
 

Manage episode 312376586 series 3233853
Kerem Önder tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْۖ

وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَٓا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُٓوأُ بِالْعُصْبَةِ اُو۬لِي الْقُوَّةِۗ

اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِح۪ينَ

“Kârûn, Mûsâ’nın kavmindendi. O, gücüne dayanarak onlara haksızlık etmekteydi.

Biz ona öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını güçlü kuvvetli bir ekip bile zor taşırdı.

Halkı ona şöyle demişti: "Sakın şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.” (Kasas 76)

Tefsirlerde Karun, Hz. Mûsâ’nın amcasının oğlu ve Firavun’un yüksek seviyede bir görevlisi olarak tanıtılmakta, İsrâiloğulları’na karşı zalimlik ve taşkınlık ettiği rivayet edilmektedir. Hz. Mûsâ’ya önce iman etmiş, fakat daha sonra hırsı ve kıskançlığı yüzünden ona karşı çıkmıştır. Rivayete göre İsrâiloğulları içinde dinî mâlûmatı en geniş olan kimseydi. İlmi ve servetiyle övünür, soydaşlarına karşı büyüklük taslardı. Ne var ki inançsızlığı, kibir ve gururu yüzünden helâk olup gitmiştir (Taberî, XX, 105-106; Şevkânî, IV, 179; İbn Âşûr, XX, 175; Karun’un topluma karşı baskıcı tutumu hakkında ayrıca bk. Ankebût 29/39-40) “Ekip” diye çevirdiğimiz usbe kelimesi, on yahut daha çok (kırka kadar) kişiden oluşan, birbirine sıkı sıkıya bağlı güçlü bir cemaat” anlamına gelmektedir (İbn Âşûr, XII, 222)

“İbn Abbas'dan Karun'un Hazret-i Musa (aleyhisselâm)'nın, halaoğlu olduğu şeklinde rivayet de gelmiştir.

Karun'a, yakışıklılığından ötürü "münevver" denediği de rivayet edilmiştir ki o, İsrailoğulları içinde Tevrat'ı en çok okuyanlardandı. Fakat tıpkı Sâmirî gibi münafık idi.

Ebu Omâme el-Râhilî, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in,

"O, Hazret-i Musa'nın ilahî kelamı dinlemek içın seçtiği yetmiş kişiden biri idi" dediğini rivayet etmiştir.

Onun, "Şımarma; çünkü Allah şımaranları sevmez" ifadesi. Bundan murad, şımarma ve dünyaya tutunmadan dolayı, kendisine, onu ahiretten kesin olarak gafil kılacak olan bir halin arız olmamasını (istemedir).

Bazıları da şöyle demiştir: "Dünya ile ancak, ona razı olup da onda güven ve itminan bulan kimse şımarır. Ama, kendisinin pek yakında dünyadan ayrılacağını bilen kimse ise, onunla şımarmaz. Mütenebbî'nin söylediği şu söz ne güzeldir: "Kederlerin en şiddetlisi, bana göre, az sonra değişip gideceğini, sahibinin kesin olarak bildiği bir sürur ve neşe içinde bulunmadır."

Bunu söyleyenin, Hazret-i Musa (aleyhisselâm) olduğu söylendiği gibi, bazıları da kavminin iman edenleri olduğunu söylemişlerdir. Hangisi olursa olsun; doğrusu, bu öğütte öyle bir muhteva vardır ki, şayet kabul etseydi daha fazlasına hiçbir ihtiyaç kalmazdı. Ama Karun, kabul etmekten kaçındı, hatta buna mukabil, nimetin nankörlüğünü artırarak, "Bu bana ancak, bende olan ilim sayesinde verildi" dedi. Bu hususta birkaç izah şekli bulunur:

Katade, Mukatil ve Kelbi şöyle demiştir: "Karun, İsrailoğullarının, Tevrat'ı en iyi okuyanı idi. Bundan dolayı da "Bu bana ancak, ilmimin üstünlüğünden ve bunu hak etmemden dolayı verildi" dedi.

387 bölüm