Gizli fısıldaşmalar? / Kerem Önder

53:57
 
Paylaş
 

Manage episode 328442809 series 3233853
Kerem Önder tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Gizli fısıldaşmalar? / Kerem Önder

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوٰىؕ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّـذٖٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

“Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın.

İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.” (Mücadele 9)

اِنَّمَا النَّجْوٰى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَلَيْسَ بِضَٓارِّهِمْ شَيْـٔاً اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِؕ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

“O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır.

Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, mü’minlere hiçbir zarar verebilecek değildir.

Öyle ise mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”(Mücadele 10)

“Bil ki, buradaki, "Ey iman edenler" hitabının muhatabının kim olduğu hususunda iki görüş vardır. Çünkü, bundan önce geçen, "Men edildikleri o şeye dönmekte olanları görmedin m/?" (Mücadele, 8) ayetini Yahudilere hamledersek, bu hitabı da, "Ey dilleriyle iman edenler." anlamında olmak üzere, münafıklara hamlederiz. Eğer o ayeti, Yahudi-Münafık bütün kâfirlere hamledersek, bu hitabı da mü´minlere hamlederiz. Bu böyledir, çünkü Allah Teâlâ, yahudi ve münafıkları, günah, düşmanlık ve peygambere isyan konusunda fısıldaştıkları için kınayınca, Hz. Peygamber (s.a.s)´in mü´min olan ashabını, onların yollarının benzeri bir yola girmekten nehyetmeyi, bunun peşinden getirdi ve "Günahı, yani, onlara has olan çirkin şeyleri, düşmanlığı, yani başkasına zulmetmeye götüren

şeyleri ve peygambere isyanı, yani ona muhalif olan şeyi fısıldaşmayın.." buyurdu. Ve mü´minlere, "İyiliği, yani düşmanlığın zıddı olan şeyi ve takvayı, yani taatleri yapıp masiyetleri terketmek gibi, insanı günahtan koruyan şeyi fısıldasın..." diye emretti. Bil ki, bir topluluk, ne zaman bu özellikte olan şeyi fısıldaşırsa, o onların kötülükteki fısıldanmaları azalır. Çünkü, İmanı böyle bir şeye sevkeden şey, onu bunu açıkça söylemeye de sevkeder. Bunun anlamı, "Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak, bir sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı

yahutta insanların arasını düzeltmeyi emredenlerin (fısıldaşması) müstesna"(Nisa) ayetine yakındır.

Yine, insanın bu fısıldaşmadaki metodu ve gayesi bilinirse, hiç kimse onun fısıldaşmasından eziyyet duymaz. Daha sonra Cenâb-ı Hak, "Ancak, kendisi huzurunda toplanacağınız Allah´tan ittikâ edin..." buyurmuştur. Bu, "Allah´ın sizi hesaba çekeceği ve karşılıkları vereceği yerde toplanacaksınız..." demektir. Yoksa, Allah için mekân söz konusu değildir.

Necvâ kelimesinin başındaki eliflâm´ın istiğrak - şümul, kapsamlılık için olması mümkün değildir. Çünkü, Allah´tan ve Allah için olanları vardır. Aksine, buradaki en-Necvâ´dan murat, daha önce geçmiş olan muayyen bir fısıldaşmadır. O da, günah ve günah hususunda ftsıldaşmadır. Buna göre ayetin anlamı, "Şeytan, onları, mü´minlerin üzüntüsüne yol açacak olan böyle bir fısıldaşmaya yönelmeye sevkeder. Çünkü, mü´minler, onların fısıidaştıklarını gördükleri zaman, "Biz bu münafıkları ancak, onlara, savaşa çıkmış olan akraba ve kardeşlerimizin öldürüp hezimete uğratıldıklarına dair bir haber ulaştığında böyle görürüz..." diyorlar, onların akıllarına bu geliyor ve bundan dolayı üzülüyorlardı.

.......

384 bölüm