Bizim ellerimizle rezil olsunlar! / Kerem Önder

1:00:14
 
Paylaş
 

Manage episode 334252845 series 3233853
Kerem Önder tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

Bizim ellerimizle rezil olsunlar! / Kerem Önder

. قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ بِاَيْد۪يكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِن۪ينَۙ “Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın.” (Tevbe 14) . وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْۜ وَيَتُوبُ اللّٰهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ “Ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Tevbe 15 “Birinci bahis: Yapılan bu iş meşru olduğu halde Allah, bunu "azab" diye ifade etmiştir. Çünkü Allah Teâlâ kâfirlere azab edecektir. Binâenaleyh O, isterse o azabı bu dünyada peşin olarak verir, isterse ahirete bırakır. Savaşın faydalarından İkincisi, Cenâb-ı Hakk´ın "Onlan rüsvay etsin" buyruğunun anlattığı husustur. Bu, "Allah onların başına öylesine bir zillet ve hakirlik verir ki, kendilerini mü´minlerin ellerinde kahrolmuş, zefîl ve rezil-rüsvay bulurlar" demektir. Üçüncü fayda, Hak Teâlâ´nın "Size, onlara karşı nusret versin" ayetinin ifade ettiği husustur. Bunun manası şudur: "Kahredilmeleri yüzünden, onların rezil ve rüsvay olmaları gerçekleşince, onlara karşı kahir ve üstün olmaları sebebi ile, müslümanlar için de yardım ve muzafferiyet meydana gelmiştir." Malumdur ki, düşmanından uzun bir süre eziyet çeken bir kimseye, Allah, o düşmanına karşı en güzel bir şekilde güç-kuvvet verince, onun bundan duyduğu şükür ve ferahlık çok büyük olur. Bu, onun kalbinin kuvvetlenmesine ve azminin artmasına bir sebep teşkil eder. Bir kimse şöyle diyebilir: "Cenâb-ı Hakk´ın, "Mü´minler zümresinin göğüslerini ferahlandırsın" ifadesi, Allah´ın gayzdan doğan eleme şifa verdiğini ifade eder. Binâenaleyh bu, gayzı gidermenin ta kendisidir. O halde ayetteki, ´Ve kalblerinden gayzı gidersin" tabiri, bir tekrardır." Buna şöyle cevap verilir: Allah Teâlâ, bu fethin (Mekke Fethi´nin) onlara nasib ve müyesser olacağını va´adetmişti. Bundan dolayı onlar, bunun ne zaman olacağını beklemekten ötürü bir sıkıntı içinde idiler. Nitekim, "İntizâr (beklemek), kırmızı ölümdür" denilir. İşte Cenâb-ı Allah, onların kalblerinde, bu beklemeden doğan zahmet ve sıkıntıyı gidermiş, ferahlık vermiştir. Ayet-i kerime, mucizeye delalet etmektedir. Çünkü Cenâb-ı Hak, bu hallerin meydana geleceğini (önceden) haber vermiştir. Bu haller de, ayetteki habere uygun olarak meydana gelmiştir. Böylece bu, gaybtan haber verme olmuştur. Gaybden haber verme ise bir mucizedir. Bu ayet-i kerime, sahabenin, Allah´ın ilminde (katında) hakiki bir iman ile mü´min olduklarına delâlet eder. Çünkü bu ayet, onların kalbterinin, dinden (İslam´dan) ötürü, gayz ve hamiyyet duygusu ile dopdolu olduğuna, İslam dininin yücelip yayılması için büyük bir arzu ve istek duyduklarına delâlet eder. Böyle haller ise ancak mü´minlerin kalblerinde bulunur. Bil ki Hak Teâlâ´nın, bunları böyle sıfatlarla vasfetmiş olması, onların merhametli ve şefkatli olmalarına mani değildir. Nitekim Cenâb-ı Hak onları, "Onlar müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı ise onurlu ve zorludur" (Mâide, 54) ve "Onlar, kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler" (Fetın, 29) ...

399 bölüm