Ahireti gören suçluların ilk sözleri? / 08.05.2021 / Kerem Önder

53:33
 
Paylaş
 

Manage episode 312376574 series 3233853
Kerem Önder tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.

وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُو رُؤُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ “Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen!” (Secde 12) “Allahü teâlâ, onların Rablerine döneceklerini belirtince, bu beyanıyla da dönüşte olacak şeyleri kısaca bildirmiştir. Bu, "Onların hallerini görüp, mahcubiyetlerini müşahede etmiş olsaydın... (çok hayreti mucip bir şey görmüş olurdun)" demektir. Ayetteki, "Rableri huzurunda" tabiri de bu mahcûbiyetin derecesini ve şiddetini anlatmak içindir. Çünkü kul, Rabbine karşı kötülükte bulunup, sonra onun huzuruna varıp durduğunda, son derece bir pişmanlığa düşmüş olur. Çünkü büyük mahcubiyet, sahibinin konuşmaya güç yetiremediği mahcubiyyettir. Bu, "Ya Rabbi, haşrı gördük, peygamberin sözlerini dinledik. Şimdi bizi, sâlih amelde bulunabilmemiz için, dünya yurduna geri gönder" demektir. Onların, sözleri ise, "Şu anda artık kesin iman ettik. Fakat fayda verecek olan, iman ile birlikte amel-i salihin olmasıdır. Ancak amel-i salih, insan mükellef tutulduğu zaman yapılır. Mükellef tutulma da dünyada olur. Binâenaleyh amel-i salihte bulunabilmemiz için dünyaya geri gönder" demek olup, onların bâtıl (yanlış) sözlerindendir. Çünkü, amel-i salih iman da ahirette yapılırsa makbul olmaz. Şöyle de diyebiliriz: Bundan murad, şirki kabul etmeyişleridir. Çünkü onlar, "Biz, müşrikler değildik" (Enam, 23) demişlerdir. Bundan dolayı onlar, "Başımıza gelenler, amel-i salihi yapmamış olmamız sebebiyledir. İmana gelince, biz dünyada iken kesin inanmıştık. Biz, müşrik değildik" demişlerdir. Razi "Ey Rasûlüm, sen, "Bizler yeryüzünde çürüyüp kaybolduktan sonra bizler mi yeniden diriltileceğiz?" diyen o suçluların, rablerinin huzurunda başlarını nasıl eğdiklerini ve Allah’a: "Rabbimiz, biz, dünyada yalanladığımız azabı gözümüzle gördük ve peygamberlerinin bize tebliğ ettiklerinin doğru olduklarını kulaklarımızla işittik. Sen bizi, tekrar dünyaya döndür de orada sana itaat ederek salih ameller işleyelim. Çünkü bizler, her şeyi kesin olarak öğrendik." diyerek yalvardıklarını bir görsen. Âyet-i kerimede, kâfirlerin, âhirette gerçekleri anlayınca, kendilerini savunacakları bir şey bulamayacakları, tekrar dünyaya döndürülmeyi istemekten başka bir çareleri olmayacağı beyan ediliyor." Taberi "Süfyan es-Sevrî dedi ki: Yüce Allah onların bu sözlerini yalanlayarak şöyle buyurmaktadır: "Eğer geri döndürülürlerse yine kendilerine yasaklanan şeylere geri dönerler." (En'âm, 6/28) "Gerçekten biz inandık" âyetinin şu anlama geldiği de söylenmiştir: İşte şimdi bizim bütün şüphe ve tereddütlerimiz ortadan kalkmıştır. Halbuki onlar dünyada iken de işitiyor ve görüyorlardı, fakat düşünmüyorlardı. Görmeyen ve işitmeyen kimse gibi idiler. Âhirette akılları başlarına gelip uyanacakları vakit ancak o zaman işitmiş ve görmüş gibi olacaklardır. Bir diğer açıklamaya göre: Rabbimiz gerçek delil Senin delillerindir. Biz Senin rasûllerini gördük, dünyada Senin hayret verici yaratıklarını da gördük. Onların söylediklerini de işittik. İleri sürecek hiçbir delilimiz yoktur. İşte bu onların bir itirafı olacaktır ve bunun akabinde de îman etsinler diye dünyaya geri döndürülmeyi isteyeceklerdir." Kurtubi

383 bölüm