Hiç durmadan iste! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

4:36
 
Paylaş
 

Manage episode 301331854 series 2825459
Hizmetten tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.
#mizan​ #hocaefendi​ #fethullahgulen​ Bu video 06/08/2017 tarihinde yayınlanan "SÜFYÂNİYET ÇAĞI, TOPLUMSAL CİNNET VE HUKUK MÜCADELESİ" isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz:https://herkul.org/bamteli/bamteli-su... Hiç durmadan iste!.. Öyle bir kapıdan istiyorsun ki, O (celle celâluhu), Kendisinden isteyenleri geriye boş döndürmüyor. Evet, Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor: يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ “Acele etmezse, (sizden) herkesin duasına icabet buyurulur.” “Acele” nasıl oluyor? يَقُولُ: دَعَوْتُ (دَعَوْتُ) فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي “Der ki: Yalvarıyorum, yalvarıyorum, bir türlü arzu ettiğim şeye nâil olamıyorum!” Menkıbe ya, o büyüklere ait; Hazreti Cüneyd-i Bağdâdî bir şey için tam altmış sene Cenâb-ı Hakk’a yalvardı. Tam altmış sene… “Altmış sene sonra verdi bana onu!” diyor. Ama o yalvarmalar, dua olarak -Allah kapısında, o kapının tokmağına dokunma şeklinde, (أَجِبْ (اِسْتَجِبْ “İcabet buyur Allah’ım!” şeklinde- onun defter-i hasenâtına kaydoldu. Öbür tarafta, o defter teşhir edilince bir meşher-i a’zamda, “Allah Allah! Ne kadar çok istemiş, hiç durmadan! Hiç ümitsizliğe kapılmamış, ye’se düşmemiş; ümitsizliği mâni-i her-kemal bilmiş, bataklık görmüş; uzağında durmuş ye’sin/ümitsizliğin.” Çünkü yeis, kâfir sıfatıdır. وَلاَ تَيْئَسُوا مِنْ رَوْحِ اللهِ إِنَّهُ لاَ يَيْئَسُ مِنْ رَوْحِ اللهِ إِلاَّ الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ “Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyin. Şurası bir gerçek ki, O’na inanmayan kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yûsuf, 12/87) Evet, ümitsizlik kâfir sıfatıdır ama bazen mü’minde de bulunabilir. Çünkü her mü’minin her sıfatı mü’min değildir, bazı sıfatları kâfir olabilir; bazı kâfirlerin, mü’min sıfatları bulunduğu gibi. Bunu da o çağın bülbülü/andelib-i zîşânı söylüyor. Duamız: اَللَّهُمَّ لُطْفًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ أَلْطَافِ مَنْ سِوَاكَ “Allah’ım! Ulu Dergâhından bizlere öyle bir lütufta bulun ki, Sen’den gayrı bütün mâsivâdan gelebilecek iyilik ve lütuflardan bizleri müstağni kılsın!” Falandan/filandan utûfet bekleme, lütuf bekleme!.. Farkına varmadan, peylenmiş olabilirsin. İnsan hiç farkına varmaz, satılmış olur, peylenmiş olur. Sonra bu defa onların borazanı haline gelir. Onlar ne derlerse, onu yapar. Ama bir insanın eli hep Hak kapısının tokmağında ise, o asla satılmaz. “Subhânallah!..” ile, “Elhamdülillah!..” ile, “Allahu Ekber!..” ile o tokmağa dokunuyorsa… Fakat hadis-i şerifte önce “Allahu Ekber” ifade ediliyor: اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا، وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا İşte o tokmak, o; o dil, bu. Bununla o kapıda olduğunu ifade edeceksin!.. O’nun kapısı, her yerde, herkese açık.. O (celle celâluhu), mekandan münezzeh.. ne cisim, ne araz, ne cevher, ne mütehayyiz.. ne yer, ne içer, ne zaman geçer. Cümlesinden berîdir Allah! “Ne cism ü ne arazdır, ne mütehayyiz ne cevherdir / Yemez, içmez, zaman geçmez, berîdir cümleden Allah. // Tebeddülden, tagayyürden dahi elvân ü eşkâlden / Muhakkak ol müberrâdır budur selbî sıfâtullah.” (Erzurumlu İ. Hakkı Hazretleri) Densizler, nâdanlar, vandallar, birilerinin direktifi ile bazı şeyleri çarpıtarak, -hâşâ- Zât-ı Ulûhiyete zaman, mekan, tahavvül, tebeddül, tagayyür isnad ediyor gibi gösterseler bile, o türlü şeylerin rüyasına dahi “Bin defa estağfirullah!” deriz; rüyasına bile bin defa estağfirullah!..

866 bölüm