Allah'ın (c.c) yardımı ne zaman ? | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

4:02
 
Paylaş
 

Manage episode 292358007 series 2825459
Hizmetten tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.
Bu video 19/08/2018 tarihinde yayınlanan "Allah'ın (c.c) yardımı ve sihirbaz cellat" isimli Bamtelinden alınmıştır. Tamamını buradan izleyebilirsiniz: http://herkul.org/bamteli/bamteli-all... Hizmet'e dair gelişmelerden haberdar olmak için https://hizmetten.com/ internet sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın. Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın: https://www.youtube.com/channel/UCVgC... “Sizden evvelkilerin başlarına gelenler başınıza gelmeden, Cennet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz?!.” مَسَّتْهُمُ الْبَأْسَاءُ وَالضَّرَّاءُ وَزُلْزِلُوا Değişik sıkıntılar, baskılar, tazyikler, tagallüpler, tahakkümler, tasallutlar, saldırmalar, hazımsızlıklar, yapılan şeyleri yıkmalar, tahripler, karşı çıkmalar, güzergâh emniyetini tehlikeye atmalar, pozitif bütün şeylere karşı ilân-ı harp etmeler… Bunlarla yüzleşmeden, karşı karşıya gelmeden, Cennet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz?!. وَزُلْزِلُوا “Sarsıldılar!” diyor; adeta fay kırılmalarına maruz kaldılar; kırılmaları kırılmalar takip etti. Fiil kipinin esprisi, muttasıl kırılmalara dikkati çekiyor. وَزُلْزِلُوا Sürekli… Meçhul fiil olduğundan dolayı da “Allah, sarstı, zelzele verdi, fayı kırdı!” demiyor, “Sarsıldılar!” diyor; fiil, nâib-i fâile nisbet ediliyor. Öyle bir sarsıldılar ki; حَتَّى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ Bırakın başkalarını, Peygamber ve hemen arkasındakiler, yani Bû-Bekr u Ömer u Osman u Ali, Talha vu Zübeyr u Sa’d u Saîd… Bunlar bile مَتَى نَصْرُ اللهِ dediler: “Yâ Rab! Nusretin ne zaman?!.” Oysaki onlar, öylesine “Tevekkül”, “Teslim”, “Tefviz” ve “Sika”ya kilitlenmişlerdi ki, her şeyi Allah’tan biliyor, Allah’a güveniyor ve Allah’a dayanıyorlardı. Bir gün Cenâb-ı Hakk’ın onlara yardım edeceğine inançları tamdı. Ama can gırtlağa gelmişti ve öyle sıkışmışlardı ki, onlar bile o Akrabü’l-mukarrabîn ile مَتَى نَصْرُ اللهِ “Allah’ın vaad ettiği yardım ne zaman yetişecek?!.” dediler. Sebepler bilkülliye sukût etmişti; kullanacak hiçbir sebep kalmamıştı. Şerirler, şirret kılıçlarını kullanıyor, salya atan dilleri ile onların üzerine gidiyor, her yerde onların aleyhinde havayı bozuyor ve zihinleri bulandırıyorlardı. Nöron kirletmesine kendilerini adamış/vakfetmişlerdi. Şimdilerde, devletin imkânları ile bugün bir yerde, ertesi gün başka bir yerde, daha ertesi gün daha başka bir yerde bir yalan ile, “Size bir hava meydanı!”, “Size bir liman!”, “Size bir yol!”, “Size bir saray!”, “Size bir restorasyon!” yalanları ile, iftiraları ile, kandırmaları ile yapıldığı gibi, bütün yolları kesiyorlardı. Hayır adına koşturan o insanları engellemek, tökezlemelerini sağlamak için -veya “tökezlemelerine sebebiyet vermek için” demek, kelimenin nüansı açısından daha doğru- ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı, maalesef. Dolayısıyla, bunlara maruz kalanlar مَتَى نَصْرُ اللهِ dediler. “Allah’ım! Yardımın ne zaman? Artık bittik!..” demekti bu, “Bittik!..” İşte o zaman, أَلاَ إِنَّ نَصْرَ اللهِ قَرِيبٌ “İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.” Başa gelenler öylesine zirve yaptığı zaman.. doruğa ulaştığı zaman.. iş gidip “gayretullah” çeperine dokunduğu zaman… İşte o zaman, أَلاَ إِنَّ نَصْرَ اللهِ قَرِيبٌ “Allah’ın nusreti yakındır!” Allah, yakın zamanda onlara nusret ediyor; size de nusret etsin inşâallahu teâlâ!

775 bölüm