Mevlana halka açık
[search 0]
Daha fazla

Download the App!

show episodes
 
(Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbı dört kısımdan meydâna gelmişdir.I. kısım; Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (İ’tikâdnâme) kitâbının tercemesidir. (Hadîs-i Cibrîl) adı verilen; islâmın beş şartını ve îmânın altı şartını anlatan bir hadîs-i şerîfin açıklamasıdır. Ayrıca Şerefüddîn Yahyâ Münîrinin iki mektûbu, Allahü teâlâ vardır, birdir, konuları vardır.II. kısım; (Müslimânlık ve Hıristiyanlık) kitâbıdır. Burada Peygamberler, kitâblar, dinler, (Yehûdîlik, hıristiyanlık ve islâmiyyet) hakk ...
 
Bu kitâb, derin âlim ve büyük velî Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin, “ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE Lİ-TAKVİYET-İ EHLİL-FÜTÜVVE” adlı kitâbının tercümesidir. Kitâbda, bir mukaddime, yedi bölüm, bir hâtime vardır:1) Mukaddime: Nebî ve mürsel kelimelerinin ma’nâlarını ve bunlara bağlı şeyleri açıklamakdadır.2) Birinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan evvel, Peygamberliğine delîl olan alâmetler hakkındadır.3) İkinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve se ...
 
Loading …
show series
 
Kur’ân-ı Kerîm’de Allâhü Te‘âlâ: “Kısasta sizin için hayât vardır” (Bakara s. 275) buyurmaktadır. Kısas, cana kıymak, organlardaki tahribâtlar ve yaralanmalarda, aynı eşitlik ve benzerlik olması şartıyla gerekenin yapılmasıdır. Bu Âyet’te kısâs hükümde büyük bir hayât olduğu belirtilmiştir. Çünkü İslâm’dan önce, bir kişi öldürüldüğü için kan dâvâsı…
 
“Ey insanlar! Sizi cennete yakınlaştıracak, cehennemden uzaklaştıracak hiçbir şey yoktur ki ben onu size emretmiş olmayayım ve sizi cehenneme yaklaştıracak, cennetten uzaklaştıracak hiçbir şey yoktur ki onu sizden nehyetmeyeyim. Rûhu’l-Emîn (Cebrâîl (a.s.), rızkıma tam olarak kavuşmadıkça nefsimin ölmeyeceğini kalbime soktu. Allâh (c.c.)’dan korkun…
 
Hep sen başkalarının cenazesinde bulunup, tabutlarını taşımazsın. Bir gün senin cenazende de hâzır olurlar, senin de tabutunu taşırlar. Cenaze namazının kılındığı saati düşün! Bağı, bahçeyi bırakıp, yüzünü kabristana çevirdiğin zamanı göz önüne getir. Seni kara toprağa ısmarladıkları günü düşün. Dostlarının, yakın akrabalarının, hiç ayrılmak isteme…
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de şudur: Âlimleri sevmeli, saymalı, onlara ikrâm etmeliyiz. Bütün hayatımız boyunca onlara hizmet etsek, bütün servetimizi onlara bağışlamış olsak da, yine kendimizde onları mükâfatlandıracak gücü bulamayız. Bir talebe hocası ile konuşurken hocasının büyüklüğüne, şanına yakışacak bir …
 
Türklerin İslâm dünyası ve medeniyeti üzerindeki büyük rolleri iki devirde gerçekleşmiştir. İlk devri teşkil eden 8-10. asırlarda Türkistan, geniş hudutları ile, İslâm medeniyetinin kuruluşunda, yetiştirdiği büyük alimleri ile, Irak, İran, Mısır ve Endülüs (İspanya) ülkeleri ile boy ölçüşecek bir kudret göstermiş; Türkler, Araplar kadar bu medeniye…
 
Rivâyete göre bir genç, ölmek üzere iken, Kelime-i Şehâdet getiremedi. Bunun üzerine, yanında bulunanlar Resûlullâh (s.a.v.)’e gelerek, durumu O (s.a.v.)’e haber verdiler. Resûlullâh (s.a.v.) de kalkıp, bu gencin yanına gelerek ona, Kelime-i Şehâdet’i telkin etmeye başladı. O genç hareket ediyor, sağa-sola dönüyor, ama bir türlü dilini kımıldatamıy…
 
İbn Zübeyr, Câbir (r.a.)’dan nâklen Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu anlattı: “Ey insanlar! Sizden herbiriniz rızkını tamamlamadan ölmeyecektir. Rızkınızın geç kalacağını sanmayınız. Allâh (c.c.)’a karşı takvâ sahibi olunuz. Rızık teminini helâl yoldan yapınız. Sizin için helâl olanı alınız. Allâh (c.c.)’ın haram ettiğini de bırakınız.” Bir…
 
Bağdat’ta yaşadığı ve orada öldüğü biliniyorsa da doğum tarihi kesin olarak belli değildir. el-Fihrist’te (s.330) anlaşılacağı üzere 320 (932) yılı civarında doğduğu söylenebilir. Kendisinin, babasının veya dedelerinden birinin nedim olmasından dolayı bu künyeyi aldığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Babası gibi İbnü’n-Nedîm de “verrâk…
 
Cuma günü, bir hafta boyunca işlediğimiz günâhlara tövbe etmeli, Resûlullâh (s.a.v.)’e çok salevât getirmeliyiz. Zühretü’r-riyâd’da Enes (r.a.)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Cuma günü bana yüz kere Salâvat-ı Şerîfe getiren kimsenin yüz hâcetini Allâhü Te‘âlâ yerine getirir. Okunan salevâtı kabrime getirmesi için bir melek tayîn eder. Hediyelerini…
 
“Sadaka belâyı def eder ve ömrü uzatır.” (Heysemi) Ecel değişmezken ömrün uzamasından maksat, ömrün bereketlenmesidir. Âhirete hayır ve hasenat için verilmiş bir sermaye olan insan ömrünün uzaması, bu sermaye ile daha çok kâr elde etmek manasınadır. Buna göre ömrün müddetinde bir değişme olmasa da, sadaka yoluyla mahsulünde bir artma olması ömrün u…
 
“Yalnız Kur’ân yeter” deyip duranlar asıl olarak Kur’ân-ı Kerîm’i tahrîf etmek için Sünnete karşı çıkıyorlar. Çünkü hevâlarına göre bir âyete mana vermeye kalksalar sünnet karşılarına dikiliyor ve o manayı vermelerine engel oluyor. O kişiye şeytan bu sefer Sünneti aşma fikrini aşılamaya çalışıyor. O da Sünneti inkâr yoluna gidiyor. Bu sebeptendir k…
 
1. Erken kalkmak 2. Gusletmek 3. Misvâk kullanmak 4. Güzel koku sürünmek 5. Giyilmesi mubah olan elbisenin en güzelini giymek 6. Allâh (c.c.)’un nimetlerine şükretmiş olmak için sevinçli ve neşeli görünmek ve yüzük takınmak 7. Ramazân bayramında camiye çıkmadan önce tatlı bir şey yemek 8. Yenilen şeyin kuru hurma olması efdaldir. 9. Yenilecek olanı…
 
1. Erken kalkmak 2. Gusletmek 3. Misvâk kullanmak 4. Güzel koku sürünmek 5. Giyilmesi mubah olan elbisenin en güzelini giymek 6. Allâh (c.c.)’un nimetlerine şükretmiş olmak için sevinçli ve neşeli görünmek ve yüzük takınmak 7. Ramazân bayramında camiye çıkmadan önce tatlı bir şey yemek 8. Yenilen şeyin kuru hurma olması efdaldir. 9. Yenilecek olanı…
 
Arefe Günü Namazı: Ebû Hureyre (r.a.)’dan Resûlullâh (s.a.v.): “Bir kimse Arefe günü öğle ile ikindi arasında dört rekât namaz kılsa, her rekâtinde bir kere Fâtihâ ve elli kere İhlâs sûrelerini okusa, Allâhü Te‘âlâ ona bin kere bin sevâb yazar. Kur’ân-ı Kerîm’den okuduğu her harf için cennette ona bir yüksek derece verilir. Her derece arası beş yüz…
 
Arefe Gecesi Kurbân Bayrâmı’nın birinci günü ile Arefe Günü arasındaki gecedir. Zilhicce Ayı’nın dokuzuncu gününü onuncu gününe bağlayan gecedir. Hz. İbrâhîm (a.s.) bir gece rüyâ gördü. Bu rüyânın evhâm mı yoksa ilhâm mı olduğunda şübhede kaldı. Zihni hep bu rüyânın tesirinde olarak gününü geçirdi. Nihâyet ikinci gece de tekrâr aynı rüyâyı görünce …
 
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in: “Kimin rızkının bereketlenmesi, bakiyye-i ömrünün uzaması kendisini sevindirirse, o kimse sıla-i rahim etsin” buyurduğunu Enes (r.a.), işittim demiştir. (Buhâri) Sıla-i rahim vâcibdir. Terki, mesûliyeti mûcibdir. Bu husûsta müteaddid hadis-i şerîfler vardır. Sıla-i rahim, yakın akrabanın derecesine göre sevâbı da fark ett…
 
Seleften büyük bir cemâat ve âlimlerin çoğu Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri’nin anne ve babalarının îmân üzere vefât ettikleri görüşündedirler. Şunu delîl getirdiler. Efendimiz (s.a.v.): “Ben mütemâdiyen (devâmlı olarak) temiz babaların sulbünden, temiz anaların rahmine nakloluna geldim” diye buyurmuşlardır. Cenâb-ı Hâkk Tevbe Sûresinde “Şübhesiz ki …
 
Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: “Ümmetime saâdet ihsân eden; seni de belli bir vâkte kadar şakî (âsî) kılan Allâh (c.c.)’a hamd olsun.” Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in bu cümlesini duyan la’netli İblis şöyle dedi: “Heyhât, heyhât. Ümmetin saâdeti nerede? Ben, o belli vâkte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferâhlık duyars…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den şöyle bildirirler: Gözlerinin ışığı, hanımların efendisi, kerîmesi Fâtıma (r.anhâ)’ya: “Ey Fâtıma! Kalk! Kurbanının yanına git! Ve kurban kesilirken şu duâyı oku: “Şübhesiz benim namazım, ibâdetlerim, hayâtım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allâh (c.c.) içindir. Onun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müsl…
 
Ebû Zer (r.a)’in rivâyetine göre ilk önce Müslümanlığını açığa vuranlar yedi kişiydi: Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Ebû Bekir Sıddık, Ammâr bin Yâsir ve annesi, Sümeyye Hâtûn, Süheyb-i Rumî, Bilâl-i Habeşî ve Mikdad (r.a.e.). Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’e azâb edemezlerdi, amcası Ebû Tâlib önlerdi. Ebû Bekir (r.a)’e de cefâ edemezlerdi, kavmi ço…
 
Günümüzde evlilik kurumunu yıpratmak için çok tuzaklar var. Evlilikler gittikçe azalıyor, boşanmalar artıyor. Bekar gençler evlilik beklentilerini gerçeklik üzerine değil, dizi ve filmlerdeki gördükleri senaryo ile kurgulanmış bir dünya üzerine kuruyorlar genellikle. Karı-koca problemlerini çözmeyi bilmeyince birbirlerine sürekli incitici bir dil k…
 
Hz. Âişe-i Sıddîka (r.anhâ) vâlidemiz, rivâyet ettikleri hadîste, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in şöyle müjde verdiklerini haber veriyorlar: “Zilhicce’nin ilk on gününün gecelerinden birini ihyâ etmesi, o kimsenin bir seneyi hacc ve umre ibâdetiyle ihyâ etmesi gibidir. Bu (dokuz) günlerden bir gün oruç tutması, senenin öbür vakitlerinde ibâdetle me…
 
Sevde binti Zem’a (r.anhâ) Neccaroğullanndandır. Süheyl b. Amr’ın kardeşi es-Sekran b. Amr ile evliydi. O ölünce Resûlullâh (s.a.v.) ile evlendi. Hatice (r.anhâ)’dan sonra Resûlullâh (s.a.v.)’in evlendiği ilk hanımıdır. Tirmizî, İbn Abbas (r.a.)’dan şöyle rivâyet ediyor: “Sevde (r.anhâ) Resûlullâh (s.a.v.)’in kendisini boşamasından korkarak: “Beni …
 
Öğrendiğimiz hadisleri, ulaşabildiğimiz diğer insanlara öğretmek ve hadislerin bilinmediği, duyulmadığı ve yazılı olarak bulunmadığı memleketlere bu hadisleri ulaştırmak Efendimiz (s.a.v.) ile aramızdaki ahidlerdendir. Bunun yolu da hadisleri bir kitap halinde yazarak o çevrelere göndermektir. Hadisleri yazmanın ve bunları topluluklara duyurmanın ç…
 
Gündüz sabah namazı vaktinin girmesinden, akşam gün batımına kadar olan zaman diliminde 7 adet zikir (vird) vakti vardır. Bu yazıda beşinci, altıncı ve yedinci vakitten bahsedilmiştir. Beşinci Vird, Asr-ı evvel ile asr-ı sanî diye bilinen ikindi namazının ilk vakti ile ikinci vakti arasındaki virddir. Bu, vakti en uzun virddir. Beşinci virdin vakti…
 
Hz. Ebû Zer (r.a.) diyor ki: “Ben Peygamber (s.a.v.)’e “Allâhü Te‘âlâ’nın indirmiş olduğu kitapların tamamı ne kadardır?” diye sordum. Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: “100 sahife ve 4 kitaptır. 50 sahife Hz. Şit (a.s.)’a, 30 sahife Hz. İdris (a.s.)’a, 10 sahife Hz. İbrahim (a.s.)’a, 10 sahife Tevrat’tan önce Musa (a.s.)’a ve bunlara ilave olarak …
 
Türk ve İslâm Tarihi’nin en muhteşem devri Osmanlıların eseridir. Onlar millî ve İslâmî mefkûrelerin dâhiyane birleşimi, siyasî istikrar ve sosyal adâletleri sâyesinde üç kıtanın ortasında ve Akdeniz havzasında beşer tarihinde “Nizâm-ı âlem” dâvasının en kudretli temsilcileri olmuşlardı. Osmanlı hânedanı dünyada hiçbir aileye nasîb olmayan büyük ve…
 
İmâm Rabbani (k.s.) şöyle buyurdu: “Bu fakir öteden beri bir yemek pişirdiği vakit o yemekten ehl-i beyte bir hisse ayırır ve hususiyetle de Peygamberimiz (s.a.v.)’in ve ehl-i âbânın ruhaniyeti için (fakirlere) tasadduk ederdim. (Ehl-i âbâ, Hz. Ali (r.a.), Hz. Fâtıma (r.anhâ), iki imâm yani Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in iki torunu, Allâhü Te‘âlâ …
 
Hz. Ömer (r.a.)’e dayanarak, Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu anlatılıyor: “Mü’min kabrine konulduğu zaman Münker ve Nekir gelir. Onu oturtur, sorguya çekerler. Kabre koyanlar, dönüp gittikleri zaman, ayak seslerini duyar. Melekler sorar: “Rabbin kim? Dinin nedir? Peygamberin kimdir?” Mü’min kul, bu sorulara şu cevâbı verir: “Rabbim Allâh (c.…
 
Tarikâtın (tasavvuf yolunun) gâyesi, insanın nefsânî duygularının arınması ve kalbinde mevcut olan hastalıklarının tedavi edilip, kıyâmet gününde Efendimiz (s.a.v.)’in şefâatine mazhar olunacak hâle ermeye çalışmaktır. Seyyid Ahmed Er Rifâî (k.s.) Hz.’leri şöyle buyurmaktadır: “Evlâdım! Kur’ân-ı Azimüşşân’a ittiba et, onunla amel et, saâdete erersi…
 
İnsanların tükettikleri gıdalar dâhil tüm tüketim malzemeleri, o kişi veya toplumun hayat tarzını açıkça ortaya koyar. Herkes kendine yeniden şu soruları sormalıdır: 1. Yiyip içtiklerimden de hesâba çekilecek miyim? 2. Ben yiyip içtiklerimin hesâbını verebilir miyim? Şayet veremezsem beni bekleyen akıbet nedir? 3. Yeme, içme konusunda Kur’ân-ı Kerî…
 
Kurbanın Kur’ân’dan delili, Kevser suresindeki “Fe salli lirabbike venhar (Rabbin için namaz kıl ve kurban kes)” emridir. Sünnetten birçok delillerinden birisi şudur: Müslim, Enes (r.a.)’dan rivâyet ediyor: “Resûlullâh (s.a.v.) güzel boynuzlu, beyazı siyahından fazla, alaca iki koç kurban etti. Besmele çekip tekbir getirdikten sonra, ayağını kurban…
 
Said b. Museyyeb (r.a.)’dan naklen, Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu anlatılır: “Allâhü Te’âlâ, üç kimseyi, bir hac sebebiyle cennete koyar. Şunlardır: Haccı vasiyet eden, bu vasiyeti yerine getiren, bir de namına hac yapılan. Umre ve cihat da aynı şekildedir.” Abdullah b. Abbas (r.a.)’in şöyle dediği anlatılır: Resûlullâh (s.a.v.) ile Mina’d…
 
PRATİK FIKIH BİLGİLERİ: ABDEST VE GUSÜL SUAL: Abdest alırken diş etinde kanama meydana gelen kişinin abdesti bozulur mu? CEVAP: Bedendeki bir yaradan çıkıp yaranın dışına akan kan abdesti bozar. Ancak diş etinden çıkan kan, karıştığı tükrüğün yarısı veya daha fazlası kadar ise abdesti bozar. (Mevsılî) Şafiilere göre ise abdest, sadece ön ve arkadan…
 
Riyâ, ibâdeti Allâh (c.c.) rızası için değil de başka bir niyetle yapmaktır. Bu, icmâ ile haramdır. Peygamberimiz (s.a.v.), riyayı küçük şirk olarak isimlendirmiştir. İhlâs ise, ibâdetleri Allâh (c.c.)’ın rızasını kazanmak için yapmaktır. İbâdette ihlâs vâcibtir. Biz kullar, Allâh (c.c.)’a ibâdet etmekle emrolunduk. İbâdet ise ihlâssız olmaz. Onun …
 
Resûlullâh (s.a.v.)’in bizden aldığı ahidlerden biri de şudur: Bütün sözlerimizde, işlerimizde ve inançlarımızda sünnete tâbi olacağız. Herhangi bir iş hakkında Kitab ve Sünnetin ne dediğini, İcmâ ve Kıyâs’ın ne olduğunu bilmiyorsak o işi yapıp yapmama hususunda tevâkkuf ederiz (bekleriz). Sonra bakarız: Eğer bazı âlimler o işi güzel görüyorlarsa, …
 
Hz. Âişe (r.anhâ)’ya bir defa içi dirhem dolu iki torba verildi. İçlerinde yüz binden fazla dirhem vardı. Hz. Âişe (r.anhâ) bir tabak istedi ve doldurup doldurup dağıtmaya başladı. Akşama kadar hepsini bitirdi. Bir dirhem bile bırakmadı. Kendisi de oruçluydu, iftar vaktinde hizmetçisinden orucunu açmak için bir şeyler getirmesini istedi. Hizmetçi b…
 
SÂDIK İNSAN KİMDİR? Sâdık insan”ın alametleri şunlardır: Baktığı zaman ibret alır, sustuğunda tefekkür eder, konuştuğunda zikreder, verilmeyip men edildiğinde (engellendiğinde) sabreder, verilince şükreder, belâya uğrayınca istircâ eder (“innâ lillah ve innâ ileyhi râciûn” âyetini okur; Allâh (c.c.)’a sığınır), biri ona câhilce davranırsa hilmle ka…
 
Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: “İçinizden hiçbirisini koltuğuna yaslanmış bir vaziyette iken, kendisine, benim emir ve nehiylerimden biri ulaştırıldığında “Başkasını bilmem, biz Allâhü Te‘âlâ’nın kitabında gördüğümüze uyarız” dediğini sakın görmeyeyim. Böylelerine yaklaşmayın ve onlarla dostluk kurmayın.” buyurmuştur. Ebû Hüreyre (r.a.) rivayetle; …
 
ORTAÇAĞ AVRUPA’SINDAN BİR KESİT Avrupa’daki yaygın inanışa göre vücuda işkence yapmak, asırlarca din ve ahlakta üstün bir mertebe olarak kabul görmüştür. Tarihçiler bu hususta birçok enteresan hadiseler nakletmişlerdir. Rivayete göre Makarius tam altı ay çıplak vücudunu zehirli sineklerin ısırması için su mahzeninde yatmıştır. Aynı zamanda bu kişi …
 
Abdest, bedenin günâhlardan temizleyicisidir. Yani namazın sahih olması ve (kabulü, beden azalarının günâhlardan pâk olmasına bağlıdır. Bu paklık da, iç ve dış temizliği mânasında abdestle hâsıl olur. Ebû Ümame (r.a.)’dan rivâyet olunduğuna göre Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: “Mümin kimse abdest aldığı zaman günâhları, kulaklarından…
 
1971 yılında İstanbul’da, MTTB Genel Başkanı Ömer Öz­türk tarafindan kurulan vakfımız; milletimizin tereddütsüz gü­veni, yarım asırlık tecrübesiyle; eğitim, yurt, burs ve yayıncılık alanlarında hizmet vermektedir. Muhterem Ömer Öztürk’ün, bütün masraflarını karşılama­ya devam ettiği Fatih Gençlik Vakfı’nda, üniversite öğrencile­rine 1971 senesinden…
 
Cenâb-ı Allâh, kendisini: “Din Gününün Melîki” olarak tavsif edince, adâletinin tam olduğunu âlemlere açıklayarak şöyle buyurmuştur: “Senin Rabbin kullarına asla zulmetmez.” (Fussilet s. 46) Sonra Cenâb-ı Allâh, adâletini şöyle açıklamıştır: “Biz kıyamet gününde adâlet terazileri koyacağız. Artık hiç bir kimse, en ufak bir zulme bile uğratılmayacak…
 
Selam b. Ebî Mutî (r.âleyh) şöyle demiştir: “Zühd üç çeşittir. Birincisi, kişinin bütün hâl ve hareketlerinde Allâh (c.c.)’un rızasını gözetip onlardan hiçbiriyle dünyayı istememek. İkincisi; Allâh (c.c.)’un rızasına uygun olmayan işleri bırakarak Allâh (c.c.)’un rızasına uyanla âmel etmek. Üçüncüsü; helâl nimetlerden gönlü çekmektir ki bu nafile b…
 
Hz. Ömer (r.a.) şöyle buyuruyor: “Gecelerini namaz kılarak gündüzlerini oruç tutarak fakat ilim sahibi olmaksızın ibâdetle geçiren bir kimsenin ölümü, Allâh (c.c.)’un haram ve helâllerini bilip farzlardan başka ibâdet yapmayan bir âlimin ölümünden daha hafiftir.” Rebî’ (r.a.) şöyle dedi: “Âlimler zamanların kandili, ışığı ve aydınlatıcılarıdır. Her…
 
Muhammed b. Lebid (r.a.)’dan rivâyet edilen bir Hadîs-i Şerif şöyledir: Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizin müptelâ olmanızdan korktuğum şeylerin en korkuncu küçük şirktir.” Ashâb (r.a.e.) sordular: ”Ey Allâh’ın Resûlü (s.a.v.)! Küçük şirk nedir?” Şöyle buyurdu: “Riyadır. Allâhü Te‘âlâ amellerine göre kullara karşılık vereceği gün, riyakârlar…
 
Bir meclise gittiğin zamân önce selâm ver. Önündeki insânları çiğneyip ileri geçme, boş bulduğun yerde otur. Tevâzû’a uygun bulduğun yeri kabûl et. Husûsi mevki arama. Yollar üzerinde oturma. Oturmak zarûreti varsa, gözlerine sâhib ol. gelip geçenleri süzüp durma. Düşkünleri koru. Mazlûmların elinden tut. Şaşkınlara yol göster. Verilen selâmı al. l…
 
Osmanlılar hüküm sürdükleri coğrafya dolayısıyla kendilerinden önceki uygarlık havzalarından gelen geniş bir bilimsel birikime varis olmuşlardı. İslâm dünyasının genel birikimine ilâve olarak Antik Yunan-Helen uygarlığını daha önceki çeviri hareketleri dolayısıyla çok iyi tanıyorlardı. Osmanlıların bilim ve teknoloji ile ilişkilerini birçok konu üz…
 
“Size şunları nikahlamak harâm kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız.” (Nisâ s. 23) “Mü’min kadın…
 
Şehzade Selim İstanbul’da doğan ilk Osmanlı padişahıdır. 28 Mayıs 1524’te Topkapı Sarayı’nda Hurrem Haseki Sultan’dan doğdu. Çocukluğu İstanbul’da Eski Saray’da geçti. On altı yaşına kadar sarayda kalıp derin bir saray eğitiminden geçirildi. 1542’de on altı yaşında iken Konya sancakbeyi olarak atandı. Sırasıyla Manisa, tekrar Konya ve Kütahya’ya sa…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login