Mevlana halka açık
[search 0]
Daha fazla

Download the App!

show episodes
 
(Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbı dört kısımdan meydâna gelmişdir.I. kısım; Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (İ’tikâdnâme) kitâbının tercemesidir. (Hadîs-i Cibrîl) adı verilen; islâmın beş şartını ve îmânın altı şartını anlatan bir hadîs-i şerîfin açıklamasıdır. Ayrıca Şerefüddîn Yahyâ Münîrinin iki mektûbu, Allahü teâlâ vardır, birdir, konuları vardır.II. kısım; (Müslimânlık ve Hıristiyanlık) kitâbıdır. Burada Peygamberler, kitâblar, dinler, (Yehûdîlik, hıristiyanlık ve islâmiyyet) hakk ...
 
Bu kitâb, derin âlim ve büyük velî Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin, “ŞEVÂHİD-ÜN NÜBÜVVE Lİ-TAKVİYET-İ EHLİL-FÜTÜVVE” adlı kitâbının tercümesidir. Kitâbda, bir mukaddime, yedi bölüm, bir hâtime vardır:1) Mukaddime: Nebî ve mürsel kelimelerinin ma’nâlarını ve bunlara bağlı şeyleri açıklamakdadır.2) Birinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğumundan evvel, Peygamberliğine delîl olan alâmetler hakkındadır.3) İkinci bölüm: Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve se ...
 
Loading …
show series
 
Ümmü Sinân el-Eslemiyye (r.anhâ) anlatıyor: “Hz. Âişe (r.anhâ)’nın evinde, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in önüne serilmiş bir yaygı gördüm. Üzeri Müslümân kadınların bu gazve için hediye etmiş oldukları eşyalarla doluydu. Bunlar arasında fildişinden ve altından yapılmış bilezikler, halhallar, küpeler ve yüzükler görülüyordu. Hâlbuki halk o sıralarda büyü…
 
Bilmiş ol ki! Hakîkatı insanlarda arayan, dalâlet çölünde şaşırır. Eğer hakikat yolcusu isen Hâkk’ı bil ki, ehlini bilesin. Eğer yalnız insânlar arasında ün alan fazîlet derecelerine bakar ve bununla kifâyet edersen, Sahâbe (r.a.e.)’i ve onların üstün mevki’lerini unutma. Bu andığımız kimseler de onların üstünlüğünde rey birliğine varmış müttefikti…
 
Cabir (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivâyet eder: “Cehennemin kendisine haram olduğu kimseyi size haber vereyim mi? İnsanlarla kolay anlaşan, yumuşak tabiatlı ve insanlara yakınlık gösterene cehennem haramdır.” (Tirmizî) Ebû Mes’ûd el-Ensârî (r.a.) şöyle rivâyet eder: Resûlullâh (s.a.v.)’e bir adam getirilmişti. Adam, Resûlullâh (…
 
Sana Allâh (c.c.)’a karşı takvâ sahibi olmanı, O (c.c.)’a itaati, insanlara ezâ ve cefâ vermemeni, tavsiye ederim! Senin gıybetini yapsalar bile, sen kimsenin gıybetini yapma! Kimseden haksız yere dünyalık bir şey alma, ancak dînin alınmasını helâl kıldığı şeyleri al ve onları da hayır yollarında sarf eyle! Mü’min kardeşlerinin evlâd-ü iyâli aç dur…
 
CENÂB-I HÂKK’IN KEREMİ Ali Bin Muvaffak (r.âleyh) anlatıyor: “Arefe gecesi Mina’da Mescid-i Hayf’da uyuyordum. Rüyamda yeşil iki meleğin semâdan indiklerini gördüm. Birisi arkadaşına: “Ya Abdullah?” diye seslendi. Arkadaşı: “Buyur ey Allâh (c.c.)’ın kulu diye mukabelede bulundu. Öteki: “Bu sene Kâbe’yi ziyaret edenlerin kaç kişi olduğunu biliyor mu…
 
Îmân ve tevbeden sonra kalbin vazifesi Allâh (c.c.) için amellerinde ihlâslı olmak, şüphe ânında hüsn-i zânn beslemek, Allâh (c.c.)’a güvenmek, azâbından korkmak, fazlını ümit etmek ve takvâ üzere olmaktır. Kalbin mânâsı hakkında birçok haber rivâyet edilmiştir. Bunlardan birinde Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Mü’minler içerisinde öyle kimse…
 
O (s.a.v.), öyle bir kıymeti haiz bulunur ki; ne dille ifade edilebilir, ne de çalışmakla elde edilir. Bu ancak, Yüce Allâh’ın bir vergisi ve tahsisidir. İşte Habibine bu cümleden olarak şunları ihsân etmiştir: Peygamberlik, elçilik, dostluk, muhabbet, seçilme (kendi tarafından), isra, cemâlini müşahede ettirmek, kendisine yaklaştırmak ve cemalini …
 
Eskiden dağların kazık gibi yere çakılı olduğunu kimse düşünemezdi. Yeni yapılan araştırmalar neticesinde ise yer kabuğunun yaşadığımız sert tabakası altında yumuşak bir tabakanın var olduğunu, her dağın da bu yumuşak tabakanın içine giren uzantısı bulunduğunu, böylelikle yumuşak tabakaya karşı sert tabakanın sabit tutulduğu ortaya çıkmıştır. Bu ge…
 
Mevlid Kandili, Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğum günüdür. Dünyayı teşrîflerinin yıl dönümüdür. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: “Allâh (c.c.) ilk defa benim aklımı, benim nûrumu yarattı. Âdem (a.s.) daha su ile çamur arasındayken ben peygamberdim.” (Tirmizî) Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Âdem (a.s.)’ın yaratılmasından ondör…
 
Mevlîd Kandili’nde Osmanlı Sarayı’nın Küçük Mabeyn dairesinde Kur’ân-ı Kerîm okunması adettendi. Başta padişah olmak üzere Mevlidde bulunacak davetliler için minderler hazırlanır, kandil için çeşitli kişilere davetiyeler gönderilir ve sabahtan itibaren de gelen misafirler bir bir Sultan’a arz olunurdu. Mevlid, önde gelen büyük camilerin baş imamlar…
 
Fâtih Sultan Mehmed eliyle kazanılan bu mübarek zafer (İstanbul’un Fethi) ecdadın eserlerinde daima “Feth-i Celîl” veya “Feth-i mübîn” adları ile tebcil edilmiş ve İstanbul şehri de, sık sık Kur’ân dili ve “Belde-i Tayyibe” (Mübarek belde) sıfatını kazanmıştır. Böylece Lâtinlerin istilâsından sonra gittikçe harabeye dönen, nüfusu 50.000 civarına in…
 
Kendisi ile sorumlu tutulduğumuz fiillerimiz iki kısımdır. Birisi, genel manada aklımızla, hikmetini anladığımız fiillerdir. Meselâ, namaz, zekât ve oruç gibi. Çünkü namaz, Yaratan’a sırf bir tevazu ve yalvarıp yakarmadır. Zekât, fakirin ihtiyacını gidermeye çalışmaktır. Oruç ise, şehveti kırma hususunda bir sa’y-ü gayrettir. Diğeri, hikmetini anla…
 
Günümüzde en popüler konulardan birisi kadınların istihdamının artırılması ve bunu teşvik edici projeler. Burada bir hususa dikkat çekmek gerekir. ‘Çalışan anne’ kavramı ve çalışan anneye bakıcı yardımını içeren projelerle, ‘ev kadını’ olarak tanımlanan milyonlarca kadını rencide edilmiş olmuyor mu? ‘Ev kadını’ olarak tanımlanan hangi kadın ‘çalışa…
 
Allâhü Te‘âlâ buyurdu: “Ribâyı (faizi) öyle kat kat artırılmış olarak yemeyin, Allâh (c.c.)’dan korkun, ta ki muradınıza eresiniz.” (Âl-i İmran s. 130) Allâhü Te‘âlâ buyurdu: “Ribâ (faiz) yiyenler kendilerini şeytan çarpmış birer mecnundan başka bir halde kabirlerinden kalkmazlar. Böyle olması da onların alım satım da ancak riba gibidir demelerinde…
 
Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki: “Günahkârın elindeki dünyalığa imrenilmesin. Onun peşinde amansız bir takipçi vardır ki, onun durumu şu âyetle anlatılır: “...Onların varacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça biz onun alevini artırırız.” (İsra s. 97) Enes (r.a.) anlatıyor: “Resûlullâh (s.a.v.)’e Cebrail (a.s.) geldi. Elinde parlak bir ayna vardı.…
 
Allâhü Te‘âlâ şöyle buyurmuştur; “And olsun ki, Allâh, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirlerle Ensâra, içlerinden bir kısmının kalpleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lütfedip tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.” (Tevbe s. 117) İbn Batta (r.âleyh) diyor ki; “Bundan so…
 
Selçukluların zuhûru, İslâm dünyasına ve Anadolu’ya hâkim olmaları, Akdeniz sahillerine çıkmaları Türk, İslâm ve Cihân tarihinin en büyük dönüm noktalarından birini ve Malazgird zaferi de bu inkılâbın başlıca bir merhalesini teşkil eder. Zira bu inkılâp ile bir yandan İslâm dünyası iç buhranlardan ve Bizans’ın istilâ tehdidlerinden kurtuluyor; öte …
 
“Yâ Ali! Üstünlük günâhları terk etmektedir. Allâhü Te‘âlâ Hazretleri’nden korkmanın alâmeti, harâmlardan sakınmaktır. Doğru söyleyen kimsenin alâmeti, doğru söylemeği, kızsa, sevinse, bir ihtiyacı olsa bile âdet edinmektir. Yâ Ali! Beş şey gönlü öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak, çok gülmek, rızık için çok endişe etmek. Harâm yemek imân…
 
Rebiülevvel ayı “Mevlîd” ayıdır. Bu ayda mevlîd-i şerîf okutmak veya dinlemek pek faziletlidir. Bazı büyüklerin beyanları şöyledir: Hz. Ali (k.v.) buyuruyor ki: “Her kim Resâlullah (s.a.v.)’in Mevlîd-i Şerîfini hürmetle, tazimle okunulmasına sebep olsa o kimse dünyadan imân ile çıkar ve hesap görmeden cennete girer.” Hz. Cüneydi Bağdadî (k.s.) Hazr…
 
E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm. Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh. Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr. Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn. Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen. Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü v…
 
Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi, gece yarısından sonra yeryüzüne inecek belâlardan Allâh (c.c.)’un izniyle korunmak için imsâkten önce dört rek‘at nâfile namâzı kılıp Fâtiha’dan sonra zamm-ı sûre olarak, birinci rek‘atte 17 “Kevser”; ikinci rek‘atte 5 “İhlâs”; üçüncü rek‘atte 1 “Felâk”; dördüncü rek‘atte 1 “Nâs” sûrelerini okuyup selâmdan s…
 
Namaz kılan kimsenin, namaz içinde yemesi ve içmesi namazı bozar. Çünkü yemek ve içmek namaza aykırıdır. Kasden veya unutmak arasında fark yoktur. Namaz kılan kimsenin, dişlerinin aralığında kalan şeyi yemesi namazı bozmaz. Çünkü o dişin aralığında olan yemek, tükürüğe tâbi olduğu için, oruç dahî onun yenmesi ile bozulmaz. Bir kavle göre; “Diş aral…
 
İbn Mes’ûd (r.a.): “Kişinin kendi vaziyetini yoklamasına lüzum yok. Eğer Kur’ân’ı seviyor ve oradaki hükümler hoşuna gidiyorsa, Allâh (c. c.)’u ve Resûlü (s.a.v.)’i seviyor demektir. Eğer Kur’ân-ı Kerîm hoşuna gitmiyorsa, Allâh (c.c.)’u ve Peygamber (s.a.v.)’i sevmiyor demektir.” Amr İbnü’l As (r.a.): “Kur’ân-ı Kerîm’den her ayete, Cennette bir der…
 
III. Murad, Osmanlı padişahlarının on ikincisi ve İslâm halifelerinin de yetmiş yedincisidir. Sultan II. Selim Han’ın oğlu olup 4 Temmuz 1546’da Nurbânû Sultan’dan Manisa’da dünyaya geldi. III. Murad, doğduğunda babası şehzade Selim sancakbeyliğinde bulunuyordu. Hocası Sadeddin Efendi tarafından yetiştirilmiş olmanın yanında ilk eğitimini sarayda i…
 
Geçmiş büyüklerin bir ahlâkı da Aziz ve Celil Allâh’ı kızdıracak bir konuma düşme endişesine kapıldıklarında ölümü istemeleri idi. Söz gelimi nefislerinde masiyetlere yönelmeye dair ön girişimler tespit ettiklerinde, kıpırdanmalar sezdiklerinde ölümü arzularlardı. Çünkü pek çok yerde karineler, belirtiler delil olarak değerlendirilir. Abis el-Gıfâr…
 
Kur’ân-ı Kerîm’de: “Ey insanlar! Sizi bir tek candan yaratan, ondan da yine onun zevcesini vücûda getiren ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türeten Râbb’inizden korkun!” (Nisâ s. 1) buyrularak erkek ve kadının yaratılışına dair bilgi verilmiştir. İslâm’a göre kadın ve erkek, birbirlerinin hak yoldaki yardımcısı ve destekleyicisidirler. Birbi…
 
Misyonerler Dinlerarası Diyalog fikrini, dini bilgilerde naklî yani vahyi esas alan “Ehl-i Sünnet” inancına sahip Müslümanlara kabul ettirmenin mümkün olmayacağını bildikleri için, Müslümanları Endülüs’te İbn Tufeyl ve İbn Rüşd’ün temsil ettiği “Felsefî İslâma” yönlendirmeye karar verdiler. M. Watt’a göre, bu filozoflar, İslâm’ın dışında kalan dinl…
 
Gerek Kur’ân-ı Kerîm, gerekse Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, ibret alıp Kıyâmet gününde acıklı duruma düşmememiz ve ebedî mükâfatı kazanmamız için, bizlere ahiretin iyi ve kötü ahvâlini haber vermişlerdir. İnsanoğlunun hayatının her anı kayda alınmakta; söylediği her söz ve işlediği her fiil, kıyâmet günü hesabı görülmek üzere “gözetleyici melek…
 
Hadîs-i Şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Kıyâmet gününde dört sınıf insan hiç hesâb görmeksizin cennetin kapısına gelirler. Bunlar haccını bozmaksızın hac yapan hacı, savaşta şehid düşen şehîd, cömertliğine asla riyâ karıştırmayan cömert ve ilmiyle amel eden âlim. Bunlar, kimin ilk önce cennete gireceğini aralarında konuşurlar. Onların aralarında adâl…
 
Mescitlerin yapımının yardımına temiz bir kalp ve imân niyetiyle, helâl malımız ve canımızla katılmalıyız. Bu yapıyı yaparken fuzulî israftan kaçınmalı, bina edilen mescit içini renkli mermerlerle, tavanını, çeşitli renklerle boyamamaya (namaz kılanların dikkatini dağıtmaması için) dikkat etmeli ve şer’î özür olmadan bu yardımdan kaçınmamalıyız. Zi…
 
Çalış, çabala; yapış, bırakma. Sana lâzım olan şey kendiliğinden gelmez. Rızkını kazanmak için nasıl çabalıyorsan, ma’nevî çöküntüden kurtulmak için de öyle çabala. Kendini iyi işler yapmaya zorla. Kendini şeytândan koru. O, insanları elindeki oyuncak gibi oynatır. Evinizde bulunan bir binek hayvanına nasıl hâkimseniz, o da size öyle hâkim olur. Ka…
 
ÇALIŞ, ÇABALA; YAPIŞ, BIRAKMA Çalış, çabala; yapış, bırakma. Sana lâzım olan şey kendiliğinden gelmez. Rızkını kazanmak için nasıl çabalıyorsan, ma’nevî çöküntüden kurtulmak için de öyle çabala. Kendini iyi işler yapmaya zorla. Kendini şeytândan koru. O, insanları elindeki oyuncak gibi oynatır. Evinizde bulunan bir binek hayvanına nasıl hâkimseniz,…
 
Abdullâh ibn Ömer (r.a.) der ki: “Mısır ahâlisinden bir kimse gelip bana “Hz. Osmân (r.a.)’in Bedir Gazvesi ve Bey’âtü’r-Rıdvân’da bulunmadığını biliyor musun” diye sordu. Ben de “evet biliyorum” dedim. Sonra Abdullâh ibn Ömer (r.a.) o kimseye hitâben: “Şimdi sen yanıma gel de işin aslını sana anlatayım” diye tafsilat verdi: Hz. Osmân (r.a.)’in Bed…
 
XVI. asır, Türkler’in 22 asırlık tarihlerinin en büyük devresidir. XVII. asır da, Türkler’in büyüklük çağlarından biri sayılır. Bu asırda Hindistan Türk imparatorluğu, yüzyılın son yıllarına kadar yükselmekte ve gelişmekte devam etmiştir. Bu yıllarda Hindistan Türk imparatorluğunun başında Şâh-ı Cihân vardı. Bu büyük hükümdar, Timur’un 9. ve Timurl…
 
ABD’de yapılan bir çalışmada Kur’ân’ın insan bedeni üzerindeki fizîkî etkileri incelenmiştir. Çalışmaya yaşları 17 ila 40 arasında değişen kadın ve erkek gönüllüler katıldı. Bu gönüllülerin hiçbiri Müslümân değildi ve Arabça bilmiyordu. Dinlediklerini de ilk defa dinliyorlardı. Araştırmada insan bedenindeki anlık değişimleri algılayabilen MEDAC 200…
 
Kötü alim(!)ler eşkiyadan, yol kesicilerden daha kötüdür. Çünkü yol kesici, insanın dünyasına kasd eder, ama bu bozuk hocalar, insanın îmânına kasd ederler. Onlar namaz ve oruçta bile gevşeklik gösterirler. Haram ve günâhları âdet edinirler. “Hakkın sırları bize zahir oldu, bizim sözlerimiz bizden değildir. Yaptığımız işleri biz yapmıyoruz” derler.…
 
Hz. Ömer (r.a.) devlet malına pek dikkat ederdi. Hiç kimsenin en ufak bir gasbına imkân bırakmazdı. Birgün kızı Hz. Hafsa (r.anhâ), Zevü’l-Kurbâ’dan olduğundan ganîmetten hissesini istemeğe gelmişti. Hz. Ömer (r.a.) de: “Kızım bu para ganimet dâiresine âiddir. Benim şefkat hislerime hitâb ederek beni mağlûb etmeğe çalışma!” dediler. Suriye’nin feth…
 
Dil, en azgın, en bozguncu bir uzuvdur. Süfyan İbn-i Abdullah (r.a.) rivâyet eder: “Resûlullâh (s.a.v.)’e dedim ki: “Yâ Resûlallâh, benim için en çok korktuğun şey nedir?” Resûlullâh (s.a.v.) parmağıyla dilini tutarak: “İşte bu” buyurdular. Mâlik İbn-i Dinar (r.a.) der ki, “Eğer kalbinde kasvet, vücudunda zafiyet, rızkında mahrumiyet görüyorsan bil…
 
Organ nakli aynı anda iki kişiyi bağladığı için, organ aldırmaktan daha trajik bir durumdur. Peygamberimiz (s.a.v.) “Ölünün kemiğinin kırılması, yaşarken kırılması gibidir ve her ikisi de günâhtır” diye bildirmiştir. Bazı alimlerin bu hadise dayanarak “ne canlının ne ölünün karnının yarılması, boğazının kesilmesi, akciğer, karaciğer, kalp, böbrek v…
 
Selef sıfatı, bir hadîs-i şeriîten yola çıkarak; Sahabe, Tabiun ve Tebeuttabiin (r.a.e.)’e yani hayırlı nesil olarak Resûlullâh (s.a.v.)’in övdüğü bu ilk üç nesle verilir. Bunların itikadda amelde ve din anlayışındaki tutumlarına da “selef yolu” veya selef-i salihin (geçmişteki iyilerin) mezhebi demek adettir. Ve yine Ehl-i Sünnet anlayışında, bu y…
 
Rivâyet olundu ki, Hâkk Teâlâ Musa (a.s.)’a vahyederek: “Ya Musa! Beni andığın zaman vücûdun titresin, beni anarken huşû ve itminan içinde bulun, beni andığın vakit dilin kalbinin ardında olsun yâni düşünerek zikreyle münâcat için huzûruma geldiğin vakit, âciz bir kulun efendisinin huzûrunda durduğu gibi dur, çarpan bir kalp ve doğru konuşan bir li…
 
Selh bin Sâlih Hemedânî (r.âleyh) der ki: “Ebû Ca’fer Muhammed bin Ali (r.âleyh)’den sorup: “Resûlullâh (s.a.v.) bütün nebilerden sonra gönderilmiştir. Ne şekilde diğer peygamberlerden önce gelmiş olur?” dedim. O da: “Allahü Teâlâ ezel âleminde bütün ruhlara “Ben sizin Rabbiniz miyim?” hitabını buyurduğunda Resûlullâh (s.a.v.) hepsinden önce: “Belî…
 
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz miraca varıp geriye dönmek istediğinde: “Ey izzet sahibi Rabbim! Yolcu, vatanına dönmek istediğinde, eşine, ahbabına ve dostuna hediye olarak götüreceği bazı şeylere ihtiyaç hisseder” buyurdu. Bunun üzerine, Peygamber (s.a.v.)’e: “Senin ümmetine verilecek hediye namazdır” denildi. Dolayısıyla namaz, cismanî miraç ile ru…
 
Abdullah ibn-i Ömer (r.a.)’dan, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak bu kalpler kendisine su değen demirin paslandığı gibi paslanır.” “Onun cilası nedir Ya Resûlallâh?” denilince, Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ölümü çok hatırlamak ve Kur’ân okumaktır” buyurdu. (Beyhâki) Su değince demirin paslandığı gibi, günahların çokluğu ve Allâhü Te‘âl…
 
İran’ın gündemi işgal ettiği ortamda millî şuurumuzun izlerini yeniden hatırlamak bakımından kayda değer bir hadisedir: Osmanlı tarihte İran ile yaptığı siyasi antlaşmalara İran topraklarında sahabeye küfür edilmeyeceği şartını koymuştur. 21 Mart 1590’da imzalanan anlaşmanın maddeleri arasında, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in sahabileri, ictihâd sa…
 
Hz. Osman (r.a.)’dan şöyle anlatılır: “Resûlullâh (s.a.v.) bir kabrin başında durdu; ağlamaya başladı, sordular: “Ya Resûlullâh cenneti veya cehennemi mi andınız?” Onlara cevâben Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kabir âhiret konaklarının ilkidir. Oradan kurtulana ötesi çok kolaydır. Ondan kolay kurtulamayana da ötesi çok zordur.” Abdülhamid b. M…
 
Her şeyin muhakkak bir zahiri (dışı, görünen tarafı), bir de bâtını (içi, görünmeyen tarafı) vardır. Dinin de zahiri şeriat, bâtını ise hakikâttir. Hakikâtsiz şeriat, faydasız; şeriatsız hakikât ise bâtıldır. Biri olmadan diğerinin hayrı ve faydası olmaz. Şeriat billur bir vazo, hakikat içindeki öz, tarikat onu yemenin yoludur. Sâvî (r.âleyh) diyor…
 
1520’de Yavuz Selim, yeni bir sefere hazırlanmak için Edirne’ye gidiyordu. Babasının da Dimetoka’ya giderken vefat ettiği Uğraş köyüne gelmişti. Geceyi geçirmek için çadırlı ordugâha geçilmişti. Oturup konuşurlarken padişah iki de bir sağ omuzuna elini atıp tutuyordu. Bir ara düğmelerini çözüp: “Bre Hasan Can, birkaç saattir omuzumda bir ağrı hisse…
 
“Allâhü Te‘âlâ’nın kazâ ve kaderini değiştirecek hiçbir kuvvet olmadığına göre duânın ne faydası var?” diye sorulursa; bilmiş ol ki, duâ ile belânın reddi de ilâhî kazâ kapsamındadır. Duâlar, belâların reddine ve ilâhi rahmetin celbine sebeb olabilir. Kalkan, okun geri tepmesine; yağmur, bitkilerin bitmesine sebeb olduğu gibi, duâlar da ilâhî rahme…
 
E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm. Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh. Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr. Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn. Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen. Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü v…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login