Pınar Nurhan halka açık
[search 0]
Daha fazla

Download the App!

show episodes
 
DeLi'RiuM adlı romanın okumaları... DeLi'RiuM Pınar Nurhan'ın Haziran 2020'de basılarak okuruyla buluşan romanıdır. Pınar Nurhan, 1977’de Ankara’da doğdu. 1997’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü’nü bitirdi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde Edebiyat Sosyolojisi alanında yüksek lisansını tamamladı. Basılı kitapları; Modern Cinayetlerin Kokusu (Siyah Beyaz Yayınları 2009) ve Kabuksuz Salyangoz (Yitik Ülke Yayınları 2012) ayrıca 80’lerde Çoc ...
 
Loading …
show series
 
''Rüya, 1971’ de Londra’da mikroskop başında çekilmiş bir fotoğrafım bu. Bazı resimlerime sadece tarih atarım bazılarına o an aklımdan geçenleri yazıveririm. Bu fotoğrafta belki de senin yaşlarındayım. Henüz kariyerimin başındayım ve başımıza gelecek onca şeyden bihaberim. Resmimin altına dolma kalemle ne yazmışım, bak; “Mutlu olmak için çok şey ge…
 
- Mesela birini sevmek için evvelinden tefekkür etmezsin ya da nefret etmek zekâ gerektirmez, kin tutmak için yeni fikirlere ihtiyacın yoktur, kıskanmanın cebiri, hasedin geometrisi yoktur. Birine şefkatle dokunmak için âlim olmaya, sana pis bir böcekmişsin gibi bakana ziyadesiyle karşılık vermek için filozof olmaya gerek yoktur. Hikmet sandıklarım…
 
''Aslına bakarsanız psikanalistler kördür. Neden biliyor musunuz? Çünkü annesiyle seviştiğini öğrenince kendini kör eden Oedipus var ya işte o kendileridir. İçimde özenle besleyip büyüttüğüm öfkemin kanına razıyım ama irin başkalarının payı olsun. Görüp duyduğu, koklayıp dokunduğu her nesneyi adlandırıp genelleyen, gördüğü her çöpü de o genelin içi…
 
''Dionysos’un insanın kasıklarında yarattığı ihtiras, onun kentlerin üzerine saldığı lanetin diğer yüzü… Dionysos öfke böceği tarafından ısırıldığında, kent halkına öyle bir lanet yağdırıyor ki, her yer toz duman oluyor. Büyük salgınlar içinde can veriyor bedenler, derilerinin altında kurtçuklar beliriyor, gözler irinle dolup kör oluyor, eller bükü…
 
''Ondokuzuncu asrın ikinci yarısından beri Osmanlı’nın uyguladığı usul-i tahaffuz burada belki de yüzlerce ruhun asılı kalmasına yol açmış. Kimsenin sözünü etmediği, yaşarken herkesin görmezden geldiği hastalar, ölünce tümüyle unutulmuş. Hiç bilmedikleri bir anda karantinaya alınarak ailelerinden ayrılmak zorunda kalan bu insanlar burada acı içinde…
 
''Her ne kadar ailemin ortodoks marksist gözlüklerinden sıdkım sıyrılmış olsa da derinlerde bir yerlerde materyalist dünya görüşü içime işlemişti anlaşılan. Ruhlarmış, tinsellikmiş, ölümden sonra hayatmış yok daha neler, diyerek yaşamak epeyce konforluydu. Herhangi bir şeye biteviye inanmanın verdiği ferahlık, insanı dirençli kılıyor. Oysa şimdi hi…
 
''İnsan âşık olunca her şeyi anlıyor mu nedir, dimağı mı açılıyor, korteksi mi inceliyor, kanındaki gerçeklik kimyası mı ateşleniyor? Gevşemeyle gelen ılık bir deniz dokunuşu… Kendi bedenim de dâhil tüm nesneleri parlak ve güzel görme hali. Sanki artık bir beden değilmişim gibi. Bu iç çekiş nefes mi, hayat mı? Kendim mi, başkası mı? Göğsümün orta y…
 
''...Bir hayaletin kulağına fısıldadığı sesleri duyabiliyorsa şair, çocuk bile olsa artık geri dönüşü yok. Söze hükmedecek, sözü duyacak, sözcüklerle oynayacak, evirip çevirecek demektir, tam da şimdi elindeki bu pusulayla yaptığı gibi. Denizciler nasıl ki pusulayla yön buluyorlar, şairler de sözcüklerle yön verip, yol açıyorlar duygu haritasına in…
 
''...Cüzamın nasıl bir hastalık olduğunu her hekim gibi az çok bilirim. İlerlemiş vakalarla çalışmanın zorluğunu da. Bulaşıcı olup olmadığı henüz netleşmemiş olsa da kalıtsal yatkınlık belirleyicidir. Odaya girdiğimde Tahaffuzhanedeki kokunun benzerini hissediyorum. Hepimizin bildiği ilaç, sargı bezi ya da pamuk kokusundan bahsetmiyorum. Tahaffuzha…
 
''- Derlerdi ki; Ey oğul, geceleri gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz geçmişimizdir. Her ruh son nefesiyle çekilir alınır cisminden. Ondandır ki ölü bir beden cisimden ibarettir, cesettir. Ruhumuz yıldızlara göçer ve bir kıvılcım bırakır yeryüzünde. Oradan bakar oğullarına kızlarına atalar. Yeri gelir ses olur yeri gelir göz olur yeri gelir nefes ol…
 
''Ben denizde büyüdüm. İnsanlara yabancı sayılırım. Koca gövdem birçok belayı savurmuştur, bazılarını üzerime çekmiş de olabilir. O gün orada yaşadığım şey hiçbir belaya benzemiyordu. İnsanların sana tiksinerek baktığını görmek, bakışlarda taşınan korkuyla yüzleşmek başka bir şeymiş. Sana en kibar tavrını takınıp hizmet bile etse, gözlerinde yuvala…
 
''Cüzamla ilgili bildiklerim yanıldığıma yetmez. Bu hususi çalışma gerektiren, birçok hekimin de uğraşmayı istemeyeceği bir alan. Bulaşıcı hastalıklar ne zaman nereye evrileceği belli olmayan ani ataklarla bedeni ele geçiren, tedavisi son derece güç, sabır gerektiren, her an ölüm riskiyle çalıştığımız durumlar.''…
 
Karantina Adası’nda başlayan olağanüstü karşılaşmalar karantina zamanlarında ifşa oluyor. DELİRİUM bir hatırlayış ve yüzleşme hikayesi... Geçmişimizle olduğu kadar, kolektif hafızayla da tanışmamızın öyküsü. Bu bir ölülerle konuşma kitabı! Bin sekiz yüzlerin sonlarında salgın hastalık teşhisiyle Urla Karantina Adası’nda alıkonulan bazı insanlar, öl…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login