Organic halka açık
[search 0]
Daha fazla

Download the App!

show episodes
 
Ayfer Tezcan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü mezunudur. Kişisel merakı ve ilgisiyle geliştirdiği sağlıklı yaşamla ilgili bilgi birikimini çevresindekilerle paylaşmaktan her zaman mutlu olmuştur. Paylaşımlarını daha çok kişiye ulaştırabileceğini düşündüğü bir platforma taşımaya karar vererek bu podcast'e başlamıştır. Günlük hayatınızda kolaylıkla uygulayabileceğiniz bilgiler için takipte kalın! ayfertezcan.com #saglikaskina #ayfertezcan
 
Loading …
show series
 
Her polikistik over "PCOS" mudur? Her "PCOS" polikistik over midir? Aslında hasta olan, overlerimiz yani yumurtalıklarımız mıdır? Yoksa tüm bedende olumsuz giden durumlar, XX kromozomlu bireyleri en hassas ve zayıf halkasından mı vurur? Acaba diatiao yani yaşam şeklimizi değiştirirsek sendromlardan kurtulabilir miyiz? Çok soru oldu. Dinleyelim mi?…
 
Mikrobiyatamızı bedenimizin ara yüzü gibi düşünebiliriz. Vücudumuzdaki dört farklı mikrobiyata bölgesi; bağırsak, ağız, deri ve vajina bölgeleridir. Dolayısıyla mikrobiyatamızı oluşturan mikroorganizmalar, mantarlar, virüsler, arkealar, mikroökaryotlarla barış içinde yaşamanın yollarını öğrenmeliyiz. Peki siz mikrobiyatanıza nasıl bakıyorsunuz? Bey…
 
Bedenimizin geri kalanında sahip olduğumuz hücrelerimizin tam on katı kadar hücre, bağırsaklarımızda yaşar. Bu davetsiz kiracılarımız probiyotiklerimizi oluşturur. Bir de prebiyotiklerimiz vardır ki bunlar canlı değildir. Sadece probiyotiklerimizi beslerler. Davetsiz kiracılarımızın yani probiyotiklerimizin bazıları daimi bazıları da geçici olabili…
 
Sizin son zamanlarda uyguladığınız DİATİAO hangisidir? Diyet sözcüğü, Yunanca "diatia" yani yaşam tarzı sözcüğünden gelmektedir. "Diatiao" sözcüğü yine Yunancada, belli bir yaşam tarzını benimsemek ve belli bir tarzda beslenmek anlamında kullanılır. Sonra Fransızcaya "diete" olarak geçmiştir. Peki günümüzde pek popüler ketojenik diyete nasıl geldik…
 
Beynimizin gelişimi, kemiklerimizin ve dişlerimizin sağlığı için gereken elementlerin başında fosfor gelir. Özellikle gelişme ve büyüme çağındaki çocuklarımız, gençlerimiz için çok önemlidir. Balık her gün tüketilmesi mümkün olan bir besin değildir. O zaman fosforu bitkisel besinlerden almamız gerekir. Bitkisel besinlerdeki fosfor ise fitik asit iç…
 
Plastik atıkların pasifik okyanusunda oluşturduğu plastik çöplüğü 7. kıta olarak literatüre geçti. 3.5 milyon metrekare (yaklaşık beş Türkiye büyüklüğünde) bu çöplük gün gittikçe büyüyor. Dolayısıyla son yıllarda yapılan çalışmalarda, sofralarımızda tükettiğimiz birçok besinde plastiğe rastlanmaya başlandı. Balık, midye, kabuklu deniz canlıları dış…
 
Sülfür doğada en yaygın hali ile hidrojen sülfür olarak bulunur. Sülfür, kükürt elementini içerir. Vücudumuzda detoksifikasyon yapan ve gençliğimizin, güzelliğimizin devamlılığına yardımcı olan antioksidanların üretilmesini sağlar. Bir de şarapların içinde bulunan sülfit molekülü vardır. Sülfit, gıdaların raf ömrünü uzatmak için de kullanılır ve gı…
 
Yaşlanma hızımızı ölçtürmeyi ister miyiz? Zamanı yavaşlatmak, hastalıklanmamak, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi elbette hepimiz isteriz. Bunun için ölümsüzlük iksiri aramaya gerek yok. Hayatımıza, mutfağımıza ORAC değeri yüksek besinleri sokmamız yeterlidir. ORAC değeri yüksek gıdalar neler midir? Hepsi ve daha fazlası bu bölümde.…
 
Ozon gazı (O3) 1840 yılında keşfedilmiştir. Yaklaşık 40 yıldır tıpta yeri vardır. Günümüzde bizim ülkemizin de içinde bulunduğu 16 ülkede, yasal olarak tıbbi tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Tedavi amaçlı olarak en çok kullanılan ve bilinen yöntem, majör ozonlu otohemoterapi yöntemidir. Aramızda damardan bu yöntemle ozon almış olan var mı?…
 
Doğadaki radyasyon çeşitlerinden biri olan radon gazı yer kabuğu kaynaklıdır. Günlük olarak aldığımız radyasyonun % 50'sini radon gazı oluşturur. Havaya göre sekiz kat daha ağır olduğundan toprakta ve zeminde bulunur. Radon gazı ölçümü yapılabilmesi için ölçüm cihazının yerden 50 cm yükseğe konulması gerekir.…
 
Osteoporoza bağlı olarak görülen kemik kırıklarında, genellikle kanda düşük K vitamini miktarı ile karşılaşılır. Bunun nedeni ise kanda düşük K vitamini seviyesinden dolayı, bağırsaklarda D hormonu emiliminin azalmasıdır. Bunun sonucunda kemiklerimiz için gereken kalsiyum emilimi bağırsaklarımızda yapılamaz.…
 
D hormonunun, karaciğerimizde aktif form olan 25(OH)D’ye yani kalsidiole dönüşmesi için, vücudumuzda magnezyuma ihtiyacı vardır. Eğer magnezyum eksikliği yaşıyorsak, uygun saat aralıklarında güneşlensek bile D hormonu sentezleyemeyiz. Bize de bu güzel yaz günlerinden D hormonu yerine sadece bronz bir ten kalır.…
 
İsleletimiz için olmazsa olmazlarımız arasında D hormonu ve kolajenden sonra sıra kalsiyum, fosfor ve magnezyuma geldi. Amacımız iskeletimizi sağlam tutabilmek için farklı bir bakış açısı geliştirmek; dolayısıyla bu bölümde dinleyecekleriniz, kesinlikle ne yemeliyiz ne kadar yemeliyiz gibi her yerde her zaman karşılaştığınız söylemler olmayacak.…
 
Loading …

Hızlı referans rehberi

Google login Twitter login Classic login