Allah hesabını onlardan soracaktır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

6:51
 
Paylaş
 

Manage episode 302376910 series 2825459
Hizmetten tarafından hazırlanmış olup, Player FM ve topluluğumuz tarafından keşfedilmiştir. Telif hakkı Player FM'e değil, yayıncıya ait olup; yayın direkt olarak onların sunucularından gelmektedir. Abone Ol'a basarak Player FM'den takip edebilir ya da URL'yi diğer podcast uygulamalarına kopyalarak devam edebilirsiniz.
#mizan​ #hocaefendi​ #fethullahgulen​ Bu video 06/08/2017 tarihinde yayınlanan "SÜFYÂNİYET ÇAĞI, TOPLUMSAL CİNNET VE HUKUK MÜCADELESİ" isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz:https://herkul.org/bamteli/bamteli-su... Adalet, meflûç!” dediniz. Hayır, yeni bir sistem oluşturmuşlar, yeni bir cinnet sistemi, farklı. Esasen Anayasa Mahkemesine gidemezsiniz, diğer mahkemeler işliyorsa, Adliye işliyorsa. Yargıtay işliyorsa, orada da hakkınızı arayacaksınız. Yargıtay’da da aleyhinizde çıktıysa, Anayasa Mahkemesine müracaat edeceksiniz. Orada da aleyhinizde bir şey çıktıysa, sonra da İnsan Hakları Mahkemesine müracaat edeceksiniz. Bir kere Yargıtay’ın önüne setler oluşturmuşlar, gidemiyorsun orada. İki sene insanları içeride tutuyorlar, ifadelerini almıyorlar, iddianame hazırlamıyorlar, “Bekleyin!” diyorlar, “Müstahak size; çünkü ‘hak’ dediniz siz. ‘Hak’ diyenlere, yaptığımız şeyler bunlar, size müstahak!” Bu da, onların hukuk mantığı… “Hak!” diyorsunuz, maruz kaldığınız şeylere “müstahak” oluyorsunuz. “Kıyak” değil mi? Özür dilerim, halk dili oldu biraz, hakkınızı helal edin! Oradan, mahkemeden sıyrılsanız, gideceksiniz bir o kadar da, iki sene, üç sene, Yargıtay’da bekleyeceksiniz. Oradakiler de zaten korkuyorlar; başta onlar hakkında iki defa, üç defa, dört defa müebbet isteniyor. Kime? Kime müebbet isteniyor? Belli bir dönemde ya bir makale yazmış, ya bilmem ne yapmış, ya falan, ona. Efendim, Karakuşî karar… Hırsız girmiş eve, talan etmiş. Sonra çıkarken, “Kapıdan çıkacağıma pencereden ineyim!” demiş. Evin penceresine de o günlerde bir boya çalmışlar, az kayganmış. Sonra hırsız, oradan, pencereden aşağıya doğru atlarken, düşmüş, ayağı kırılmış. Gitmiş muhakemeye; Kadı Karakuş’a ev sahibini şikâyet etmiş. Sonra, Karakuş da ev sahibini mahkûm etmiş, idama mahkûm etmiş. Hırsızın ayağı kırıldı; o kırık ayağıyla artık nasıl hırsızlık yapacak, nasıl rüşvet alacak; nasıl bir kısım fetva eminleri bulacak, onlara para döktürecek, onları peyleyecek, satın alacak, sonra dediğini güçlendirecek, elini güçlendirecek?!. Bütün bunlar, onun ayağının sağlam olmasına bağlı; Karakuşî mantığı. “Asın bu adamı!” diyor, “Hırsızın ayağının kırılmasına sebebiyet verdi!” Önceden bir darağacı koymuşlar oraya. Götürüyorlar ev sahibini asmaya. Efendim, bu defa adamın boyu biraz uzun geliyor, darağacı yetmiyor ona. Gelip diyorlar ki, “Efendim, darağacı biraz alçak düşmüş, adamın boyu da uzun, asıyoruz asılmıyor!” Kadı Karakuş, “Götürün onu, getirin başka birisini asın!” diyor. Karakuşî karar… Hukuk, böyle… Yargıtay, böyle… Bütün bunları geçerseniz şayet -Kaf dağını geçmek gibi bir şey- Anayasa Mahkemesine gideceksiniz. Anayasa Mahkemesinin bu mevzuda bir şey yapması için de yine evvela onların kurduğu süs mahkemesine müracaat edeceksiniz. Lüks muhâkeme o, lüks; Anayasanın da üstünde, lüks muhakeme. Efendim, oradan da bir şey çıkarsa şayet, bu defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat edeceksiniz. Dolayısıyla, burada dendiği gibi, hakikaten ümitsizliğe düşebilir hak arayan insanlar. Fakat Üstad’ın ifadesiyle, “Yeis, mâni-i her kemâldir.” Mehmet Akif aynı hakikati şöyle seslendirir: “Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’ Davransana… Eller de senin, baş da senindir!

900 bölüm